11 Nisan 2020

GENLER YAŞAMI KONTROL ETMEZ, YAŞAMI KONTROL EDEN BİZLERİZ




Yaşamımızı belirleyen genler değil, bizleriz. 





Dr. Bruce H. Lipton, PhD, Amerikalı Gelişimsel biyolog. 

1967’de Kök hücreler üzerinde çalışıyordum. O dönemlerde kök hücreleri pek az insan biliyordu. Genetiği aynı olan kastan, kemikten ve yağ hücrelerinden alınan kök hücrelerini 3 ayrı farklı kültür sıvılarının olduğu 3 ayrı deney kabına koydum. Yaptığım genetiği aynı olan kök hücrelerini farklı ortamlara koymak. Deneyin sonucunda aynı genetik bilgisine sahip hücrelerin farklı geliştiğini gözlemledim. Kendi kendime, dur biraz, okulda genlerin çevre şartlarını kontrol ettiğini öğretiyorum, deneyde çevre şartlarının genleri kontrol ettiğini görüyorum dedim. 1967’de sonucu yüksek sesle ne kadar haykırdıysam da geleneksel akademik anlayışına ters düştüğü için kimse beni dinlemedi. Ya ben aptalım ya da bulduğumu anlayamıyorlardı diye düşündüm. 1990’na kadar bilim bulduğum sonuçları tanımadı. Daha sonra bunu “Epigenetics” olarak isimlendirdiler. Epigenetic kontrol dediğimde, Epi üstünde demek, Epigenetic genlerin ötesindeki, genlerin dışındaki kontrol anlamında. Onlardan 23 yıl önce bu gerçeğin farkındaydım. Sonra sistemden ayrıldım, derse girmeyi bıraktım. Daha sonra Karayib’lerde öğretime tekrar geri döndüm.
Geleneksel eğitim sistemi, genlerin yaşamınızı kontrol ettiğini, karakterleri genlerinin tayin ettiğini, hatta genlerin kendi kendilerine uyanıp uyuduklarını, genleri bizler seçmediğini söyler.  İnsanlar genlerin kurbanı olmaya programlanmışlar. Gerçek ise bizler tam anlamı ile Yaratıcıyız, soylarından gelen genlerin kurbanı olduklarını düşündüklerinden, insanlar bu durumdan habersiz, ne yapayım bende böyle bir gen var onun için hastayım diyerek, kendilerini çaresiz, stres altında, depresyonda hissediyorlardı.

Angelina Jolie örneğinde olduğu gibi, annesi ve anneannesi göğüs kanserinden öldü. O da bu sonucu yaşamamak için göğüslerini kestirdi. Ancak göğüs kanserine sebep olan aynı gen aynı zamanda idrar kesesi kanseri, rahim kanserine de sebep olur. Angelina genlerin yaşamı kontrol ettiğine, annesinden gelen hastalıklı genleri taşıdığına dolayısı ile soyunun kurbanı olduğuna inandığından dolayı bu yolu seçti. Angelina basit bir gerçeği gözden kaçırdı, bana gösterebileceğiniz, kendi halinde, kansere yol açan bir tane bile gen yoktur. Angelina sözde problemi yaratan geleneksel adlandırılan BRCA1 kanser geni taşıyordu. Gerçek ise bu geni taşıyan kadınları sadece %50’sinde kanser görülüyor. Sonuç olarak sadece geni taşımak kansere sebep olmuyor, yaşamla uyum içinde olmamak ve geni taşımak kansere yol açıyor. Genler içinde bulunduğu ortamdan bağımsız olarak, kendi kendilerine hareket ederek sağlık sorunları yaratmıyorlar, dolayısı ile genlerin kurbanı nasıl olabilirsin? Senin bilincin ve bilinçaltın genleri harekete geçiriyor. Bilgi eksikliği güçsüzlüktür! Kim olduğumuzdan ve bedenimizin gerçekten nasıl çalıştığının bilgisinden mahrum bırakıldık. Dünyaya geliyorsunuz ve bebekliğinizden başlanarak programlanıyorsunuz, eğer yaşamınızın başlarında kurban olduğunuz programlanırsa, tüm yaşam boyu kurban olduğunuzu düşünüyorsunuz, çünkü kontrolde olan siz değilsiniz. Geleneksel görüşe göre sen kurbansın, kabul gören çalışmalarıma göre sen yaşamını yönlendiren ustasın, düşüncelerini, inançlarını, algılarını, dolayısı ile içinde bulunduğun ortamı değiştirebilirsin. Böylelikle tam olarak genlerini kontrol edebilirsin. Benim araştırmalarım geleneksel olarak kabul edilen genler yaşamı kontrol eder teorisinin aksini kanıtlamıştır.     

Bütün arkadaşlarım bana öyle ise bize nasıl kontrolde olacağımızı göster dedi. Ben de dâhil hiç kimse nasıl yapılacağını bilmiyordu. Daha sonraki çalışmalarında ortamdaki bilginin genlerle nasıl iletişim kurduğunu inceledim. Çalışmalarım beni hücre zarına yönlendirdi, doğal olarak dışarısı ile içerisi arasında hücre zarı var, hücre zarı aşılarak hücreye girileceğinden, zarı incelediğimde çok basit bir yapı gördüm sanki Oreo bisküvisi gibi iki koyu katman içinde bir beyaz katman. Zar sıvı kristaldir, içinde protein olmayan zar iletken değildir, sodyum, potasyum gibi proteinler eklerseniz tam iletken olur, böylelikle hücre içini hücre dışına bağlayan kanallar oluşur. Bu kanallardan her bilgi geçemez,  çok az bilgi geçebilir, dolayısı ile yarı iletken bir ortam oluşmuş olur. Sinyal alan ve sinyal veren iki ana protein görev yapar. Kapı işlevini görürler. 1985’te Macintosh bilgisayarımın önüne oturup bunları yazarken birden bu bilgileri bir yerlerde gördüğümü hatırladım. Bu bilgilerin benzerlerinin ilk aldığım bilgisayarın kullanma kılavuzunda olduğunu fark ettim. Basit bir kılavuz, açıp okuduğumda, cip’in kristal ve alıcı vericilerin bulunduğu (kapılar) yarı iletken bir yapıda olduğunu okudum. Ayrıntıları okudukça hücrenin karbon temelli cip olduğunu, çevreden toplanan bilgileri alıcıların yüzeyine daktilo edip hücrenin veri tabanı görevini gören hücre çekirdeğine gönderdiğini anladım.
      
Daha önce öğrettiğimiz, sizin programınız sizin yaşamınızdır, genetiğiniz sizin yaşamınızdır idi. Epigenetic öğretimi, bütün genler çevre şartlarına karşı tepkilerinin doğrultusunda değişebilir. Genlerine hapsedilmiş durumda değilsin, zar bir çip, çekirdek ise sabit disk ne yazıp okuduğuna bağlı olarak yaşamın değişir. Hücre programlanabilir bir çip’tir. Farklı çevre şartlarında farklı dışa vurum gösterir. Bunu anladığında bütün biyoloji anlayışı değişmekte. Ne tür bir fonksiyon elde edeceğin hücre zarına yazdığına bağlı.
  
Yaptığım deneyde görüldüğü gibi, genlerin içinde bulunduğu ortamın kimyası hücrenin kaderini tespit eder. Aynaya baktığında insanın sadece bir tane varlık olduğunu görürüz, bu bir ilizyon, çünkü insan vücudu 50 trilyon hücreden oluşur, hücreler de yaşayan varlık, vücuttaki bütün hücreler programlanabilir, bütün bu hücrelerin oluşturduğu bedenin kimyası kan hücrelerinin kimyası tarafından düzenlenir. Beden de deri ile çevrelenmiş bir deney tabağı gibi düşünüldüğünde kanda deney tabağı içindeki genleri kontrol eden kültürlenmiş sıvı. Peki, kanın kimyası nasıl ayarlanıyor, nereden geliyor? Beyinden. Beyin kafanızdaki düşünceleri çevirerek kan’ın kimyasına aktarır. Sevgiyi düşündüğünüzde beyin kanın kimyasını değiştirecek dopamine salgılar, buda sevdiğinize sizi daha çekici yapar, büyüme hormonu salgılanır, sizin canlılığınızı artırır. Eğer stresli bir durumla karşılaştığınızda kan’a stres kimyası verilir.

Kuantum fiziğin gezegende en geçerli bilim dalı olduğunu “Cosmic Code” adlı kitaptan öğrenmiştim. Kuantum fiziğin ilk kuralı, yaşam deneyiminizi oluşturan bilinç’tir. Kan’ın kimyasını oluşturan bilinciniz, aynı zamanda bilincinizin ifadesi oluyor. Bu ifade sizin yaşam deneyiminiz oluyor. Yaşam eşittir bilinç.

 Hastalıklarımızın ancak %1 bozuk genlerden kaynaklanıyor. %90’nın fazla kısmı stresten kaynaklanıyor. Geri kalanlarda kanın kimyasına bağlı olan hastalıklar. Hastalıklar evet sizin düşüncelerinizden kaynaklanıyor. Kesinlikle, düşüncelerinizi değiştirirseniz yaşamınızı değiştirirsiniz. Hemen şunu anlıyorsunuz, ben kurban değilim, ben yaratıcıyım!

Yaşam nasıl işliyor? Öncelikle bizlerin yapısı proteinden oluşmakta. Genler protein yapımı için tasarlanmıştır. Proteinin karakteri sizin bünyenizin karakteridir. Protein fiziksel bir yapıdır, fakat çevreden gelen belirli sinyaller proteine bağlanarak proteinin şeklini değiştirmekte, kendi etrafında döndürmekte. Niye bu önemli, şekil değiştirmek harekettir, hareket yaşamın geldiği yerdir. Proteinler yaşamla ilgilidir fakat yaşamın kendisi değildir. İnsan öldüğünde protein olan beden hala burada olmasına rağmen içinde yaşam yoktur. Protein artı sinyal birlikte yaşamı oluşturur. Proteinin şekil değiştirmesi terleme, hazım, kas hareketlerinin sonucunda oluşan atılımı gibi işleri yapar. Yaşam nedir? Protein mekanizmasının sinyal ile birlikte proteinin davranışını yönetmektir yaşam. Etan (Ethane) molekülünün kendi etrafındaki hareketini anlamak yaşamı oluşturan temel hakkında bilgi edinmek demektir. Etan’nın hareketi yaşam başlangıcında oluşan hareketin aynısıdır. Etan’nın hareketlerinin nasıl kontrol edildiğini anlamaya çalışan bilimin adı Newton fiziği, Evreni enerji ve madde olarak bölerek, maddeden yapılan maddeden yapılmış olanla iletişime girer, enerji ve madde birbirini etkilemez, dolayısı ile fiziksel olan insan bünyesi sadece fiziksel olan şeylerden etkilenir, kimyasal ilaçlar gibi, bizler bu programlamaya tabi tutulduk. Fakat Etan molekülün hareketi Newton fiziğinin mekanizmasının önerdiği gibi hareket etmediği, kuantum enerjisinin mekanizmasını kullandığı görüldü. Dolayısı ile enerjinin alanı proteinin hareketini ve ışığı üretmekte. Newton fiziği farmasötikal sektörün temelidir. Bu sektör, fiziksel kimyasallar ile senin bedenini dengeleyeceğim der. Sinyal olarak kullanılır kimyasallar. Fakat tercih edilen bu değil, enerji alanından gelen, bilinçten, düşünceden, ekolojik alandan gelen sinyaldir. Bu sinyaller kimyasallardan yüzlerce kat daha etkili sinyallerdir.

Tıp fakültelerinden önce herkesin kullandığı şifa teknikleriydi. Enerjiyi kullanarak şifa bulma, eller ile şifa verme, ruhsal şifa teknikleri kullanılmaktaydı. Amerikan medikal derneğinin açıklamasına göre, ilaç kullanımı Amerika’da ölüm sebepleri arasında 3. sırada yer almakta. İngilizler de aynı sonuca 20 yıl sonra vardılar. 1925’te kuantum fizik devreye girerek, fiziksel gerçeklik enerjinin yanılsamasıdır dedi. Her şey enerji olduğuna göre, enerjiyi enerji ile düzenlemek gerek. Bu tür tedavi yönteminde hiçbir şey satın almak zorunda değilsin, tedaviyi kendin yapabilirsin, dolayısı ile ilaç şirketleri bu durumdan memnun olmamakta. Bu yoldaki bütün bilgiler baskılanmıştır.

Beyin bir bilgisayar, bu gerçek, beynin gelişmesinde ilk ihtiyaç işletim sistemidir.  İşletim sistemi olan bir bilgisayarı açabilirim ve bu bilgisayardan bir şeyler yapmasını isterim, resim yapmasını, yazmasını falan. Bir şeyler yapabilmesi için önce programları yüklemek gerekir. İnsandaki “beyini bilgisayar”ın ilk 7 yılı bilincin yüksek beyin vibrasyonlarında çalışmaz, alfa sakin bilinç veya daha aktif olan Beta gibi. İlk 7 yılda beyin bunlara ulaşamaz. Daha çok Teta vibrasyonunda çalışır ki buda bilinçaltıdır, hipnoz düzeyidir. Peki, programı nereden alır, video kamerası gibi Teta seviyesinde diğer insanları izler, dışarıdan bilinçaltına indirir. İlk 7 yıl programları indirmekle geçer. Bu programlar senin istediklerinden ya da dilediklerinden oluşmaz, yüklediğimiz programların %70’i yetkisizleştirme ve kendi kendini baltalamaktan ibaret. “Bilinçaltı” program olurken, “bilinç” oluşturan, yaratandır. Bilinçten hareket ettiğinde dümende oturan senin isteklerin, dileklerindir, arabayı istediğin her hangi bir yöne yöneltebilirsin. Fakat düşündüğün an, dümeni bırakıp içe dönmen gerekir, düşünce dışarı bakmak yerine bilincini içe yönlendirir. Düşünce içeride oluşur. Jonathan, Cumartesi günü ne yapıyorsun sorusunu cevaplandırmak için, eğer cevap önünde yazılı değilse cevabı nereden bulacaksın? Düşünerek bulacaksın. Arabayı sürerken her düşündüğünde, dümeni bırakıp içeriye yönelirsen kaza yaparsın değil mi? Ama böyle olmuyor, Bilinçaltı otomatik olarak dümene geçiyor yani programlar arabayı sürüyor. Arabayı bilinçli olarak sürdüğümüzü sansak bile aslında arabayı bilinçaltı, başkalarından öğrenilen ve bilinçaltını etkileyen diğer programlar kullanmakta. Eğer program kendi kendini baltalamak ile ilgili ise, kendi kendinizi baltalıyorsunuz.

Kısaca; burada, bilinçaltının yönetimi en önemli rolü oluşturuyor. Günü %95’şini düşünerek geçiriyor, yani davranışlarımızın %95’şi bilinçaltındaki yüklenmiş programlar tarafından yönetiliyor. Bu programlar başka insanlardan geliyor. Yakın arkadaşınızın ailesini de iyi tanıdığınız bir durumda, yakın arkadaşının babası gibi davrandığını gördüğünde, arkadaşına baban gibi davranıyorsun dediğinde, arkadaşın bunu nerden çıkardın, davranışlarımın babamın davranışları ile hiçbir ilgisi yok diyerek kabul etmediğini görürsün. Bu durumu diğerleri de görse bile arkadaşının ısrarla kabul etmediğini göreceksiniz. Can alıcı nokta burada; herkesin onun davranışlarının babasının davranışlarına benzediğini görmesine rağmen, arkadaşın durumu görememekte. Çünkü bilinçaltının yaptığını, bilinç kavrayamamakta. Bilinçaltı negatif programla yüklü olduğunda, başına gelen olumsuzluklar sırasında, işin içinde olmana rağmen, düşündüğünden dolayı, dikkatini düşüncelere yönelttiğinden dolayı otomatik pilot dümene geçmekte, bunu sonucunda doğal olarak kurban olduğumuzu düşünmekteyiz. Mesela, ben başarılı olmak istiyorum, benim dışımdaki şeyler bunu engelliyor demeye başlarız. Çünkü hepimiz babasına benzeyen arkadaşınız gibiyiz, herkes günün %95’de ilk 7 yıl içinde yüklenen programlarımız doğrultusunda davranıyoruz. Bilincimizin meşgul olmasından dolayı bilinçaltının dümene geçerek yüklü olan programı gerçekleştiğini göremiyoruz. Kuantum fizik, bilinç sizin yaşam deneyimini yaratır der. Epigenetic’te evet sizin olmadığınız zaman, siz düşünürken bilinciniz bu davranışları yaratıyor ve biz bunu algılayamıyoruz dolayısı ile kurban olduğumuzu sanıyoruz der. (bunları anlamayarak, duruma müdahale etmeyerek) Aslında gerçekten bütün her şeyi bizler yaratmaktayız.  

Gebeliğin son üç ayında programlama başlıyor. Programları değiştirmeye başlamadan önce programların ne olduklarını bilmek lazım. Yaşamlarımız programlarımızın çıktısıdır. Hayatınızdaki birçok şey, siz hiçbir şey yapmadan programların kendiliğinden çalışması sonucu var. İstediklerin, arzuların programlar doğrultusunda olmadığından onları gerçekleştirmek için, çok çalışman, terlemen, çok gayret göstermen, acı çekmen gerekir. Neden çok çalışman gerek çünkü istediklerin programların tarafından desteklenmiyor. Sonra başlıyorsunuz, buna ulaşamam, bunu yapamam, bunu hak etmiyorum, o kadar zeki ve becerikli değilim demeye. İlk yapacağınız, yaşamınızı incelemek. Hangisini değiştirmek istediğinize karar vermek. Mesela, evlenmek istiyorsunuz, eğer bu konuda güçlük var ise temelde senin programların evlenmeni desteklemiyor, bundan dolayı güçlükle karşılaşıyorsun. Önce kineziyolojideki inanç tekniği olan “kendimi seviyorum” etki-testini (muscle testing) geçmelisin. İnsanlığın %85’i “kendimi seviyorum” testinden geçemez.  Eğer kendini sevmiyorsan başkaları seni nasıl sevecek. Biri sana seni seviyorum dediğinde sen ben sevilecek biri değilim dersen bu tutumun ilişkiye girecek olanı senden uzaklaştırır, engeller ve tabi ki sen evlenmekte zorluk yaşarsın. 

Bilinçaltını değiştirebilecek 3 şey vardır. Bunlar bilinçten tamamen farklıdır. Bilinç beynin %10 dur, alnının hemen gerisindedir. Bireysel kimliğini, eşsiz karakterini, senin ruhunu oluşturur. Diğer %90 da bilinçaltını oluşturur, bu sabit sürücünün programlarının olduğu veri tabanını oluşturur. Bilincin yaratıcı olduğunu söyledim, balayı deneyimini yaşamak istiyorum, Dünyada cennetteymişim gibi yaşamak istiyorum, iyi bir iş istiyorum, iyi kadın-erkek ilişkileri istiyorum, sağlıklı bünye istiyorum, bütün bunları istiyorum. İsteklerimiz, tutkularımız bilincimizi oluşturuyor. Bilinçaltımız alışkanlığımız, kayıt ve yapılan kayıtı çalmaktan ibaret. Programlar iyi ve kötü olabilir fakat bilinci iyi veya kötü olarak tanımlamak yanlıştır. Ne zaman yürümeyi öğrendiniz, muhtemelen 2 yaş civarları, hala yürüyorsun değil mi? Çünkü yürümek alışkanlık haline geldi, yüz yaşına bile gelsen hala yürümeyi unutmazsın. Alışkanlıklar iyi olduğunda yararlıdır, kötü alışkanlıklar ise zarar verir. Yaratıcı olan bilinç, kitap okur, video seyreder, konferanslara gider, konuştuklarımızı dinler. Bütün bunlar bilincimizi değiştirir, bilinçaltımızı değil. Bilinç bütün bunları anlar ama bilinçli hareketlerimiz ancak tüm bilincimizin %5’şini oluşturur. “Çok kitap okuyorum, çok şey öğreniyorum, birçok şeyi iyi bilmeme rağmen hala yaşamın değişmiyor”  dediğimiz olmuştur. Bilinçli davranışlarında seni çok akıllı bulabilirler, ama yaşamın hala berbat olabilir, çünkü başkaları tarafından programlanmış alışkanlık bilincini kullanarak yaşamını sürdürüyorsun. Alışkanlık bilincinin indirdiği programların %70’i negatif, güçsüz bırakan inançlar ile ilgilidir, eğer bu kayıtları çalıştırıp aktif hale getirirsen,  kaybedersin.

Yeni programlar yüklemek zorundayız. Ben sevilecek biriyim, ben sağlıklıyım, iyi bir işim var gibi yaşamınızda ne istiyorsanız bilinçaltına bunları yerleştirmelisiniz. Bilinçaltını 3 öğrenme yöntemi vardır. 1. si; başlangıçtaki ilk 7 yıl, Teta dalga boyundasın, hipnoz durumundasın. Bu dalga boyunda tekrar programlar yükleyebilirsin, bunun için terapiste gitmene gerek yok, bunu kendin de yapabilirsin. Beyinin en düşük vibrasyonu Delta, uyku bilinç düzeyi, sonraki Teta, hipnoz ve hayal bilinç düzeyi, bir sonrası Alfa, sakinlik bilinç düzeyi, Beta, odaklanma bilinç düzeyi ve Gama, yüksek işleyiş bilinç durumu. Yattığımız bilinç düzeyi olan Alfa düzeyinden uykuya geçtiğimizde Teta bilinç düzeyine geçeriz, işte bu anda programlama mümkün olmakta. Alfa düzeyinde kulaklıkları takıp ne isteğinize bağlı olarak seçtiğiniz kayıtı dinlerseniz, Teta düzeyine girer girmez, kayıttaki bilgi direk bilinçaltına kaydolur.

7 yaşından sonra hala programlama devam etmekte, nasıl mı, tekrar ederek. Pratik yaparak, alışkanlıklarla, tekrar ede ede. Müzik aleti çalmak, bilincimize göre iyi bir fikir, pratik yapa yapa bilinçaltını programlayarak öğreniyoruz, müzik aletini elimize alarak notalara bakmadan rahatlıkla çalabiliriz, çünkü kendimizi programladık. Alışkanlık haline getirerek yapıyoruz.

Bir şeyleri değiştirmek istiyorsak, istediğimiz şeye sanki sahip gibi davranmalıyız, yapana kadar yapıyormuş gibi davranmak. Mutsuz biri isen, bu mutsuzluğun içinde, ben mutluyum, ben mutluyum diye tekrarlamalısın, ta ki gerçekten mutlu olana kadar. Kendi kendine tekrarlayarak, alışkanlık haline getirerek kendi programını değiştiriyorsun. Bir gün uyandığında artık tekrar etmene gerek olmadığını göreceksin, çünkü mutlusun. Tekrarlama, alışkanlık haline getirme,  program değiştirmenin 2. Yöntemi.

Son yöntem ise, insanlık kendi kendini yok etme durumuyla karşı karşıya, davranışlarımızı hemen değiştirmek zorundayız. Bu ivediliğin ışığında inancını değiştirmenin yeni yolu enerji psikolojisi’dir. Süper öğrenme, belki sizde görmüşsünüzdür, bazıları kitabı başparmağı ile satır satır takip ederek çok hızlı okuyor. Biz de bu süper öğrenme tekniği gibi enerji psikolojisini kullanarak bütün yaşamınız boyunca inandıklarınızı dakikalar içinde tekrar yazarak değiştirebilirsiniz. Yukarıda bahsettiğim diğer 2 yöntem zaman gerektirir. Oysa 3. Yöntemi kullanarak 10-15 dakika içinde programınızı tekrar yazabilirsiniz. İnançlarımızı mutlaka değiştirmeliyiz, inançlarımız bizi güçsüz yapıyor. Yaşamımıza baktığımızda bazı şeylerin eksik olduğunu görürüz, bir şeylerin eksik olmasından ziyade, bize ait olan, bizde yüklü olan çalışan programımızın bizim isteklerimizi desteklememesidir.  Kısıtlı bilinç ile kısıtlı bir yaşam yaratıp yaşıyoruz. Dolayısı ile değişme zamanı geldi. Telomer (kromozom ucu)’in ne olduğunu biliyorsunuzdur. DNA’nın ucuna eklenmiş iplikçiklerdir. Enzimler DNA’yı kopyalarken, yukarıdan uca doğru inerek kopyalarlar, ancak DNA’nın sonuna geldiğinden üzerende olduğu kısımı kopyalayamamaktalar. Her kopyalama işleminde DNA’nın bir kısmı kopyalanamamakta, her kopyada genlerin bir kısmı eksik kopyalanmakta. Yaşlanma, depresyon ve hastalıklar böylelikle ortaya çıkmakta. Dolayısı ile Telomerin uzunluğu yaşamımızın uzunluğu ile ilgili olduğu görüldü. 1960’ta Leonard Hayflick, Telomerin uzunluğunu hesaplayarak, her kopyalamada ne kadar Telomer kaybedildiğini bulmaya çalışmıştı. Hücre eksik kopyalamaya başlamadan önce yaklaşık 50 kere bölünür. Hesaplamalar sonucu birey yaklaşık 90 yaşına kadar yaşar.



10 – 12 yıl önce Elizabeth Blackburn adında bir bayan Telomerase adı altında bir enzime tanık olur. Telomerase Telomeri uzatmakta, bu ilginç buluşun ışığında, Telomerin boyu istenildiği kadar uzatılabilmekte bu ise sınırsız yaşam demektir. Her hücre bölünmesinde Telomerin boyu uzamakta. Öyleyse niye 90 yaşında genç ölüyoruz, çünkü bizler bilincimizi, stresleri ve programlarımızın içeriğini bilmiyoruz, bütün bunlar enzimin çalışmasını durdurmakta, bundan dolayı yaşamın kısa olmakta. Mutlu olmak, pozitif olmak, daha önemlisi başkalarına hizmet etmek onlara yararlı olmak sonucundaki geri bildirim Telomerase enziminin üretimini tetiklemekte. Bu durum da seni yaşama bağlar, sen daha bitmedin, ölmedin, hala yapacakların, umutların var. Birçok insanın emekli olur olmaz öldüğünü gözlemlemişizdir. Bilincimizde yarattığımız yaşamımı seviyorum modu, Telomerase enziminin üretimini devam ettirmekte.

Az insanın bildiği yeni bir şeyden bahsedeceğim. Eksozomlar (Exosomes), bedenin çalışma sisteminin bir sırrı olan küçük bedenler. Ortalığı temizlemeden sorumlu olduğu düşünülürdü. Aslında bunlar virüslerdir (Tüm virüsler, bakterilerde de olduğu gibi vücuda zararlı değildir). Bizler kendi virüslerimizi yaratmaktayız. Çünkü eksozomlar en yüksek haberleşme yoludur. Virüse posta-kodunu vererek istediğiniz hücreye özel amaçlı gönderebilirsiniz. Biyolojik yapımızda hiçbir şey bu görevi manasıyla yapamaz. Kan her yere gider, belirli bir yere belirli bir şey taşımaz, özel sinirler bile küçük sayıdaki hücrelere haber götürür. Kanser gibi durumlarda haber iletmek için hücreler kendi virüsleri üretirler, bunların adına Eksozomlar denir. Derinlemesine yaşamlarımızı değiştiren Eksozomlar bilimcimizle direk bağlantılı olarak üretilirler, bilincimize uygun üretilirler. Oldukça yeni bir bilgi bu, hala virüs olarak adlandırılmamaktadırlar. İnsan Genom projesinde, vücudumuzu yapan genom programının oranı konuşuldu. Genomun sadece %3’ü vücudumuzu oluşturduğu söylendi. Oysa bizim virüs genlerimizi yapan Genomların oranı % 5 ile 8’dir. Görüldüğü gibi Virüs genleri ne kadar önemli. Niye bu kadar önemli bu virüsler? Biyolojimizi kontrol eden virüsleri biz üretiyoruz, bunu tam anlarsak, kendi biyolojimizi kontrol eden Eksozomların sentezini yapan ustalar olduğumuzun farkına varırız. Zaten öyleyiz ama negatif düşüncelerimizin, inançlarımızın ve davranışlarımızın direk bu üretimi etkileyip şekillendirdiğinin bilincinde değiliz. Bilincimizden gönderdiğimiz sinyaller ile hücreler kendi biyolojilerini ayarlıyorlar. Eksozomlar yaşantımızı kontrol ederler, bunları öğrenmeye başlamalıyız. –Bruce Lipton PhD-
Çeviren: Naci Gülşan        


5 - 10 yılı önce karar verilen siyasi partinin, başbakanın, cumhurbaşkanının nasıl olupta seçildiği şimdi daha iyi anlaşılıyor. Bunu nasıl başarıyorlar diye merak ederdim. Bilinçaltımızı etkileyen reklamlarla, kampanyalarla ve bunları tekrar ederek istedikleri yönde hareket etmemiz sağlanıyor. Seçimler sembolik, “bak bizi siz seçtiniz” demeleri için yapılmakta, onlar açısından bu durum Evren yasalarına uygun,  sanki özgür irademizle onları biz seçiyormuşuz gibi göstermekteler, hür irademize saygı duyuyorlarmış gibi görünmekteler. Oysa kimin kazanacağı hali hazırda belirlenmiş.

Yaşamımın büyük bir bölümü Vedik bilgisi içinde geçti. Yüzlerce yıl süren geleneksel öğretilerde, öğretinin bugünkü Guru’suna hizmet edecek ruhların 1000 yaşam öncesinden kararlaştırıldığından bahsedilmekte. Programlanma ürkütücü bir boyutta. Kanımca yukarıda bahsedilen biyolojik programlamanın dışında, ruhlarımızda da DNA ya benzer bir depolama var. Bundan pek bahsedilmemekte, an azından henüz ben rastlamadım. Yoksa değişik Gezegenlerde, değişik Boyutlarda kazandığımız deneyimleri nasıl hatırlayacağız.

Söylemek istediğim; İmgeler, sayılar, gizemli geometri, yayın organları ile yapılan propagandalar, elektromagnetik sinyaller ile, duyduğumuz ve duyamadığımız sesler ile…. gece gündüz programlanmaktayız. Böylelikle bizler reenkarnasyonlarımız boyunca hep köle olarak yaşamaktayız. Artık DUR deme zamanı!

1 Kasım 2019

BİZİ ESİR EDENLERİN GERÇEK GÜNDEMİ NEDİR?





BİZİ ESİR EDENLERİN GERÇEK GÜNDEMİ NEDİR?

Asla onları Arkonlar olarak adlandırma. Onlar Parazit.
“Günün sonunda bizi yönlendirmeye çalışan, günlük olarak gördüğümüz Kabal faaliyetleri nerede?” Basitçe “onlar” gezegende yaşayan herkesin kontrolünü elinde tutmak istiyor.
Bazılarının HAK olarak talep ettikleri; sadece gezegeni korumak adına, fazla nüfusu engellemek için Dünya'daki insanların yüzde 90'ını öldürmek istiyorlar.

Kesin inancım, bu fikirlerin sadece gerçeklerden uzak olduğunun yanı sıra  - GERÇEK AMAÇ ın yüzey tozunu bile almadığıdır.

İktidardaki KABAL'ın gerçek hedefleri çok daha "karanlık" - ve çoğu insanın düşünebildiğinden daha kötü.

Asıl gündem bizi doğrudan Archon-Anunnaki ve Draco Reptilian-Control Matrix'in batağına götürüyor!

YENİ DÜNYA DÜZENİ'nin “destekçisi” olarak çalışan veya çok çalışmakta olan aydınlanmamış “uşakların” çoğunda gerçekten  “kime” çalıştığı kavramı yoktur!

“Yönetim” in üst kademelerinde ya da hem Dünya Hükümeti pozisyonlarında hem de Askerlik'teki yüksek mevkilerde olanların hepsi mükemmel güç ve otorite pozisyonlarında bile olsa, yine de HEDEFİN NE OLDUĞU HAKKINDA HİÇBİR FİKİRLERİ YOK. Bu KARA BÜYÜ'nün, ve hatta daha da kötüsü, bütün bu Gizli Karanlığın bizi sürüklediği yer hakkında hiçbir şey bilmemekteler!

Bunlar hiçbir şekilde aptal insanlar değil! Listede, bulunduğum görevlere yerleştirilen, Zaman Yolculuğu - Işınlanma, Yerçekimine Karşı Hareketli Uzay Aracı - Ay'da, Mars'ta bulunan Süper Gelişmiş Antik Teknolojiler üzerinde uzmanlaşmış kadın ve erkek teknisyenlerimiz var, ve evet Dünya'da bile!

Dünya-Dışı Varlıklar, Ekstra-Boyutsallar ve alternatif Zaman Çizgileri - ve Uzayın tüm Paralel Evrenleri - ve dahası ONLAR BİLE, tüm bu "gizliliğin" nereye sürüklediğini ve bunların ne olduğunu tam olarak "bilmiyor", niye çapraşık bölmeler, örtülerin altında kalacak şekilde çok dikkatlice tasarlandı?

Peki neden yardım ediyorlar?

Hepsi ALDATMA! Yukarıdan aşağıya, her katmanda, YALAN HER SEVİYEDE FARKLI!
Sonuç olarak - ve dünya çapında bir yolsuzluk sistemi aracılığıyla, aşağıdakiler dahil:
Rüşvet, şantaj, cinayet, uyuşturucu satışı, dünya çapında silah satışları, bilinç kontrolü, sex ticareti, pedofililer ve hatta sonuçta diğer frekans seviyelerinde yaşayan daha çok gerçek bedeni olmayan varlıkları beslemek için kullanılan küçük çocukların Şeytani Ritüelistik Kan Akıtma Törenleri bile görüş alanımızın hemen dışında - bu tuhaf Dünya Dışı Kontrol Matrix’in orta düzeydeki “yönetimi” haline gelen ve dehşete kapılmış milyonlarca “uşak” var - ve bunlar tuhaf Dünya Dışı Kontrol Matrix’in orta düzey "yönetimi" haline geldi. Sadece söylenenleri yaparken, nereye sürüklendikleri hakkında GERÇEK HİÇ BİR FİKRİ olmadan ağır aksak ilerlemekteler, çünkü onlar bile sadece hırıltı!

Dünyanın en üst liderlerinden sadece bir avuç kadarı durumun dünya dışı ile ilgili olduğunu bilmekte!
Bu, tüm orta seviye yönetimine söylenen bir şey değil. Başka ırklara yardım ederken, bir şekilde kendi türlerine karşı ihanet etmek isteyenler için, "şeytani Güç" devreye girmekte.

Yalan her seviyede farklı! En tepedekiler bile, dünya dışı Varlıklar tarafından söylenenlerin doğru olduğunu düşünüyor! Herkes yalan söyler ama onlar değil!

Şeytana ibadet eden bir grup Luciferliler, Tapınakçılar, Masonlar ve Malta Şövalyeleri gibi Askerî ve hatta eski Çağdaki Gizli Toplumlara, en yüksek düzeydeki Hükümete - Vatikan'a sızmayı nasıl başardı? YALAN gerçeklerden neredeyse ayırt edilemeyecek kadar büyük olmalı!

Askeri Liderler - Bankacılar - Şirket CEO'su - Din Adamları - Medya Yöneticileri - Üst Hâkimler - Üst Hukuk İnfaz ve Üst düzeydeki Avukatlar - Hollywood Yapımcıları ve Aktörler - NSA / NRO / CIA / FBI / DHS / KGB / FSB / MOSSAD / MI-5 & 6 gibi patırtı çıkaran kurumlara ve gerçek kişilere, neyin planlandığının bir kısmı “söylenmiş” olsaydı, planın kendilerine düşen kısmını gerçekleştirebilirler miydi?

Onlara BÜTÜN gündem anlatılsaydı - ONLAR BİLE, işin içinde olmak istemezlerdi!

İşte “GERÇEK SON” oyununda “Uç Nokta Notları” - ve son olarak tüm noktalar birleştirildi - ki kimsenin görünüşte DÜNYADA şu ana kadar gerçekleşen, TASARLANMIŞ kaotik ve bağlantısız şeyler ile bağlantı kurabildiği görünmedi!

Grup olarak “BİZ”, şu anda “sentetik” olarak yaratılmış bir Manyetik Hologram içinde yaşıyoruz! Bu eski yapı, oldukça yakın zamana kadar çoğu insanın haberi olmadığı bir GÜNDEME hizmet ediyordu!

İlk Yaratıcı'dan bağlarını kesmiş bir "UZAYLI YÖNETİCİ" olmalı ya da belki bazı insanlar bu ilintiyi KAYNAK olarak adlandırabilir.

Yapay olarak oluşturulmuş bir “yapı” olarak, 3 Boyutlu “gerçekliğimiz” aslında, TV Filminde görülüp tarif edilen MATRIX'e birkaç farklılık dışında oldukça benzer.

Bu hologram, hem ALDATMA hem de BİLİNÇ KONTROL’lünde Üstat olan, hem dünya  (Kara Doğaüstü Büyücüler) hem de dünya dışı Sürüngen ve İnsan Melezleri tarafından "görüntülenmekte".
Uzun zaman önce, “3-B” de yaşarken içinde bulunduğumuz Orijinal, Organik ve İlahi İnsan Vücud Formu - (Dünya İnsanları olarak), Sürüngen kökenli KALİTESİ BOZULMUŞ bir genetiğe sahip olan fiziksel beden olarak yapılıp VERİLDİ!

DNA Genetik Kodumuzun birçok ipliği, “bizi”, daima ölümsüz ve ebedi ruhlar olarak bağlı olduğumuz Büyük Kozmik zekâdan ayırmak için, tek birincil ipliklerden tamamen ayırtıldı.

Bunu yaptılar, böylece “tam bir grup” olarak MIND CONTROL programlarını kabul edecek duruma getirildik ve bu başarılınca, bizi hem kendimize hem de gezegenimize çok aktif, oldukça yıkıcı şekilde davranmaya zorladılar.

Bu yapmak GEREKLİ idi, çünkü çok kontrollü ve yanıltıcı bir “gerçeklik” elde etmek için çok düşük titreşimsel davranışlarda bulunmamız gerekli idi! aksi takdirde istedikleri olmazdı.

Bunun nedeni, “gerçekliğimiz” olarak adlandırdığımız şey, kolektif olarak yaratıldı ve "değiştirilebilir" veya "biçimlendirilebilir" günden güne büyülü (manyetik) ve aldatıcı bir ortam olmasıdır. Günlük gözlem ve kontrol yapılmazsa, ölçek YÜKSEK VİBRASYONA doğru harekete geçer.

Gezegenin her yerinde günlük olarak gerçekleşen zihin kontrolü ve düşük titreşimli davranışları görmemizin sebebi budur!

Dünya Çapında Kontrol edilen Medya aracılığıyla, “sürekli” NEGATİF Bir Haber Akışı TV'ye, Radyo'ya, Magazinlere, Gazetelere dikkatlice dağıtılmakta. Frekanslar, semboller veya gizemli geometri kullanılarak insan beyninin içine sokarak uyarmaktalar. Gerçekliğimizi kontrol etmeleri için ÇOK önemli olan VABRASYON BAZLI PROGRAM’a yönelik algılarımızı hipnotik olarak biçimlendirmenin bir yolu bu.

Bu, pek çok nedenden dolayı önemlidir çünkü tüm düşüncelerimizi, tüm sözlerimizi ve bütün eylemlerimizi içeren BİZİM ORTAK DAVRANIŞIMIZDIR. Burada Yeryüzünde birbirimizle etkileşime girdiğimizde kelimenin tam anlamı ile MAGNETİK HAPİSANEYİ yaratma ve sürdürebilmeleri için onlara "yardımcı" oluyoruz. Hepimiz bu hapishanede yaşıyoruz ve ne kadar görünmez olursa olsunlar tam anlamıyla varlıklarını etrafımızda sürdürmekteler.

Bu GİZLİ, ESOTERİK VE ANTİK BİLGİNİN dikkatli kullanımı ve manipülasyonu, peş peşe sıralı Yeryüzü Ağı - veya gezegenin kenar yüzeyini oluşturan "ley hatları" ve Gezegenimizin altmış mil üstündeki kopyalanmış ağ, hepsi “son derece manyetik” ve sembolik olarak "işlevsel" frekans düzenleyicileridir. Gerçeğin görsel holografik sunumunu yaratmak için insanların “iletilen veya aktarılan enerjilerine” ihtiyaç vardır.

Bunun önemini hafife almayın!

Odaklı düşüncelerimizi, sözlerimizi ve eylemlerimizi içeren bilincimiz, doğrudan bu ley hatlarının üstüne ve ana kavşak noktalarına yerleştirilen tüm devlet, askeri ve dini yapıların uygun şekilde yapılandırılmış kutsal geometrisi “etkileyip yönlendirmekte”. Sistemin üzerinde bulunan ana kesişim noktaları "ele geçirilmiş", büyük hasara uğratılıp peş peşe sıralı şebekeye tekrar geri kazandırılmıştır. Dönüşüme alet olan insan enerjilerini kontrol etmek, yeniden yönlendirmek ve nihayetinde kullanmak için, TASARIMLANMIŞ BİR GERÇEK yaratılmaya zorlamaktalar.  

Bu, manyetik şebekelerin kullanımını “yozlaştırmadan”, devamlı "zorla negatif" enerji ile şebekeyi geri beslemeden amaçlarına ulaşmaları mümkün değildi.

Bir kez daha söylüyorum, bunun önemi yeterince vurgulanamaz! Tüm kontrolü ele geçirme operasyonlarında ANAHTARDIR!

Bu kontrollü hapishane Matrixi, İLK YARATICI'nın sonunda "HAYIR" deyip işe karışana kadar iyi çalışıp devam etti!

Bu çok yüksek frekansın (tabii ki karanlık varlıkların) hem Dünya'ya hem de burada enkarne olanlara yaptıkları ONUN Kozmik Yasasına aykırıdır.

Bazıları kelimenin tam anlamıyla Milyarlarca yıl önce Dünya’ya geldi ve sonsuz reenkarnasyon döngülerinden dolayı buraya hapsoldu.

Gerçekten, milyarlarca yıl önce burada enkarne olan ve bu sentetik “frekans hapishane"sinin içinde uzun süre sıkışıp kalmış ya da “kapana kısılmış” talihsiz varlıklar, kim olduklarını unutmuşlar!

Artık Ana Yaratıcı'nın ebedi ruhları olduklarının, ya da Dünya üzerinde tekrar tekrar doğduklarının ve şu anda MATRIX'den beslenen yüksek Boyutlu varlıkların yalnızca karanlık rüyasına “hizmet eden” temelsiz birer yaşam olduklarının farkında bile değiller.

ANA YARATICI sonunda artık yeter dediğinde, ışıktan yana olanlarla, KARANLIK OLANLARI destekleyenler arasında bir DESTANSI SAVAŞ başlatıldı.

Ana Yaratıcı'yı destekleyenler "öfkeliler". Özgür İradenin Evrensel oyunundaki bu belirli varlıklar ve “oyuncular”, GERİ ÇEKİLMELİLER ve hileli yollar ile bizi onlar "SEÇİYOR" diyerek mahkum tuttukları talihsiz ruhları serbest bırakmalılar”!

Bu karanlık varlıklar, uzun zaman önce, ANA YARATICI'dan kopma kararını vermişti - böylece hiçbir değişiklik yapma zorunda kalmadan arzularına uygun bir şekilde yaşayabilirlerdi!

Son zamanlara hızlı geri sarma!

İLK Yaratıcı’ın buna bir son verme kararı nedeniyle, GALAKSİ MERKEZİ şimdi dalgalar ve çok yüksek frekanslı ışık dalgaları gönderiyor, bunun yanı sıra yüksek boyutlu / dönüşümlü “IŞIK FOTONLARI” da gönderiyor. Dalgaların amacı kelimenin tam anlamıyla sadece kötü huylu insan formundaki hasar görmüş DNA iplikçikleri ile “yeniden bağlantı kurmak için değil” aynı zamanda, insanların Archon-Anunnaki-Draco'nun bulunduğu çok kontrollü frekans seviyelerini tam anlamıyla ATLAMASINI sağlamaktır.

Bu daha sonra bize sürekli olarak erişmelerini ve bilincimizi gıda kaynağı olarak kullanılmasını engeller.

BU EYLEMİN SONUCU OLARAK SAVAŞ KONTROLDEN ÇIKMAYA BAŞLADI - ve “BİZ” şu anda bulunduğumuz yere geldik.

Geçtiğimiz 70 ila 100 yıl boyunca - Arkon'u destekleyerek birlikte çalışanlar - Annunaki - Draco Gündemi (hem insan hem de insan olmayan) genetik olarak YENİ İNSAN BEDENİ FORMU markasını oluşturmak için çok çalışıyor (perde arkasında). Dünya yüzeyinde daha fazla kontrol altında yaşayabilecek BEDEN FORMU oluşturmak isteniyor.

Bu “genetik araştırma” zaten gizlilikte, derin yeraltı laboratuarlarında ve dünyanın sunduğu en iyi genetik bilim adamlarından bazılarını kendi bilim adamları ile birlikte çalışarak yapıldı!

Bu bilim insanlarının çoğuna, üzerinde çalıştıkları şeyin gerçeği asla söylenmedi. Bazılarına bunun Griler için yeni bir beden olduğu ama aslında insan ruhları için yeni ve daha iyi bir hapishane olacağı söylenmedi.

SERBEST İRADE! KARANLIĞIN bu planının tümüne engel teşkil eder..

Zamanında yedekleme...

Ana Yaratıcı dahil olduktan ve gerekeni söylendiğinde, derhal, O bir ÖZGÜR İRADE Evreni konusundaki fermanını değiştirdiğini iddia eden Karanlık tarafından zorlandı.

Karanlık, gerçekten bir ÖZGÜR İRADE Evreni imajını devam ettirdi. Sonra ikisinin de bağlantısını kesme hakkına sahip oldu ve istemedikleri yerlerde geçmişi sürdürmediler.

Ve daha taze, yeni gelen ruhlardan oluşan beslenecekleri sonsuz bir ürün ya da enerji kaynağına sahip oldukları için, yaptıkları hakkında ne karar verildiğine bakılmaksızın, onları durdurabilecek hiçbir şey olmadığını düşündüler.

HER BİR RUHA HER ZAMAN, HER KONUDA BİR SEÇİM VERİLMESİ koşulu ile bu noktada, istedikleri her şeyi yapabilecekleri söylendi. (seçim ve demokrasi üzerine yapılan vurgu bundan dolayı)
Şimdi artık onların ikilemini görebilirsiniz!

İstediklerini yapabilecekleri, ancak enerjileri ile beslendikleri sayısız ruhun karanlık güce katılıp katılmayacaklarına dair her zaman bir “seçim” verilmesi gerektiği söylendi!

Çok yüksek seviyedeki Karanlık Frekanslı Varlıkların istekleri ile uyuşmazlığını çözdüler, çünkü sonunda planlarını sonlandırabilirdi, KENDİLERİNİN ÖZGÜR İRADESİNE HİÇ KİMSE KATILMAYABİLİRDİ!

Böylece, bu potansiyel olarak istenmeyen sonuca “karşı koymak” için - entelektüel seviyesi düşürülmüş insan vücudu formunun ilk versiyonu yaratıldı ve Dünya'ya yerleştirildi.

Dünya'nın “manyetik şebekeleri” gasp edildi ve sahte, sentetik bir gerçeklik üretmeye başlandı. Böylece, Dünya'yı saran son derece düşük titreşimler ve insanlar üzerinde kullanılan sonsuz BİLİNÇ KONTROLÜ nedeniyle serbest bir “seçim” yapılsa bile, insan ruhları daima karanlık yolu seçeceklerdir.

SORUN ÇÖZÜLDÜ!

İLK YARATICI, ilgili problemleri çözmek için Karanlık Enerji Varlıklarının ortaya koyduğu, her bir ruha verilen ÖZGÜR İRADE'nin azaltılması olan “çözüm”den MUTLU OLMADI!

O bu Karanlık Varlıkların kendisine dönmesini istediğinden, onlara bir şans daha verdi ve onlara HER ZAMAN, hapishanelerinde (Dünyada) yakaladıkları insan ruhlarına, dünyada ne yapacaklarını önceden söylemeleri gerektiğini söyledi ki insanlar da hilesiz bir seçim yapabilsin.

Bunu yapmak istemeyen, işbirliğine zorlanan Karanlık Varlıklar, “semboller” ve çift ve hatta üçlü anlamları olan kelimelerden oluşan dilleri kullanmaya başladılar ve sonra geriye doğru olan kelimeleri, ileriye ya da tam tersini yaparak, hatta arap saçına çevirip bu kelimeleri belirsiz yerlere koyarak ve de bunu yapmak istedikleri herhangi bir eylemden yıllarca önce yaparak, İLK YARATICI'nın bu gezegende olan herkese önceden verilen talimatını yerine getirdiklerini iddia ettiler.

İLK YARATICI yine başını salladı!

Buradaki asıl gülünecek şey, kelimenin tam anlamıyla, dünyada yaşayan milyonlarca “yetişkin” erkek ve kadının şu anda bu negatif Varlıklara tam hizmet ediyor ve bunu bilmiyor olmasıdır.

Para, şöhret, statü ve ödül ile gündemi yaratıp oyunu devam ettiriyorlar! Bunlar iş kıyafeti giymişler ve Hükümet - Eğitim - İş - Din - Askeri - Medya - Bilim - Hollywood salonlarında çalışıyorlar.

Ve eğer kamusal yaşamdalarsa, piramit sembolünü - veya "TÜM GÖREN GÖZ" olarak adlandırılan "teşhir etmek" gibi aptalca şeyler yapıyorlar ya da televizyonda dillerini piramit sembolüne sokup çok sayıda gizli el sıkışmalarını kullanıyorlar ya da KARANLIK’ın hizmetinde olduklarını göstermek için semboller kullanıyorlar! Bunu KARANLIĞIN GERÇEKTEN NE İSTEDİĞİNİ BİLMEDEN yapıyorlar!

Şimdiki zamana dönersek...

KARANLIK'a hizmet edenlerin insan bilim adamlarını kendilerine yardım etmeleri için kullanmalarının nedeni, bu işi kendi başlarına yapamadıkları için DEĞİLDİR - İLK YARATICI'ya ve Yüksek Evrensel ve Kozmik Konseylere, DÜNYA İNSAN VARLIKLARININ kendileri bu planda “suç ortağı” ve bu nedenle de duruma tamamen RAZI olduklarını göstermek istemelerindendir!
Çok yüksek KOZMİK VARLIKLAR tarafından sürekli gözden geçirilmekte olan planlarıyla “sıvışmayı” umuyorlarsa, kapının gözetleme deliğini tıkamalılar.
Karanlık için en büyük sorun şudur:
“Eski” genetik olarak kalitesi bozulmuş İNSAN VÜCUDU - her yerde gördüğünüz, yeryüzünde yürüdüğünüz, hepimizin içine enkarne olduğu şey - bilincimizi çok düşük titreşim seviyesine indirmek için ARTIK ONLARIN AMACI DOĞRULTUSUNDA ÇALIŞMIYOR; grup olarak BİZLERİ esir eden zincirlerimizi kırıyoruz, kelimenin tam anlamıyla esaretten kurtuluyoruz! İLK YARATICININ amacı da budur.

CABAL HER NASILSA KOLAY BIRAKMIYOR!

Tamamen yeni, hatta daha da tutarsız bir insan vücudu formunu veya hala hapishane matrisinin içinde tutulan tüm “ruhlara” uygun insan bedeni elbisesi “yaratmaya” karar verdiler.

Bu beden kıyafeti sadece şu anda sahip olduğumuzdan çok daha kötü duruma indirgenmesi ile kalmayacak, daha da kontrol edilebilir olacak.

Makine parçaları ve makine teknolojisi tamamen Yapay Zeka BİLGİSAYARIN KONTROLÜ altında kalacak bedene yerleştirilecek, bu durumda enkarne olan zavallı ruhun Özgür İradesi hemen hemen hiç olmayacak, sadece kontrolde olanların isteklerini yerine getirecek.
Şimdi bunu biliyorsunuz - bunu Evrensel Konseylerin ve İlk Yaratıcı'nın onaylamasını nasıl ümit edebilirler?

İDDİALARI; TAM OLARAK, DÜNYA İNSANLARININ KENDİ ÖZGÜR İRADELERİ DOĞRULTUSUNDA İSTEDİKLERİ BU! - KÖLE OLMAK.

ONLAR SESSİZ ONAY ALDIKLARI İÇİN YAPIYORLAR BÜTÜN BUNLARI - ÇÜNKÜ İNSANLAR HAYIR Diyemiyorlar!

Diyorlar ki:

Günlük ellerinden alınan bütün özgürlükler, diğer türlerin de çoğunluğu tarafından “onaylanıyor”! İnsanların hükümetten giderek daha fazla “koruma” istediğini söylüyorlar! İnsanların korktuğunu söylüyorlar ve bu nedenle kendilerini güvende hissetmek için bu kısıtlamaları istiyorlar!
Yeni yaratılan insan vücudu elbisesi, KORKMUŞ olan ruh için tam olarak en güvenli yer olacak! O ruhla bu olanak sağlanacak, çünkü onların istedikleri bu!

Özgürlük istemiyorlar, güvenlik istiyorlar! Bu güzel "sentetik gerçeklik" hapishanesinde Güvenlik istiyorlar!

Şu anda:

Karanlık şu anda gezegene her gün Gökyüzüne Kimyasallar püskürterek yeni “Yeryüzü-oluşturuyor” - ve aynı zamanda her yere toksik NÜKLEER ATIK DÖKÜMÜ yaparak ve ayrıca dünyayı güya DAHA İYİ Frekans Erimi'ne çıkarmak için, bu ortamda eylemde bulunacak YENİ hibrit bedenler için iklim kalitesinde değişiklik yaparak çevreyi değiştiriyor.

Hatırla, Dünya aslında bir FREKANS! Frekans çok yüksekse - yeni hibrit bedenler uzun yaşamayacak veya iyi işlev göremeyecekler. Çok düşük ve oldukça toksik bir titreşim içinde yaşamak için özel olarak tasarlanmalılar!

Bunun çok uzak bir plan olduğunu düşünenler için - bu daha önce de yapıldı!

GRİ'ler, mükemmel bir örnektir.  Ruhları genetik olarak manipüle edilmiş bedenlere “zorlanarak” sokulan gerçek canlılardır ve daha sonra bu kontrol edilebilir canlılar, Draco’lar tarafından kullanıldı. Gri'lerin hiçbir gerçek özgür iradeleri yoktur - ve tüm Evrende Draco’nun bir hizmetçi ırkı olarak kabul edilir.

CABAL'ın sadece en yüksek üyeleri tarafından bilinen GERÇEK “plan”, KALİTESİ BOZULMUŞ ESKİ BEDENLERDEN KURTULMAK (Dünya nüfusunun yüzde 90'ını öldürerek) ve bu nedenle artık onlar için işe yaramayan, eski “elbiseyi” ortadan kaldırmaktır!

Ardından - “yeni” beden elbiseyi - zaten yaratılmış olan ve yeraltı laboratuarlarında bekleyen - insan 3.0 elbiseyi - ve çoğu insanın bile kavrayamayacağı bir süreçte - Dünya'nın yerçekiminden kurtulamayan ruhları, kelimenin tam anlamıyla “zorla” - yeniden doğuş döngüsüne ve bu yeni yaratılmış daha çok makine benzeri bedenlere döndürmek.

Sorun tekrar çözüldü.

Bu gerçekleşirse - bu ÖZGÜR İRADE EVRENİNDE (İLK YARATICI BİLE), gün geçtikçe daha belirgin hale gelen, kendi çıkarlarını korumayan ruhlara yardım edemez!

Savaşın sebebi budur - ve tüm SEVGİLİ RUHLARIN bu zamanda buraya enkarne olması VE bu nedenle çok olumlu ve sevgi dolu eylemlere çağrılmasının nedeni!

Bu manyetik hologram üzerinde en büyük etkiye / sonuca sahip olan; eylem - eylem - eylem - düşüncede – sözde. Yapılması gereken başlı başına bir iştir!
Sonsuz enerjilerin Dünya şebekesine geri zorlanmasını yeniden ayarlayan, her günkü pozitif, ışıkla dolu olan eylemdir.

Evet - SEVGİ OLAN EN BÜYÜK GÜÇTÜR! KİŞİSEL OLARAK BUNU BİRÇOK KEZ YAZDIM! Ve SEVGİYİ KULLANMAK, buraya gelmiş olanların ve şu an gelenlerin "plan" nıydı.
Gerçekten, Harry'nin arkadaşlarına VOLDEMORT'un nihayet “onlar” ın “HORCRUXES” avladığını ve tam anlamıyla onları yok ettiğini ”keşfettiğini" söylediği HARRY POTTER FİLMİ ”nin bir parçası!

KABAL, milyonlarca ışık odaklı varlığın şu anda burada, DÜNYA'da bulunduğunu ve onlara karşı SEVGİ VİBRASYONU'nu kullandığını keşfetti - Onların KAFALARI DUMANLI ŞU AN! Şu anda onlardan olmayan herkese SAVAŞ İLAN ETTİLER!   
        
Yüksek frekanslı karanlık ruhlar ki bunlar AMİRLER olarak bilinir, HİÇ İLERLEME İSTİYORLAR!

İlk Yaratıcının ruh-gelişim planında İLERLEMEK İSTEMİYORlar!

Elde ettikleri şeylerle mutlular - ve kendilerini İLK YARATICI’nın "Evrensel Sisteminin Enerji Desteği"nden çıkardılar.

Beslenmeleri için gerekli olan ENERJİYİ/AKIMI elde etmek için AKÜ HAMMADDESİ'ne ihtiyaçları var. Başkalarından elde edilecek olan bu hammadde onları  YARATICI''dan ve O'nun kurallarından kopmuş olarak sonsuza kadar yaşatacak.

Unutma ki bu bir Özgür irade Evreni. İLK YARATICI şöyle dedi - “onlar” (karanlık olanlar) şimdi tam olarak oldukları yerde kalmak istediklerini ve bu isteklerin de onların özgür iradesi doğrultusunda olduğunu HİÇ BİR ZAMAN İLERLEME KAYDETMEK ZORUNDA OLMADIKLARINI iddia etmekteler!

Bu Evrendeki ÖZGÜR İRADE'nin kuralları mutlaktır - ancak çoğu insanın düşündüğü gibi ÇALIŞMAMAKTA. Evet, burada öğrenilecek dersler var, ancak çoğu insanın düşündüğü şekilde yapılandırılmıyorlar.

Her şey hayatınızın her anında yaptığınız “seçimler” ile ilgili! Ama bundan çok daha fazlası. Sadece BURADA NE YAPMA SEÇİMİNİZ HAKKINDA değil! Aynı zamanda, BURADA NE YAPMAMA SEÇİMİNİZ hakkında da aynı zamanda.

Toplam titreşim derecesinin sadece yüzde 50'si günlük seçtiklerde ne yapmak zorunda olduğunuzla ilgili! Diğer yüzde 50 (mükemmel ve toplam bakiyenin elde edilebilmesi için), NELERİ SEÇMEDİĞİNİZLE ilgili!

Arkadaşlarım PARANIN DİĞER YANINDA VAR- ve gerçekten durumu gösteren iki taraf var.
Bu yüzden her gün harfi harfine tekrarlıyorum,  HEY diyorum herkese - VİBRASYONEL ÖZGÜRLÜKLER için her bir ruhun yardım tarifindeki hayati malzemelerin yarısı kayıp!

Şu anda, gözünüzün önünde, bu gezegende görsel olarak oluşmakta olanlara EĞER SERBESTÇE KONUŞMAZ VE KAYITLARA GEÇMEZSENİZ, ÖZGÜR İRADENİN ÇOK ÖNEMLİ KURALI ŞÖYLE DER;  BİR FİKİR İFADE ETMEDEN, SESSİZ KALDIĞINIZDA DURUMU DESTEKLEMİŞ OLURSUNUZ!

Aktif olarak HAYIR demiyorsanız - o zaman EVET dediğiniz kurallara göre “VARSAYILABİLİR”!
BU KURALIN TEK ÇÖZÜMÜ: GEÇMİŞTEKİ YOGİLERİN YAPTIĞI GİBİ YAPABİLİRSİNİZ, bir Mağaraya girip bütün gün boyunca meditasyon yapabilirsiniz. Manyetik Hologram olan yanıltıcı Dünya'ya katılmadığınız için kabul etmemiş olursunuz!

Böylelikle günlük kabul etmeme eylemi ile tam anlamı ile kendinizi sistemin dışına çıkarmış olursunuz.

Yogiler “sessizce izin verme” kuralını agele edip nihayetinde hologramdan bu şekilde kurtuldular! Çok az ruh bu şekilde kurtulabildi!

Başka bir yol da, RUH OLARAK SENİN BÜTÜN SORUMLULUKLARINI üzerine alabilecek, KURTULMUŞ olan birisine sahip olmaktır - bu çok nadirdir - HEMEN HEMEN HİÇ OLMAMIŞTIR. 

Bu şiddetli ve dramatik adımları atmamış olanlar ve sistemi her gün yaşamlarında hala KULLANAN kişiler, karşı çıkmadıkça SESSİZCE KABUL ETMİŞ OLUR.

Veya bir Rıza Dışı Beyanı kullanarak sessiz rıza önlenebilir.

Her gün Google ve Facebook beğenileri tarafından size verilen "çevrimiçi" sözleşmelere bakın! Şimdi nasıl olduğunu size gösteriyorlar - çünkü buna mecburlar!

Yazılımlarında ve çevrimiçi programlarında yeni bir değişiklik ortaya çıktığında, tüm değişiklikleri otomatik olarak “onaylatıyor”!

İstedikleri her şeye sizi otomatik olarak “dahil” ediyorlar!,

Bu bir kaza değil!

FİZİKSEL OLARAK, DÜĞMELERE BASMAK VEYA YENİ DEĞİŞİKLİKLERİ KABUL ETMEME GİBİ ŞEYLERİ YAPMADIĞINIZ SÜRECE OTOMATİK OLARAK ONLARIN İSTEKLERİNİ KABUL EDİP DÂHİL EDİLİYORSUNUZ.

Bu tesadüfen mi oluyor? HAYIR - Bilmeniz gerekenleri gösteriyorlar çünkü Kozmik Yasa ile bunu yapmaya mecburlar.
Size çok net bir şekilde gösteriyorlar: eğer ONLARIN FİKİRLER SİSTEMİNDEN ÇIKMAZSANIZ - Kendi kuralları ve yasaları uyarınca - ONLARA DÂHİL OLUYORSUNUZ - VE SUÇ ORTAĞI OLUYORSUNUZ!

EVET Bu oyunda KURALLAR VAR - yalnızca onlarca yıldır duyduğunuz kurallar değil.
Dünyadaki her mahkeme “sistemi” tam size tarif ettiğim şekilde çalışıyor ve neredeyse 100 yıldır bunu yapıyor. BU bir KAZA mı? Hayır!

Bu makalede söylediklerime katılıp katılmadığınızı umursamıyorum - gerçek şu ki polis tarafından bir mahkeme salonuna sürüklenirseniz, oraya girdiğiniz andan itibaren otomatik olarak sistemlerine dahil olursunuz - EĞER GERÇEK VE CESARETLİ ADIM ATIP SİSTEMDEN ÇIKMAZSANIZ!
Ben ve diğerleri, bunu tekrar tekrar söyledik! Veri ve bilgiler, herkesin görmesi için ORTALIKTA.
Kendi sistemlerine dahil olmakla - GERÇEK SONUÇLAR, SİZİN YAŞAMINIZDA OLACAK! Bununla ilgili olarak, bugüne kadar mahkeme salonunda bulunmuş olan hiç kimse savunma yapamaz.
Yani asıl soru şudur: NEDEN?

Daha yüksek seviyelerde farklı olduğunu düşünüyor musunuz? Yüksek seviyeler nerelerdir? Orada kaç kişi vardı ve kaç kişi onları gördü? Ancak oraya vardığınızda daha yüksek seviyelerde neler olduğunu anlayacak mısınız?

Kendiniz geçici olarak “diğer tarafta” az veya çok rahat ediyor (veya edecek) olsanız bile, CABAL işe karıştığında, enkarne olmanız için bir tür beden bulacak?
Matrix’in gitmesi gerekiyor! Matrix yok edilebilir!

Bizleri esir tutan Şebekelere gönderilen, değiştirilmesi gereken karanlık enerjidir. Bunu sadece toplu olarak yapabiliriz, büyük bir grup olarak!

Cabal'ın bize yapmaya çalıştığı her şeye rıza göstermeyerek, onlara güç kaybettirebiliriz.

Her ruhla çalışan büyük SEVGİ Varlıkları vardır. Matrix'i kırmak için günlük eylem gereklidir!
Şimdi bir seferde ve herkes için yapmanın ZAMANI!

humansarefree.com
Ç: Naci Gülşan

24 Ağustos 2019

YÜKSEK BENLİK ve ALT BENLİK


YÜKSEK BENLİK ve ALT BENLİK


"Yüksek benlik, insan rolünü oynayan  Can'ın ruh elbisesi içindeki hali, Tanrı formunda yaratıldı". Bizim Tanrı-Benliği'mizdir. Bu, içindeki Tanrı'dır. Yüksek Benlik, her birimizin içinde yaşayan Ruh'tur. "Bu bizim Işığımız". Yüksek Benlik sonsuzdur ve Asla Ölmez. Yüksek benliğimiz, Kaynak / Tanrı ile bağlantımızdır.

Yüksek Benlik bilgisiyle, ayrılık olmaz. Yüksek Benlik HER şeyle bağlantılıdır. Yüksek Benlikliğin rehberliğindeyken, aslında “BENLİKSİZ” olduğumuzu fark ediyoruz. Çünkü her şey birbirine bağlı.
HER ŞEY, siz de dahil olmak üzere, TANRI'dır! “Hiçbir insan kendi başına var olamaz; Çünkü her canlı, diğer canlılara kordonlarla bağlanır. Kutsallık kalpteki saflıktır; karşılıksız sevgi. Kendine yapılmasını istemediğini başkalarına yapmama”.

"Alt Benlik, bedensel benlik, arzuların bedeni, daha yüksek benliğin bir yansımasıdır, ölmez. Yüksek Benlik ebedidir ve sonsuza dek yaşar. Bu tarafımız, bizim Işık'ımızdır ve bu Işık ruhsal büyümemizle beslenir. "Alt Benlik, bulanık bedensel isteklerin bozduğu cisimlenmedir. Alt benlik bir yanılsamadır ve geçip gidecektir; Yüksek Benlik insandaki Tanrı'dır ve geçici değildir.

"Alt Benlik bizim cehaletimizdir ya da egomuz, bizler bu fiziksel bedeniz. Alt Benlik veya EGO benliği yanılsamadır ve ölecektir(beden). Kendimizi yanılsamalarla kör ettiğimiz zaman, Yüksek Benliğimizi göremeyiz veya duyamayız. Bizim Yüksek Benliğimiz içimizdeki Tanrı'dır. "Alt-Benlik veya ego bir yalan ve gerçeğin zıttıdır. Gerçek, bu fiziksel formdan ziyade, doğruluk ve Işıktan yapıldığınızdır.

The Aquarian Gospel Of Jesus The Christ 

kitabından alınmıştır

Ç: N. Gülşan



23 Ağustos 2019

KONTROLÖR VEYA REPTERRAN’LAR


KONTROLÖR VEYA REPTERRAN’LAR




Dünyadaki insanlar, özellikle Gri’lerle ilgili olmak üzere gerçek ET temasıyla bağlantılı olarak, Kontrolörler veya Repterran’lar (Dünya düzlemi Reptoidleri -Uzaylılar Dünya’lılara, Terrestial/Terrestian derler, Dünya’lılar da onlara Extraterrestial’lar – Dünya dışı der-Naci) olarak adlandırdığım bir grup tarafından yapılan büyük bir Yanlış bilgilendirme ve korku kampanyasına maruz kalıyorlar. Repterran’lar ayrıca Elitler veya Illuminati olarak da bilinirler. Bunlar, genetik ve enerjisel olarak Dünyadaki insan yaşamı dahil, yaşamın tohumlanmasından ve geliştirilmesinden sorumlu olan gezegen dışı asistan yaratıcısı ırklarından biri olan Draconian'larla bağlantılıdırlar. Bu yardımcı yaratıcılar, birçok yüksek boyutlu evrensel seviyeden gelen gezegen dışı kültürlerdir.

Binlerce yıl önce bu grupta büyük bir anlaşmazlık yaşandı, bu da Draconian'ların ve çocuklarının gezegeni ele geçirip fiziksel formlarda burada hapsolmalarıyla sonuçlandı. Titreşim frekansları, güç ve teknolojinin yanlış kullanılmasıyla bir daha yükseltip fiziksel formdan kurtulamayacakları kadar düştü. Bu, sürekli olarak Dünya düzlemine geri çekilmelerine, evrimsel süreclerini tamamlayamayarak, tekrar tekrar kaba fizikselliğe reenkarne olmalarına neden oldu. İleriye gidemezlerdi çünkü tamamen fiziksel arzulara, güçlere, başkalarını kontrol etmeye ve ruhsal gelişim ve mükemmelliğin aksine fiziksel insan formunun mükemmelliğine kanıp burada takılıp kalmışlardır. Başkalarının da daha yüksek düzeylere evrimleşmelerini istemediler, böylelikle insanlığın geri kalanını ruhsal olarak kıskaca alıp kontrol altında tutabildiler, bunun için de ellerinden gelen her şeyi yaptılar.

Etkileri, öyle yada böyle etkileri olan astral düzleme kadar uzanır. Astral düzlem, aslında yaşamlar arasındaki fiziksel formların dışındayken, Dünya insan bilinci için bir “tutma alanı” olarak yaratılmış fiziksel olmayan boyutsal frekansların bandıdır. Tamamen insanlığın Kolektif Bilincinden oluşur,  yanı sıra, Dünya üzerindeki tüm inanç sistemleri, batıl inançlar ve zihin setleri aracılığıyla yaratılan sayısız “düşünce formu” ile birlikte hem olumlu hem de olumsuz olarak oluşturulmuştur. Binlerce yıl boyunca Kontrolörler tarafından Dünya insan zihinlerini yanlış bilgilerle zorla besleme nedeniyle oldukça karmakarışıktır.

Repterran'lar Kontrolör olarak kendilerini Dünya ve Dünya insanlığının “sahipleri” olarak görüyorlar ve burada insan bilincini gizli manipülasyon yoluyla kontrolü sürdürüyorlar. Kuantum fiziğinin kanıtladığı gibi, insanlar bilinçleri ve düşünce tarzları ile kendi gerçekliklerini yaratırlar ve Kontrolörler de bunun farkındadır. İnsanlığın Kolektif Bilincini kontrol ederek, gezegenin kontrolünü elinde tuttuklarını biliyorlar.

Aslen Draconian'lardan gelen ve aynı zamanda Denetleyici grubunun bir parçası olan Anunnaki olarak bilinen sürüngen / insan hibrit grubu, Sümer, Babil ve gezegenin o bölgesindeki diğer kültürlerin kurucularıydı. Bu kültürlerin fikirlerinin çoğu Atlantis'ten miras kaldı. Çok ataerkillerdi ve korku odaklı inanç sistemlerine yöneldiler. Durumu düzeltmek için, Dünya'ya enkarne olmak isteyen daha yüksek boyutlu Varlıkların birkaç girişimi oldu, ancak bu girişimlerin hepsi Denetleyici makamlar tarafından ölümle sonuçlandırıldı. İmparator Konstantin ve Justinian tarafından İsa'nın ölümünden yaklaşık 300 yıl sonra büyük bir Denetleyici yanlış bilgilendirme kampanyası başlatıldı ve yüzlerce yıl sonra geleneksel din, insanların bilinçlerini cehennem ateşi korkusu ile kontrol etmeyi başardı ve ataerkil lanet bir "Tanrı" inancı oluştu.

Bu, insanların geleneksel dini ciddi biçimde sorgulamaya başladığı 1960'lara kadar devam etti. Kontrolörler bu alanda itibar kaybediyorlardı, bu nedenle yasadışı uyuşturucu kültürünün teşvikiyle bir başka bilinç manipülasyonu ortaya koydular, bu gün dahi büyük bir sorun olmaya devam ediyor. 1970'lerde Yeni Çağ inanç sistemi, geleneksel dinin yerine geçti ve bir şekilde, insanlar, çeşitli Uzay Kardeşliği ve Yükseliş Ustaları kültleri ile manipüle edildi ve “kanalize” bilgilerle kontrol altına alındı.


Genellikle bu tür bilgiler “güzel, sarışın, mavi gözlü mükemmel görünümlü Varlıkları” içerir, daha ziyade Kontrolörlerin de ilham verdiği ve ilham aldığı Nazi “Aryan İdealini” hatırlatır. Tüm kanal mesajların böyle olumsuz bir kaynaktan geldiğini söylemiyorum, ne yazık ki kesinlikle bazıları öyle. Bu sahte mesajlar, bilgiyi daha yüksek Varlıklardan, ruh rehberlerinden, meleklerden vb. geldiğini algılayan psişiklerin bilinçlerine telepatik uzaktan yerleştirilir.

Verdikleri mesajlar, asla gerçekleşmeyen dünya sonu senaryoları ile doluydu. 1998'den 2000 yılına kadar, 3. Dünya Savaşı'nın çıkacağı öngörüldü, korku ve yutturmaca ile ortaya çıkan bilgisayarların 1999 dan sonra tarihi 2 rakam olarak hesaplayacağı öngörüsünün asla yaşanmadığını hatırlayın. En son örnek, 21 Aralık 2012'deki bazı “seçkin” grupların "yükseleceğine" dair verilen söz. Bu türden diğer mesajlar ise, Gezegen Nibiru’nun sözde geri dönüşü ve Galaktik Federasyon veya herhangi bir yerdeki Yüksek Konsey tarafından yıldız gemilerinin toplu olarak görünmesi veya inmesidir. Herkes heyecanlanır, ardından hayal kırıklığı, güçsüzlük ve hiçbir şey olmadığında alay etme gelir, bu her zaman böyledir. Ben de bu tahminlerin neredeyse her zaman birkaç olası tarih vererek "kaçış yolu" olduğunu fark ettim.

Başka bir yanlış bilgilendirme, Dünya negatif uzaylılar tarafından saldırıya uğrayacak ve istila edilecek. Bu, sözde Cumhurbaşkanı Eisenhower'a "İskandinav tipi" bir ET grubu tarafından verildiği söylenen bir uyarıydı. İnsanların kavramadığı şey, bu grubun Nazi Rejimi'nin arkasındaki gerçek güç olduğudur ve Kontrolör grubunun bir parçasıdır. Gelişmiş teknolojilere sahipler, bu durum düşen gerçek ET gemilerinden çalınan daha ileri teknolojilerle daha da geliştirilmiştir. Şüphelenmeyen psişik yeteneklerin bilinçlerine sızmak için uzaktan telepatik bilinç kontrolünü kullanıyorlar; daha sonra,  Kontrolörler, zekice, aldatıcı korku yaymaktan başka bir şey olmayan bu tür olumsuz öngörülerde ve uyarılarda bulunuyorlar.

Dünyadaki tüm otorite kademelerine sızmışlardı, görünüşleri tamamen insan olduğundan bunu rahatlıkla yapabiliyorlardı - onlar Dünya insanı, ama modern insandan çok daha yaşlı bir ırk. Gezegende yeraltı üsleri var ve Hitler’in İç Dünya’ya bir giriş bulma saplantısının ve bu “mükemmel süper ırkı” Aryan İdeal’ini üretme fikrinin ardında yatan şeydi. Bu Kontrolör / Elitler / İlluminati'nin çok rahatça kontrolünde olduğu 4. Dünya yeryüzü, 5. Dünya bilincine geçtikçe sona erecek. Umutsuzca bunun olmasını engellemeye çalışıyorlar, çünkü geçiş olduğunda kitlelerin kontrolünü ve manipülasyonunu kaybedecekler.  Daha çok Dünya dışı Varlıkların Dünya işlerine karışmaları ve özellikle de 2. Dünya Savaşı'nın sonundan bu yana Dünyayı özgürleştirmek için, geri dönmeye başlayan Boyutlar arası Varlıkların müdahaleleri, yanlış bilgi ve korku yaymalarının asıl sebebidir. Bu, gerçek ET'lerle ve özellikle Gri'lerle temasın niye olduğunun açıklamasıdır.

Judy Carroll
Ç; Naci Gülşan

21 Ağustos 2019

GRİ’LER HAKKINDA BİLMEK İSTEDİĞİNİZ AMA SORMAYA KORKTUĞUNUZ HER ŞEY


GRİ’LER HAKKINDA BİLMEK İSTEDİĞİNİZ AMA SORMAYA KORKTUĞUNUZ HER ŞEY




Griler şeytan değil. Evrenin başka bir yerinde gelişen başka bir insan kültürüdür.
Onlar sadece, memelilerin primat stoklarına dahil değiller.

Gri’ler ve Efsaneler

Benim adım Judy Carrol. 1952'de, Dünya üzerinde iki gezegen kültürü - Dünya İnsanları ve Zeta Gri’leri arasında bir büyükelçi olarak hizmet etmek için evrensel  “kurtarma birliklerinin” bir parçası olarak enkarne oldum. Hem insan kültürlerinde çalışmamı hem de iletişim yoluyla daha derin bir anlayışa yardımcı olmamı sağlayan “harmanlanmış bir ruh” bilinciyle çalışıyorum.
Gri’lerle ilgili ortaya konan çok sayıda olumsuz bilginin ve bazı insanların onlarla ilgili olarak hoş olmayan deneyimler yaşadıklarının farkındayım. Konu ile ilgili İki farklı grubun olması konuyu aydınlatma gereğini doğuruyor. Söz konusu olan grubun biri, gezegen dışından oldukça gelişmiş böcek insanlar, diğeri de burada ve Ay'da yaşayan klonlanmış reptoid melezleridir. Aralarında görünüş olarak benzerlikler var ve bu kargaşaya neden olmak amacıyla bilinçli yapılmıştır.
Yazarın kitaplarında, Sanni Ceto, uzun zaman önce Zeta'ların bir ırkının da katıldığı gezegenler arası savaşlardan, Sürüngenler ve Reptoid / Pleiadian melezleri olan “Sarışın” müttefikleri tarafından saldırıya uğrayan Zeta Reticulan gezegenlerinden söz ediyor. Gezegenin sakinleri kaçırılarak onları kontrol etmek ve köle olarak kullanmak için implantlarla donatan reptoid’lerle melezlemeye zorlandı. Dünyada da Reptoid’leri ve Karınca İnsanları içeren benzer bir olay yaşandı.
Karınca halkı milyarlarca yıl önce dünyadaydı. Cro-Magnons ve Neandertal’lerin günümüz insanlarının uzak ataları olduğu gibi, aynı zamanda Dünya dışı Gri’lerin çok uzak akrabalarıdır da. Karıncalardan evrimleşerek kovan bilinci olarak hareket etmişlerdi ve ilk insansı türler olarak, bugünkü Dünya insanlarının çoğunda olduğu gibi oldukça kutuplaşmış bir bakış açısıyla savaşlar yapmışlardır. Günümüz insanlarında olduğu gibi, bazıları diğerlerinden daha fazla gelişti. Repterranslar (İnsan vücudunda olan Dünya Reptoid’leri, başka değişle İllumunati) o zaman da şu anda olduğu gibi “Kontrol edenler” olarak Dünya'da mevcuttu, yani o zaman bile Dünya bir savaş bölgesiydi.
Karınca Halkının bir kısmı, Repterran'lar tarafından ele geçirildiğinde bir ayrılık oluştu. Yakalanan Zeta’lar gibi, reptoid’lerle melezleştirildi, implantlarla donatıldı, klonlandı ve köleleştirildi, orijinal Gri’lerde olduğu gibi gelişmeleri engellendi. Bütün bunlar "Kontrolörler" tarafından yapılıyordu. Bu klonlanmış böcek / reptoid melezleri, Steven Greer tarafından belirtilen PLF'lerdir (programlanmış Yaşam Formları).   Gri’lere biraz benzemektedirler ama Gri değildirler. Daha olumlu Karınca Halkı, hala Ay'da varlığını sürdürüyor. Daha evrimleşmiş gezegen dışı Griler ve diğer Dünya dışı Varlıklar, ruhsal olarak varlıklarını devam ettirmek isteyen Dünya insanlarının yanı sıra, onların da Dünya'da evrimleşmelerine yardım etmeye çalışıyorlar, dolayısıyla DNA çalışması her iki ırka da yapılıyor.
Gezegen Dışı Griler, 2. Dünya Savaşı'nı bitiren bombaların patlamasından sonra Dünya'ya dönmeye başladı. Karınca halkının bir kısmı Ay’a yerleştikçe Ay'ı bir üs olarak kullandılar. Bazı karınca insanlar Dünya'ya düşen Dünya dışı gemilerde de bulunmaktaydı. Buraya gelen gezegen dışı insansı Varlıklar, Dünya'da yaşayan İnsanlar gibi, Dünya gezegenin Karınca Halkı olarak, dünya'yı yıkıma götürecek olan nükleer enerjinin geliştirilmeye başlamasından derinden endişe duyuyorlardı. Düşen gemiler nükleer enerjiyi kullanmıyordu. Gezegen dışı teknoloji anlayışına yaklaşmak bile yıllarca süren yoğun bir öğrenmeyi ve mühendisliği gerektiriyordu ve bu, bilinç teknoloji söz konusu olduğunda bu tür teknoloji hala tam olarak anlaşılmadı. Nazilerin yaptığı “çan” bile bu teknolojinin kaba bir kopyasıydı.

İnanılmaması Gereken, Gri’lerle İlgili Bazı Genel Efsaneler

EFSANE# 1 - GRİ'LER VE DİĞER DÜNYA DIŞI VARLIKLAR, İNSANLARI “KAÇIRARAK” YOĞUN PROSEDÜRLER UYGULAYIP İNSANLARIN BİLİNÇLERİNİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN BURAYA GELİYORLAR

Cevap - Müdahale ve istila binlerce yıl önce, Dünya insanı DNA'sının evrimi insanlığı köleleştirmek için engellendi. Bu zihinsel köleleştirme yıllardır devam ediyor, bugün de devam etmekte. Buraya Gri’ler de dahil olmak üzere  gelen ET'ler, bu bilinç kontrolünden kurtulabilmelerini sağlamak için insanı  UYANdırmaya çalışıyorlar, durumun gerçeğine uyandırmaya yardım eden bir “kurtarma birimi” görevini üstleniyorlar.
Artık Dünya İnsanlarının, insan DNA'sının onarımını ve geliştirilmesini sağlayacak daha geniş bilinç farkındalığına geçme zamanı. İnsanlık krallığındaki evrim bir bilinç / ruh sürecidir, bu nedenle bu düzeydeki ihtiyaca yardımcı olunmalı.
Ancak, evrensel yasalara uyulmalı, bu nedenle Dünya Dışı Varlıklarından istenmediği sürece Dünya Dışı Varlıkları doğrudan müdahale edemez. Sadece Dünya insanlarına kendilerine yardım etmeleri için destek olabilirler. İnsanların kendilerine yardım edebilmesi için gerekli “bilinçlendirmeyi” sağlayabilirler. İnsanların yapması gereken işi üstlenemezler. Ve bu ruhsal çalışma, korku yolu ile değil, düşünmeyi öğrenerek sevgi yolu ile olur. Tüm varlıklar, Tanrı'nın kendine özgü bir parçasıdır, bu nedenle her biri, uyanıp bu gücü fark edecek yetenektedir. Bu uyanış sürecine yardımcı olmak ET'lerin işidir.

EFSANE # 2 - TÜM ET'LER VE ÖZELLİKLE GRİ'LERİN ÇOĞU ŞEYTANDIR. İNCİL'DEKİ KEHANETLERİN ÖNGÖRDÜĞÜ GİBİ “KÂİNATIN SONU” OLDUĞU İÇİN BURADALAR.

Cevap - “KAİNATIN sonu” yorumlaması yanlıştır ve yazarın “Denetçiler” dediği Uzun zaman önce Dünya’nın Sürüngen bir grup tarafından "kaçırdığı” nda başlayan bir korku kampanyasının bir parçasıdır. (evet, Dünya Evrenin başka bir bölgesine kaçırılmış) Evet, “Armageddon tipi” (Dünya'yı yöneten şeytani güçler ile Tanrısal güçlerin savaşı) bir senaryo ortaya çıkıyor, fakat bu daha çok, gezegen bilincinin daha yüksek bir enerji frekansına kayması ile ilgili ve gezegendeki her insanın Sevgi ve Korku arasında yapması gereken seçim.
Gri'ler “ruhları denetleyen ve test edenlerdir” ve insanları Kontrolörlerin müdahalesi ve bilinç kontrolünden kurtarmak için korku bariyerinden / tıkanıklığından iterek geçirmeye çalışan “kurtarma birliği” olarak buradalar. Tabii ki Dünyada olmaları istenmemekte. Gri'lere karşı özellikle onlardan nefret etmelerine ve onlardan korkmalarına neden olan ve böylece Gri'lerin insanın evrimi üzerindeki etkilerini azaltacak, Kontrolörler tarafından büyük bir kasten yanlış haber verme ve korku kampanyası başlatılmıştır.
Gri'ler şeytan değildir. Onlar, sadece, Evrenin başka yerlerinde gelişen ve memeli primat stoklarından olmayan başka bir insan kültürüdür. Dünya insanının evrendeki en üst düzey insan yaşam formu olduğu inancı, bir zamanlar Kilise tarafından Dünya'nın Evrenin merkezi olduğu ve Güneşin Dünya etrafında döndüğü inancı kadar yanlıştır. Sadece bir kaç yüz yıl önce bu dogmatik inanca itiraz edenler, kafir olarak öldürülmüşlerdir.

EFSANE# 3: GRİ'LER, GİZLİ HİBRİT PROGRAMI PARÇASI OLARAK CESETLERDEN DNA ALMAKTADIR. MEZARLIKLARDA DNA ALIRKEN FOTOĞRAFLARI ÇEKİLMİŞTİR.

Cevap - Gri'ler, hem Zeta'lara hem de Dünya insanlarına fayda sağlamak için hibrit bir program yürütüyor. Buna her iki tarafta da ihtiyaç vardır ve evet, insan DNA'sı söz konusudur, ancak bu cesetlerden değil gemilere alınan insanlardan alınır. Binlerce yıl önce, Dünya insanının DNA'sına müdahale edilerek,  bu gezegendeki insanlığın evrimsel süreci değiştirildi. Griler ve diğer ET'ler şimdi hasarı onarmaya çalışıyorlar.
Kontrolörlerin Dünyadaki devam eden varlığı göz önüne alındığında, insanlığın nükleer savaş, çevrenin tahrip olması, hastalık, hava kirliliği vb. yoluyla kendisini yok etme ihtimali var. Bu nedenle Dünya insanın genetik materyali, gerektiğinde Dünya İnsan türünün başka bir yerde devam etmesi için alınmakta.
Griler, yüksek "Meleksel Varlık”ların giremeyeceği, enerji frekansının çok ağır olduğu durumlarda “ruh kurtarımı” yapar. Dünyadaki inanç sistemleri ve Kontrolör manipülasyonu yoluyla teşvik edilen korku nedeniyle, birçok insan ruhu ölümden sonra daha düşük frekanslarda sıkışıp kalıyor ve Gri'lerin yardımı ile onlar olması gerektiği yerlere götürülüyor.

EFSANE # 4 - GRI'LER HÜR İRADESİ OLMAYAN KOVAN BİLİNCİNE SAHİPTİRLER.  BUNU DÜNYA İNSANINA EMPOZE ETMEYİ PLANLIYORLAR.

Cevap - Griler “kovan bilinci”ne sahiptir, çünkü kovanda yaşayan Böcek türlerinden evrimleşmişlerdir, ancak Dünya insanlarının memeli primatlarından evrimleşmiş farklı bir tür olduğu gerçeğine saygı duymaktadırlar. Griler milyarlarca yıllık çok eski bir kültürdür ve geçmişin “özgür irade” evresini geçerek “Tanrı'nın iradesine” evrimleşmiştir. Evet, yaptıkları her şeyin herkesin iyiliği için yapıldığı bir tür kovan bilinci içinde yaşamlarını sürdürürler. Bireysellikle ilgili olmayan bir yaşam. Dünya'daki bazı insanlar, başkaları için hiçbir düşünce veya kaygı duymadan hareket etmeye meyillidirler. Ayrıca, Gri’ler oldukça telepatiktir ve herkes geniş, kristal berraklığında bir okyanus gibi olan Grup Bilincine uymaktadır, bu yüzden sahtekârlık ya da aldatma yoktur.

EFSANE # 5: GRİ'LER , DUYGULARI OLMAYAN ROBOTİKLERDİR.

Cevap – Gri’ler Dünya İnsanları gibi biyolojik Varlıklardır, fakat böceklerden evrimleştikleri için farklı görünüyorlar. Bazıları, bileşik göz yapısına ve çeşitli böcek türlerinin Kitin dış tabakasına sahiptir. Bu vücut tipi uzay yolculuğu için idealdir. Gri’ler insandır ve evrendeki tüm insanlar gibi, duygularını yaşayabilir ve deneyimleyebilirler. Bununla birlikte, aynı yüz kaslara sahip değiller, Dünyadaki insanlar gibi duygularını fiziksel olarak ifade edemezler. Bu, deneyimlemedikleri anlamına gelmez ve onlar da duygularını kendilerine göre ifade ederler. Ayrıca, Dünyadaki bazı çok gelişmiş ruhsal ustalar gibi, Gri’ler de bağımlı olmamayı başarabiliyorlar, yani Dünya insanlarının çoğunun aksine, duyguların kontrolü altında olmaktan ziyade, duygularını kontrol edebiliyorlar.

EFSANE # 6 - SADECE YERYÜZÜ İNSANLARI, TANRI'NIN GÖRÜNÜMÜNDE YARATILDI.

Cevap - Bu, Kontrolörler tarafından yanlış yorumlanmış ve çarpıtılmış temel evrensel bir gerçektir ve yanlış yorumlama, hala Dünya'nın Evrenin merkezi olduğuna inanmaya benzer. Tanrı fiziksel bir insan tipi değildir. Tanrı, tüm yaratıma nüfuz eden yüksek frekanslı bir Kaynak, Yaşam Gücü veya Yaratıcı Enerjidir, Evrendeki tüm insan kültürleri bu Kaynak Enerjiyi kabul eder. Bu anlayış ve onay Dünya Gezegenindeki insanlıkla sınırlı değildir.
İnsanın Tanrı’nın görüntüsünde yaratılmasının gerçek anlamı; insan seviyesindeki evrimde, hayvanın içgüdüsünün, bilinçli bir ölümsüzlük bilincine erişme yolunu açmış olmasıdır. Evrendeki tüm insan kültürleri bu farkındalığa sahiptir. Ayrıca, Tanrı Enerjisi gibi insanlık da ÇokBoyutlu'dur.
Modern Dünya insanlarına çok benzeyen bazı gezegen dışı Varlıkların, Dünya Gezegendeki insan türlerinin gelişiminde rol alması üzerine, Tanrı gibi görünmek için fiziksel olarak yaratılan hatalı insan kavramı ortaya çıktı. Yeryüzü İnsanının evrimsel sürecine yardımcı olmak için kendi genetik materyallerini kullandılar ve bu şekilde, yeni geliştirilen Dünya insan türleri kendilerine çok benziyor, adeta kendi görüntülerinde üretildi.

EFSANE # 7- UZUN BOYLU GRİ'LER REPTOİDTİR.

Cevap - Uzun boylu Gri'ler Reptoid değildirler, daha ziyade oldukça gelişmiş orijinal Gri'lerin saygın Büyükleridir. Bunlar böcek türüdürler, Ya Zeta Kebbans veya Mantid'tirler. Birçok insan gibi ben de, çocukluğumdan beri uzun süren Gri'lerle ilgili sürekli temas ve rehberlikte bulundum, bu temaslar tamamen sevgi dolu ve olumlu olmuştur. Edgar Mitchell ve Dünya Dışı Karşılaşmalar Araştırma Vakfı tarafından yapılan uzun ve çok kapsamlı araştırmalar, ET temasının büyük çoğunluğunun olumlu olduğuna dair doğru kanıtlar sağlamıştır.

EFSANE # 8 - SİYAH ELBİSELİ ADAMLAR İNSAN GÖRÜNÜMÜNE BÜRÜNMÜŞ UZUN BOYLU GRİ'LERDİR.

Cevap - Siyah Elbiseli Adamlar burada, Kontrolörler tarafından yaratılmış reptoid melezleridir. Kafa karışıklığına neden olsun diye yaratılmışlardır. Orijinal uzun boylu Gri'ler genellikle siyah kıyafetler içinde görülür. Bunun nedeni titreşim frekanslarının ışık dalgalarını yansıtamaz derece yüksek olmasıdır. Bu, ışık hızının ötesinde titreyen karanlık ve siyah maddeye benzer. Kendi ortamlarında, gemilerinde, uzun boylu Gri'ler beyaz uzun elbiseler giyerler.

Judy Carroll
Çeviri; Naci Gülşan

4 Ağustos 2019

Ruhsallık ve Din




Ruhsallık ve Din

Dini bir bakış açısının dışında ruhsal bir hayat yaşamak ne anlama geliyor? Birincil fark; ruhsallık, dinsel dogmaya veya aracı bir rahiplik, hocalık kurumuna veya herhangi bir aracıya bağlı olmayan bir bilinç halidir. Genç ve yeni yaratılan Dünya-insan türlerinin doğru yönde gelişmesine yardımcı olmak için açık ve kesin kılavuzluk sağlamak amacı ile Dünya Gezegenine din tanıtıldı, bu yüzden dinlerin belirli kuralları ve emirleri var. Bu kurallar kişisel disiplini öğretmek için tasarlanmıştır ve genellikle ruhsallıktan ziyade kültüreldir. Bu kurallar iyiydi ve hala pek çok Dünya insanı için geçerli. Ne yazık ki din, Repterran (Dünya Reptoidleri veya Elitler veya Ullimunati) Kontrolörleri tarafından binlerce yıl boyunca kötüye kullanıldı ve istismar edildi.

Bir din, dogmaya dayalı, ara bulucu rahiplik sistemi ve ritüelleri olan bir inanç sistemi olabilir. Ruhsallık daha kişisel bir bilinç halidir. İkisi birlikte de olabilir, ama bir arada olmaları gerekli değildir. Kişi ruhsal olmadan dindar olabileceği gibi dindar olmadan da ruhsal olabilir. Ayrıca, aynı zamanda hem dindar hem de ruhsal olabilir. Din, maalesef insanın evrim sürecine her zaman yardımcı olmuyor, fakat olabilir de. Bazı durumlarda ise ruhsallığı engelleyebilir de. Yine de, ruhsallık, insanın evrimi için daha doğru bir yoldur.

Bazı insanlar öyle olduklarını düşenseler de, ruhsallık psişiklik ya da gaipten haber alma ile ilgili değildir; duaları ezberden okumayla ya da robotik olarak yapılan ritüellerle ilgili değildir, ancak bazen bilinçli bir şekilde yapıldığında büyük bir ruhsallık deneyimi yaşanabilir. Ve ille de bir “şifacı” veya “kâhin” olmak veya astral seyahat yapabilmek (uyku durumunda her gece herkesin yapabileceği) gerekli değildir. Ruhsallık basitçe, koşulsuz sevgiyi uygulama kabiliyetinizle en iyisini yapmaya ve tüm dinlerin özünde bulunan, size yapılmasını istemediğinizi başkalarına da yapmama yatar. Ve bu, tüm Evren'de geçerlidir - sadece Dünya insanı için değildir. Ruhsallık, içindeki Tanrının Özü'nü kabul etmek ve bu nedenle kendinizi şereflendirmek, kendinize saygı göstermektir. Bu 'ben'i Tanrının özü olarak kabullenmek, şereflendirmek ve saygı duymakla ilgilidir.

Daha yüksek kültürler Tanrı'yı Kaynak veya Bir'lik olarak adlandırır ve bilinçli olarak bu Kaynak Enerjisine erişebilirler, bu nedenle inanca, “Tanrı” figürüne inanmaya ya da aracı kurumlara ihtiyaç göstermezler. Bu enerjinin kendi içlerinde olduğunu ve tam bir bilinçli  farkındalıkla kullanabileceklerini açıkça anlarlar.

Üçüncü-Boyut algı sınırları içinde sıkışıp kalmış birçok Dünyalı'nın aksine, gezegen dışı insanların çoğu, yaratılıştaki her canlının bu yüce Yaratıcı Enerji Kaynağının kendine özgü bir parçası olduğunun farkındadır - daha büyük boyut olan Evrensel gerçeklikten de kopuk değildir. Bu yüzden Tanrı'yı Bir'lik olarak adlandırıyorlar. Hepimiz evrenin çok boyutlu seviyelerine yayılan aynı Tanrı / Kaynak Bilincinin bir parçasıyız.

Bir sonraki adım, ki şu anda gerçekleşiyor, her birimizin içindeki Tanrı (Kaynak) Enerjisini kendi kendimize tanımanın eşiğinde olmamız. Bu anlayış, insanın sevgiyi korkuya tercih ederek, hayvan-insan'dan kozmik insana evrimleşmesini sağlar.


Judy Carroll
Ç: N. Gülşan