5 Eylül 2026

YAYIN İSTASYONU SENSİN

 

Lawis Howes, Bruce Lipton’ı konuk ediyor.

YAYINI YAPAN SENSİN-

Dünyada hiçbir iki insanın aynı öz-alıcı seti yoktur. Buna öz-alıcılar diyorlar.  (vücuttaki kimyasal veya fiziksel uyarıları alıp kendi  sinir sistemine ileten alıcı veya algılayıcı yapıya denir)

Ben de diyorum ki, peki ya onlar nedir?

Peki, başlangıçta yanlış etiketlenmişler. Dediler ki, "Ah, beni senden farklı kılan  fiziksel alıcı, tamam mı?" Fiziksel alıcı değil. Alıcının okuduğu şey, yani bilgi.

Ben de diyorum ki, peki bilgi nereden geliyor? Dediler ki, bu alıcılar yüzeyde. Yani sana kimlik veriyorlar. Ben de diyorum ki, o zaman kimlik sinyali nerede? Başka bir yerde mi? Burada değil.. Buraya geliyor.

Şimdi, ilginç bir şekilde, bir bilim insanı, astronot Brian O'Leary, harika bir çalışma yaptı. Vücudunun hücrelerini bir test tüpüne koydu. Onları kendisinden 350 mil uzağa taşıdı. Yani o burada, hücreleri 350 mil uzakta. Hücrelerin elektriksel aktivitesini kaydetmek için bir kayıt cihazı yerleştirdiler. Elimizde bölünmüş ekranlı bir televizyon var. Yarısında Brian O'Leary canlı yayında. Diğer yarısında ise deney tüpünden canlı veriler. Brian'ın duygusal bir tepkisi olduğunda, anında.

-Hadi canım.

Anında.

-İmkânsız.

Canlı yayın bile yok.

-İmkânsız.

350 mil ötedeki hücreler harekete geçti.

-Bu çılgınlık.

İşte işin güzel kısmı burada başlıyor. Hücre reseptörleri tarafından algılanan bilgi çevreden geliyor. İşte burada kuantum fiziği devreye giriyor.

Bir alıntı vereceğim. Ah, bu alıntıyı çok seviyorum. Albert Einstein.

Enerjiden, bir alandan bahsediyoruz. Alan. Şu anda bir alandayız. Cep telefonu yayını, televizyon yayını, radyo yayını, güneş enerjisi. Bir enerji alanındayız.

Alan tanımı;

Fiziksel dünyayı etkileyen görünmez hareketli kuvvetler.

Ruh. Fiziksel dünyayı etkileyen görünmez hareketli kuvvetler. Kuantum bilimi, bu reseptörlerin bir alanı algıladığını kabul etti. Ve siz, tüm dünyadaki herkesten farklı olarak, bir enerji alanı yayını alıyorsunuz. Kendi yayın istasyonunuz var. Tamam mı?

Şimdi benzetmeye gelelim.

Vücut bir televizyon seti. Program, yayından alınıyor ve bu alıcılar aracılığıyla indiriliyor. İşin en güzel yanı şu: Televizyonunuzu izliyorsunuz ve bozuluyor. Televizyon öldü. Çalışmıyor. Televizyon öldü.

Yayın öldü mü? Biliyor musunuz? Burada. Alanda. Her yerde.

Ve bunun asıl noktası şu: Televizyonunuz gitti. Siz öldünüz. Ah. Ama kimliğiniz ruh alanıydı. Tamam mı?

Şimdi işin güzel kısmı geliyor. Şimdi öldünüz. Bedeniniz yok. Bir enerji alanısınız. Ama gelecekteki bir bebek sizinle aynı antenlere sahip. Geri döndünüz. Yeni bir televizyon.

Erkek veya kadın olmanız fark eder mi? Bu televizyon. Siz yayınsınız. Siz televizyon değilsiniz.

Beyaz, kahverengi, siyah, kırmızı, sarı için bir fark yaratır mı? Hayır, hayır. Bu televizyon. Yayın sizsiniz.

İnsanlar anlamaya başladığında, hepimiz aynı alandan geliyoruz. Hepimiz aynı enerji alanından, kuantum fiziğinden geliyoruz; bu fizik, ruhu her birimize özgü bir enerji alanı olarak kabul eder.

Ölemezsiniz.

Burada değilsiniz.



4 Eylül 2026

Zıtlık Yoluyla Bu Kadar Hızlı bir Ruhsal Gelişim Sunan Dünya


 Dünya okul mu yoksa prizma mı? Orijinal planında Dünya, son derece gelişmiş bir bilinç akademisiydi.

Galaksilerin dört bir yanından ruhlar, Dünya'nın aşırı duygusal yoğunluk, özgür irade ve hızlandırılmış ruhsal evrimin yanı sıra nadir bir fırsat sunması nedeniyle burada bedenlenmek için gönüllü oldular. Doğumla birlikte gelen tam bir unutkanlığa dalarken kaynağı hatırlama fırsatı da sunuyordu. Yaratılış boyunca hiçbir sistem, zıtlık yoluyla bu kadar hızlı bir ruhsal gelişim sunmuyordu. Dünya, evrende bir onur sınıfıydı.

İleri düzeydeki öğrenci (uyanmış biri). Ancak, fiziksel ve fiziksel olmayan olumsuz biçimlendirmelerin, karanlık güçlerin müdahalesinden sonra, korku, suçluluk, acı ve tüm olumsuz duyguların bizi sömürenler için kullanılabilir enerji yarattığını keşfettikten sonra Dünya bir hapishane olarak algılanabilir.

Ve unutmanın üretilebileceğini, zaman çizelgelerinin ilmeklenebileceğini ve unutma perdesinin kalınlaştırılabileceğini fark ettiler. Ve böylece aynı acının döngülerinde dönüyorsunuz, onu hasat eden varlıklar için enerji üretiyorsunuz.

Şimdi, Monsters çizgi filmini hatırlıyor musunuz? Bu, karmik sonuçlardan kaçınmak için yaptıkları bir gösterimdi (biz size bunu gösterdik). Yani bu hapishanenin parmaklıkları ve zincirleri yok. Ama olumsuz inanç sistemleri, travma döngüleri, zorla yaratılan kıtlık, gerçekte kim olduğunuzu hatırlamanızı engelliyor. Ve şimdi, o perde bile inceliyor.

Bazı insanlar, eski gölgelerine, acı, korku, kıtlık, yoksulluk gibi atalarından kalma anılarına tutundukları için unutkanlık içinde kalırlar ve bu yüzden gölge çalışması yapmak çok önemlidir.

Arkadaşlar, "Korku ile Konuşmalar" kitabını, ayna yöntemi tekniklerini kullanın, Dünyayı terk etmeden özgürleşmenin tek yolu, kadim korkularınızla yüzleşmek, onları sonsuza dek çözmektir. Bu, mezuniyet zamanıdır. Gerçek hapishane, frekans yasasıdır. Dünya, tasarım gereği bir hapishane gezegeni değildir; bilinç bilinçsiz kaldığında, sorgulanmayan otorite, sentetik zaman çizgileri, tersine çevrilmiş sistemler, sizi kaynaktan koparan dış kurtarıcılara tapınma gibi şeyler yüzünden böyle oldu.

Kendini hatırlayan ruh hapsedilemez ve dünyadan kaçış yoktur, sadece mezuniyet vardır. Ölseniz bile aynı döngülerde yeniden doğacaksınız ve bu Buda'nın öğretisiydi, bu samsaradan kurtuluştur. Uyananların dünyayı tekrar okul olarak deneyimleyeceklerinden ve farkındalığa direnenlerin onu daralan bir hapishane olarak deneyimleyeceklerinden bahsediyordu.

Korku ve endişe dolu bir yaşamın olduğu bir dünya. Bu yüzden gölge çalışmanızı elinizden geldiğince yapın.

Create Your Reality’den çeviri

Kozmosun Daha Yoğun Fiziksel Alemlerinden Çıktık

 


George, Dünyada ne yapmamız gerektiğini değişik bir açıdan anlatıyor.

Galaksi, kozmosun bir fraktalıdır. Galaksimizdeki her yıldız aslında galaksimizin içinde bir yıldız sistemi olarak vücut bulan galaktik bir zekâdır. Çok devasa bir sıkıştırma. Çok büyük. Yoğunluk işte buradan geliyor. Evrenin en altında olduğumuz ve titreşiminizi yükseltmeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Bu bir yalan. Bu bir yanıltma. Burada yapmamız gereken şey, tüm ışığımızı, tüm gölgemizi birliğe geri entegre etmektir. Yani ben burada birliğe entegre olmak için bulunuyorum. Titreşimimi yükseltmek için değil. Sadece söylüyorum. Çünkü diğer model hiyerarşik modeldir.

Uyum içine giriyoruz. Bakın, yukarlarda frekansları çok yüksek ve ince olan varlıklar ve ırklarla tanıştım, ama olabileceğin en kötüsüler. Yani frekansınız daha yüksek ve daha yüksek bir frekansta titreşmeniz daha iyi niyetli olduğunuz anlamına gelmez. Sadece belirtmek istedim.

Galakside, milyarlarca yıllık evrim sonucunda ortaya çıkan en önemli 24  tür vardı. Şimdi, tüm bu genetik grupları bir araya getirmek ve sonra buraya, bu gezegene gelip hepsini birleştirerek nihai avatarı yaratmak çok fazla çalışma gerektirdi. Tamam. Ve 24 türden 12'si eril, 12'si dişil. Yani her genetik grubun erkek ve kadın genleri bir araya geliyor. Evet. Bu da 12 DNA ipliğini oluşturuyor.

Evet. Şimdi ayrıca, Şimdi, DNA'yı tamamen aşmak için bu birliği bütünleştirdiğimiz bu evrim yoluna da sahibiz. Bu, kozmosun daha yoğun fiziksel alemleri olarak adlandırdığımız yerlerden çıktığımız anlamına gelir. Ve tam teşekküllü evrensel varlıklar olarak doğuyoruz, eve geri dönüyoruz. Evet. Ve çelişki alanlarından çıkıyoruz.

Burada çelişki alanlarından çıkmak için bulunuyoruz. Bu yüzden, kamusal alana, galaktik alana yeniden dahil edildiğimiz ve emperyal bir yapıya asimile edilerek daha fazla uzay gemisi ve Yıldız Savaşları oynadığımız bir evrim yoluna katılmıyorum, çünkü zaten oradaydık ve bunu yaptık. Evet. Biz buraya oraya geri dönmek için gelmedik. Biz buraya çelişki alanlarını aşmak için geldik. Evet.

George Kavassilas


3 Eylül 2026

Boylarına Göre Sürüngen Irklar


 

Reenkarnasyon Döngüsünden nasıl Çıkılır

 


Alex Collier, reenkarnasyon döngüsünden nasıl çıkılacağını anlatıyor:

Öldüğünüzde, seçimleriniz vardır. Bunu bilmiyor olabilirsiniz, ama seçimleriniz var.

Fiziksel bedeninizi terk ettiğinizde, kendinizi sevdiklerinizle, acil sağlık ekipleriyle veya duruma göre diğer kişilerle birlikte bedeninizin yanında dururken görmeniz çok tipiktir.

Ve kendinizi görürsünüz, sonra bir ses duyarsınız, ışık tünelini görürsünüz ve ses sizi çağırır veya telepatik olarak size "gel, gel" der.

Şimdi, orada durup ışık tüneline bakarken, bir seçiminiz var.

Genellikle öbür dünyaya geçmiş diğer sevdiklerinizle birlikte olacağınız bu ışık tüneline girerseniz, esasen bir reenkarnasyon döngüsüne, bir döngüye yakalanacağınız bir sisteme yerleştirilirsiniz.

Ya da arkanıza dönebilir, ışık tünelini arkanıza bırakabilirsiniz ve göreceğiniz şey tüm evrendir. Evreni seçerseniz ve kendinize "Eve gitmek istiyorum" derseniz, geldiğiniz boyuta geri dönersiniz.

Yani ister beş, ister altı, ister yedi, ister sekiz olsun, buradan ayrılıp o boyuta geri döneceksiniz.

Alex Corrier


Psişik Saldırı Türleri

 

Hemen hemen tüm insanların, özellikle ruhsal gelişmede olan insanların, çok sıklıkla yaşadığı eterik saldırıların ardı arkası kesilmez. Uyanıklılk durumuna gore, ya farkedersiniz, ki son derece rahatsız edici, ya da farkında olmazsınız. Farketmemeniz halinde, anlamsız bir sürü sıkıntı, halsizlık, bezginlik, kararsızlık içinde yaşamınızı sürdürürsünüz. Farketmeniz halinde de çaresizlik kasıp kavurur. Hele hele bu negative varlıklar bünyenize yerleştiyse bağımsız bir varlık olarak yaşamınıza devam etmeniz çok daha zor oluyor. Bu durumlarda yaşamınızın yönetimi onların eline geçer. Babasının silahını alıp okul arkadaşlarını katledenlerin arkasında bunlar var. Öyle bir bilinç bulanıklığı yaratıyorlar ki, belki duymuşsunuzdur, o denli derin ruhsal gelişme içinde olan David Wilcock’un intiharına sebep olanlar hep bunlar. Korunmayı, kendinden uzaklaştırma yöntemlerini mutlaka öğrenmeliyiz. 

 NG

Ismaeal Perez Psişik Saldırı Türlerinden Kısaca Bahsediyor;  

Farklı saldırı türlerini ele alacağım. Frekans yükselmeye devam ederken, bunun gezegende şu anda olanlarla nasıl ilişkili olduğunu anlatacağım.

Peki, ilk saldırı türü; astro müdahale denilen bir şey. Bu rüya halindeyken oluyor, değil mi? Bu, astro katmanlar içinde bize sızmaya çalıştıkları bir biçim. Uyuduğumuzda, bilincimiz uyku sırasında fiziksel bedenden ayrıldığında, ışık işçileri daha aktif hale gelir. Seyahat ederiz, algılarız, hatırlamaya başlarız. Tamam.

Ama bu oda da tarafsız değil. Astro oda iki bölüme ayrılmış. Üstastro oda ve alt astro oda var. Ezoterik bilgilere göre, astro odasının alt katmanlarında faaliyet gösteren bazı varlıklar, uyanma anında hafızayı parçalayarak korku temelli imgeler ve kabuslar yaratarak rüya halimizi sürekli bozmaya çalışırlar.

Bu yüzden uyumadan önce niyetinizi belirleyin, kendinizi koruyun, topraklayın, meleklerinizi (rehberler) çağırın. Yani astral saldırı asla rastgele değildir. Her zaman hatırlamanızı engellemeye çalışırlar çünkü ruhsal çalışmaların çoğu rüyada, rüya halinde gerçekleşir. Yani hatırlamanızı engellemeye ve entegrasyon sürecinizi istikrarsızlaştırmaya çalışırlar.

Şimdi, hepimizin, birçok ışık işçisinin deneyimlediği ikinci saldırı türü; psişik tahribat, psişik savaş, düşünce biçimlerinin savaşı olarak adlandırılır.Ve bu, sizi kıskanan insanlardan, genel olarak size kötü enerji gönderen insanlardan gelebilir. Buna psişik bozulma, düşünce biçimlerinin savaşı denir. Metafiziksel anlamda, bu sadece beyinle sınırlı değildir. Tamammı. Bu savaş, bilinç alanında yayılan bir sinyal olduğu için gerçekleşiyor.

Işık işçileri farkındalıklarını genişlettikçe, ister olumlu ister olumsuz olsun, düşünce alanlarına karşı daha hassas hale gelirler. Bazen kolektif düşünce alanını algılarız. Bu bağlamda, gölge güçler, yabancı hissettiren, rahatsız edici fikirler gibi çarpıtılmış düşünce biçimlerini kullanırlar.

Bu fikirler sizin değil, değil mi? Onlar bunları zihninize yerleştiriyorlar. Ayrıca, bunu netlik anlarında şüphe yerleştirerek yapıyorlar. Netlik anlarınız olduğunda, birdenbire bu netlikten şüphe duymaya başlıyorsunuz. Çünkü karanlık bir varlık şüphe yerleştiriyor. İçinize şüphe yerleştiriyor. Tamam.

Ayrıca, enerji alanınızı istikrarsızlaştırmak için tasarlanmış olumsuz duygusal güçlendirme de var. Bu nedenle bunlar, uyumsuzluk yaratmak için tasarlanmış zihinsel alana frekans enjeksiyonları olarak tanımlanır.

Şimdi, üçüncü saldırı türü; buna da frekans savaşı denir. Ve bu, insanın yaşam alanının bir bozulmasıdır. Eski metinlerin hepsi, insanlığın gezegen şebekesiyle tam bir harmonik rezonans içinde çalıştığı bir zamandan bahseder. Ancak günümüzde, alan olumsuzlukla doymuş durumda. Bunun sebebi nedir? Bu bağlamda, hem fiziksel hem de fiziksel olmayan, uyumsuz frekanslar üreten sistemler mevcuttur. Ve bu uyumsuz frekanslar genellikle baz istasyonları, cep telefonlarımız tarafından üretiliyor. Biliyorsunuz, çoğu zaman kendimizi güçsüz ve bozuk hissediyoruz çünkü RF frekans dalgalarıyla bombardımana tutuluyoruz.

Ben her zaman telefonumun arkasına bu anti-RF frekans mıknatısını koyuyorum. Tamamen nötrleştiriyor. Tamamen nötrleştiriyor. Bunun gibi şeylere yatırım yapın. Bunlar negatif frekansları bozan mıknatıslar. Yani bu frekanslar sadece duygusal dengemizi bozmakla kalmıyor. Ayrıca aynı zamanda sinir sistemini de rahatsız ediyor, ve aynı zamanda, odaklanmanızı ve dikkatinizi parçalıyor. Bu yüzden bu 5G kulelerini inşa ettiler.

Şunu bir düşünün arkadaşlar. Buna frekans savaşı deniyor. İster ışık işçisi olun ister olmayın, hepiniz buna karşı savunmasızsınız. Evet, herkes. Tüm insanlık. Bizi bu şekilde uyuşturuyorlar, kolektif olarak çok düşük bir frekans durumunda tutuyorlar.

Frekans savaşı geleneksel silahlarla yapılmaz. Her yerden gelen sürekli titreşimsel girişimlerle yapılır. Tamam.

Bahsettiğim gibi, yönlendirilmiş enerji silahları (DEW) olarak bilinen daha yoğun bir frekans savaşı da var. buna da dikkat etmeliyiz. Bu yüzden enerjinizi koruyun, arkadaşlarım.

Şimdi, yönlendirilmiş enerji yapıları adı verilen başka bir saldırı biçimi daha var.  Daha üst düzeyde, gizli faaliyetler diyebileceğiniz faaliyetlerde, enerji alanlarını hedeflemeye dair referanslar var. Elbette geleneksel silahlanma anlamında değil, enerji matrisinde yerelleştirilmiş bozulmalar olarak. Bu yapıların, yüksek frekanslı sinyaller yayan bireylere odaklandığı söyleniyor. Yani ışık katsayınız ne kadar yüksekse, titreşiminiz de o kadar yüksek olur, değil mi?

Işığınız parlamaya başlar, çekim gücü ne kadar yüksek olursa o kadar saldırı artar.

lsmael Perez

2 Eylül 2026

Galaktik Komutanlık tarafından yükselişten sonraki ilk 100 yıla dair kısa bir bakış


 Birçok insan bana, yükselişten sonra Dünya'nın nasıl olacağını soruyor.

Galaktik Komutanlık tarafından size yükselişten sonraki ilk 100 yıla dair kısa bir bakış sunma izni verildi.

Bu, Güneşin aniden barlamasından sonraki ilk beş yıl, yeni Dünya'nın geri dönüşünden sonraki dönem. İnsan uyanışındaki büyük keşif devam edecek. Ve bu, ilk bir ila beş yılın, yüksek bilinç kurumları olarak adlandırılan şeylerin yeniden tanıtılmasının hemen ardından geleceği anlamına geliyor. Başka bir deyişle, her yerde küresel ışık akademileri ortaya çıkacak. İnsan bilincinin katlanarak genişleyebileceği yerler gezegenin her yerine yayılacak.

Tamam, bu noktada, dördüncü yıla giren Dünya sakinlerinin çoğu telepati hakkında bilgi edinecek. Sezgilerinin daha da güçleneceğini öğrenecekler.

Duygusal tutarlılık, geçmiş yaşamların hafızası ve çok boyutlu gerçekliğin farkındalığı hakkında bilgi edinecekler.

Ve görünüşe göre bunun sonucunda kolektif korku çökecek. Artık onların ruhsal evrimini engellemeyecek. Ve böylece ilk 18 ila 24 ay içinde insanlık gerçek galaktik tarihimizi öğrenecek. Yani bu, yükselişten sonraki ilk 18 ila 24 ay içinde olacak. Yani herkes gerçek galaktik tarihi öğrenecek, ki bu harika. Ve sanırım buna öncülük eden de ben olacağım.

İnsanlar bizimle barış içinde bir arada yaşayan binlerce medeniyetin varlığı hakkında bilgi edinecekler.

İnsanlar, sadece bizim keşfettiğimiz değil, benim bile bilmediğim gizli teknolojilerin ardındaki gerçeği öğrenecekler.

İnsanlar ittifakın ve koruyucu konseylerin rolü hakkında bilgi edinecekler.

İnsanlar eski gizli örgütün çöküşünü ve tersine çevrilmiş matrisi öğrenecekler. Yani artık gizlilik olmayacak.

Ayrıca ilk 12 ila 18 ay içinde olacak bir şey de şu ki, para ortadan kalkacağı için, kaynak dengesine dayalı bir toplum oluşacak ve kilit bölgelere çoğaltıcılar (replicators) yerleştirilecek.  Arkadaşlar, çoğaltıcılar, adeta steroidli 3D gibi.

İnsanlar, bu çoğaltıcılara istediklerini sorabilecek veya istediklerini yazabilecekler. Ve dakikalar içinde evlerden arabalara, kıyafetlere kadar her şeye sahip olacaksınız.

Elbette bunların hepsi dördüncü boyutlu gerçeklikte olacak. Beşinci ve üzeri boyutlara geçenler ise kendi iç teknolojilerimizi kullanacaklar. Yani bu, kıtlığın sonunun kesinleşeceği anlamına geliyor.

Evet, bu, enerjinin ücretsiz ve evrensel olarak erişilebilir hale geldiği daha iyi bir dünya olacak.

Ayrıca ilk 12 ila 24 ay içinde, Pleiades, Andromeda, Arcturus ve Lyron'dan temsilcilerle küçük insan gruplarının bir araya geleceği açık temaslarımız olacak. Lyron konseyleri de bizimle görüşecek. İç dünya toplulukları da bizimle görüşecek ve temaslar barışçıl, çok eğitici ve elbette moral yükseltici olacak.

Ismael Peraz