Bu gezegende
yaklaşık 8 milyar insan yaşıyor, belki daha fazlası.
Ancak
bununla ilgili rahatsız edici bir gerçek var: Bu 8 milyar insanın sadece 3
milyarı bir ruha sahip.
Diğerleri
mi? Sadece tam anlamıyla "burada" olmadıklarını söyleyebiliriz. Sırf
biyolojik işleyişle hareket ediyorlar; içsel bir kıvılcımları ya da gerçek bir
farkındalıkları yok; sadece davranışlar, alışkanlıklar ve bir tür programlama
söz konusu.
Bir saniye düşünün.
Hiçbir şeyi sorgulamayan, manşetleri sanki senaryo gibi tekrarlayan, dünya
değiştiğinde rutinlerinin bozulmasının dışında başka hiçbir şeyden rahatsız
olmayan insanlarla tanışmışsınızdır.
Onlar anlam
arayışıyla boğuşmazlar. Tek başlarına oturup "Ben kimim?" ya da
"Neden buradayım?" sorusunu sormaz, o tuhaf çekimi hissetmezler.
Sadece tüketir, tepki verir, uyum sağlar ve yollarına devam ederler. Sorunsuz,
öngörülebilir ve kendi döngüsünde verimli bir işleyiş...
Şimdi de o
kalıba uymayanlara bir bakın.
Normal
hayatta kendini ait hissetmeyen insanlar. Her şey dışarıdan bakıldığında
yolunda görünse bile bir şeylerin ters gittiğini sezenler. Sistemleri
sorgulayanlar. Ortamlardaki enerjiyi hissedenler. Kalabalıklar içinde enerjisi
tükenenler.
Bu insanlar
tuhaf, zor, dengesiz veya kibirli olarak yaftalanır. Haksız oldukları için
değil, o "senaryoyu" bozdukları için.
İşin
rahatsız edici kısmı şurada:
Farkındalık
bir ayna görevi görür. Derinliği olan biri, derinliği olmayan birinin yanına
geldiğinde, aradaki zıtlık bir gerilim yaratır. Öfke ya da mantıkla ilgili bir
gerilim değil; sadece bir huzursuzluk. Bağımsız düşünenlerin alay konusu
edilmesinin, dışlanmasının veya hedef alınmasının nedeni budur.
Onlar,
başkalarına eksik olan bir şeyi hatırlatırlar. Mesele daha iyi olmak değil,
uyanık olmaktır.
Bilinç eşit
şekilde dağılmamıştır; hiçbir zaman da öyle olmamıştır. Tarih, içinde
yaşadıkları yapıyı sorgulayanların her zaman bir azınlık olduğunu kanıtlar.
Dolayısıyla insanlar bir değişimden, bir uyanıştan ya da bir ayrışmadan
bahsettiklerinde, bu sadece mistik bir şiirsellikten ibaret değildir.
Bu bir
ayrışma sürecidir. Bazı insanlar içsel olarak genişlerken, diğerleri olduğu
gibi kalır.
Ve dünya,
sessizce bu farklılık etrafında yeniden şekillenir.
Bu sadece
bir teori, kesin bir gerçek değil. (her videonun, her yazının sonunda söylediği
bir tekerleme)
-Revamped
Knowledge-
.jpg)






