Üç Tür Ruh Vardır
George Noory, Linda Backmanı konuk edip Ruh hakkında reportaş yapıyor:
L- Üç tür ruh vardır. Bazılarımız dünya merkezli ruhlardır.
Yani dünya merkezli bir ruh, dünyada bedenlenmek ve gelişmek üzere tasarlanmış
bir ruhtur; genellikle yüzlerce, hatta bin veya daha fazla yaşam boyunca
dünyada kalır. Büyür, gelişir, insan yaşamında tökezlenir, düşer kalkar. Daha
yüksek bir alemde bir ruh kreşi vardır. Dünya merkezli ruhlar dünyaya gelmeden
önce hazırlanır.
G- İkincisi nedir?
L- İkincisi gezegenler arası ruhtur. İnsanlar bu terimi
başka terimler ile de adlandırabilir. Yıldız tohumu aynı anlama gelir, uzaylı
aynı anlama gelir. Bu, dünya dışında bir yerde gelişen bir ruhtur. Bu ruhların
dünyaya bedenlenmesinin tek nedeni, gelişmiş bir bakış açısından gelmeleridir.
Bize burada yardım etmek için gelirler.
Üçüncüsü melek ruhudur. Melek ruhu, melekler aleminden
gelir. Bu ruhlar alemi ilahi olanı destekler. Melek ruhları, kaynak (Yaratıcı) olarak
düşündüğümüz yüksek frekansın enerjisini taşır. Bu temelde bir sevgi ve şefkat
enerjisidir. Yani onların ayırt edilebilen enerjilerinin dünyaya gelme
nedenleri daha fazla kabul, daha büyük bir barış, sevgi ve şefkat bakış açısına
yardımcı olmaktır.
G- Genellikle farklı insan özelliklerine ve karakterlerine
sahipler mi?
L- Yedi farklı ruh arketipi vardır. Hayata dair kendine özgü
bir yönelimimiz vardır, bu da yedi örnekten biridir.
G- İster dünya merkezli, ister melekvari, ister gezegenler
arası olun, bu durum bu gezegendeki yaşamınızı nasıl etkiler?
L- Şimdi gezegenler arası ruhlardan ve meleklerden
bahsedeceğim. Gezegenler arası ruhlar genellikle boğuşurlar ederler. İnsanların
yaşam biçimiyle boğuşurlar ederler. Bu, yetenekli, dürüst ve iyi kalpli
insanlar olmadığı anlamına gelmez.
Elbette öyleler.
G- Öyle olduklarını biliyoruz.
L- "Ben dünya merkezli bir ruh muyum, gezegenler arası bir
ruh muyum, melek miyim?" sorularının cevabını anlamanın değeri, kendimizi
anlamaktır.
G- Ne zaman ne olduğumuzu anlarız? Öldüğümüzde mi yoksa
hayattayken mi öğrenebiliriz?
L- Bazı danışanlarım, regresyona gelmeden önce zaten
biliyorlar veya hissediyorlar, "Ben falan yerden gelmiyorum" diyorlar. Çocukken gece
gökyüzüne bakmak beni çok etkilerdi. Gezegenlerin hareketlerinden büyülenirdim.
Oralardan geldiğimi biliyordum. Diğer danışanlar ise regresyona gelirler ve
regresyon yoluyla öğrenirler.
G- Ruh bedenden ayrılır mı?
L- Evet.
G- Peki sonra nereye gider? Ne yapar?
L- Yani doğduğumuzda, ruhumuzun bir fraktalını, bir
parçasını, bir dilimini, tabiri caizse, taşıyoruz. Ruh enerjimizin bir
yüzdesini doğumda bedenimize getiriyoruz. Bu, yaşayıp nefes almamızı sağlıyor.
Geri kalanı ise yüksek benliğimizdir. Geri kalanı, yüksek benlik denilen daha
yüksek alemdeki ruhumuzdur. Öldüğümüzde, yüksek benliğin o dilimi otomatik
olarak bedenden çıkar. Otomatik pilottaymışık gibi . Sevdiklerimizin vefatını
yaşayan veya yaşamış olan birçoğumuz bu değişimi hissederiz. Ruhun o parçası
daha yüksek benliğe geri döner.
G- Ruhun ne yapacağına kim karar verir? Nasıl reenkarne
olur? Nasıl bedenlenir?
L- Her zaman ruhani rehberlerimiz vardır. Daha yüksek bir
alemden gelen bir yol gösterici güçten asla yoksun değiliz.
G- Bize bu
rehberlerden bahseder misiniz?
L- Yani, dünya merkezli bir ruh, gezegenler arası bir ruh,
melek bir ruh, her zaman bir önder veya kıdemli bir rehbere sahiptir. Bu
rehber, daha yüksek bir alemdeki bir ruhtur.
G- Tıpkı bir koruyucu melek gibi mi?
L- Evet. Bize yardımcı olurlar. Rehberimiz bizi asla terk
etmez. Rehberimiz iyilikseverdir, yargılayıcı değildir. Yargılayıcı olmak
onların görevi değildir. Onların görevi destekleyici olmak ve bizi daha etkili
davranışlara yönlendirmektir.






