Lawis Howes, Bruce Lipton’ı konuk ediyor.
YAYINI
YAPAN SENSİN-
Dünyada hiçbir iki insanın aynı öz-alıcı seti yoktur. Buna öz-alıcılar diyorlar. (vücuttaki kimyasal veya fiziksel uyarıları alıp kendi sinir sistemine ileten alıcı veya algılayıcı yapıya denir)
Ben de
diyorum ki, peki ya onlar nedir?
Peki,
başlangıçta yanlış etiketlenmişler. Dediler ki, "Ah, beni senden farklı
kılan fiziksel alıcı, tamam mı?"
Fiziksel alıcı değil. Alıcının okuduğu şey, yani bilgi.
Ben de
diyorum ki, peki bilgi nereden geliyor? Dediler ki, bu alıcılar yüzeyde. Yani
sana kimlik veriyorlar. Ben de diyorum ki, o zaman kimlik sinyali nerede? Başka
bir yerde mi? Burada değil.. Buraya geliyor.
Şimdi,
ilginç bir şekilde, bir bilim insanı, astronot Brian O'Leary, harika bir
çalışma yaptı. Vücudunun hücrelerini bir test tüpüne koydu. Onları kendisinden
350 mil uzağa taşıdı. Yani o burada, hücreleri 350 mil uzakta. Hücrelerin
elektriksel aktivitesini kaydetmek için bir kayıt cihazı yerleştirdiler. Elimizde
bölünmüş ekranlı bir televizyon var. Yarısında Brian O'Leary canlı yayında.
Diğer yarısında ise deney tüpünden canlı veriler. Brian'ın duygusal bir tepkisi
olduğunda, anında.
-Hadi
canım.
Anında.
-İmkânsız.
Canlı yayın
bile yok.
-İmkânsız.
350 mil
ötedeki hücreler harekete geçti.
-Bu
çılgınlık.
İşte işin
güzel kısmı burada başlıyor. Hücre reseptörleri tarafından algılanan bilgi
çevreden geliyor. İşte burada kuantum fiziği devreye giriyor.
Bir alıntı
vereceğim. Ah, bu alıntıyı çok seviyorum. Albert Einstein.
Enerjiden,
bir alandan bahsediyoruz. Alan. Şu anda bir alandayız. Cep telefonu yayını,
televizyon yayını, radyo yayını, güneş enerjisi. Bir enerji alanındayız.
Alan tanımı;
Fiziksel
dünyayı etkileyen görünmez hareketli kuvvetler.
Ruh.
Fiziksel dünyayı etkileyen görünmez hareketli kuvvetler. Kuantum bilimi, bu
reseptörlerin bir alanı algıladığını kabul etti. Ve siz, tüm dünyadaki
herkesten farklı olarak, bir enerji alanı yayını alıyorsunuz. Kendi yayın
istasyonunuz var. Tamam mı?
Şimdi benzetmeye gelelim.
Vücut bir
televizyon seti. Program, yayından alınıyor ve bu alıcılar aracılığıyla
indiriliyor. İşin en güzel yanı şu: Televizyonunuzu izliyorsunuz ve bozuluyor.
Televizyon öldü. Çalışmıyor. Televizyon öldü.
Yayın öldü
mü? Biliyor musunuz? Burada. Alanda. Her yerde.
Ve bunun
asıl noktası şu: Televizyonunuz gitti. Siz öldünüz. Ah. Ama kimliğiniz ruh
alanıydı. Tamam mı?
Şimdi işin
güzel kısmı geliyor. Şimdi öldünüz. Bedeniniz yok. Bir enerji alanısınız. Ama
gelecekteki bir bebek sizinle aynı antenlere sahip. Geri döndünüz. Yeni bir
televizyon.
Erkek veya
kadın olmanız fark eder mi? Bu televizyon. Siz yayınsınız. Siz televizyon
değilsiniz.
Beyaz,
kahverengi, siyah, kırmızı, sarı için bir fark yaratır mı? Hayır, hayır. Bu
televizyon. Yayın sizsiniz.
İnsanlar
anlamaya başladığında, hepimiz aynı alandan geliyoruz. Hepimiz aynı enerji
alanından, kuantum fiziğinden geliyoruz; bu fizik, ruhu her birimize özgü bir
enerji alanı olarak kabul eder.
Ölemezsiniz.
Burada
değilsiniz.




.jpg)

