22 Eylül 2026

Buraya asla başka biri olmaya gelmediniz

 

Belki de uyanış, dışarıda saklı bir sırrı keşfetmek değildir.

Ya kim olduğunu unutmak, en başından beri planın bir parçasıysa?

Buraya tam olarak kim olduğunu, nereden geldiğini, bu hayatı neden seçtiğini ve her şeyin nasıl sonlanacağını bilerek geldiğini hayal et.

Ortada ne bir gizem, ne bir keşif, ne de arayışa dair bir sebep kalırdı. Belki de buraya gelmeden önce unutmayı seçtin. Bildiğin yerleri, sevdiğin insanları ve geliş sebebini unuttun; sonra gözlerini açtın ve bunun bir başlangıç ​​olduğuna inandın.

Sana bir isim, bir aile, bir dil, bir kültür ve bir geçmiş verildi; yavaş yavaş dünyanın senden olmanı beklediği o kişiye dönüştün. Neyin normal, neyin tuhaf, neyin başarı, neyin başarısızlık olduğunu; kimin ilgini hak ettiğini ve seni neyin değerli kıldığını öğrendin... ve bu yolculuğun bir noktasında...

Nereden geldiğini sorgulamayı bıraktın. Seçtiğini unuttuğun o hayatta ayakta kalma telaşına düştün.

Sonra tuhaf bir şey olur. Biriyle tanışırsın, bir şarkı duyarsın, daha önce hiç gitmediğin bir yerde yürürsün ve sanki orayı daha önce görmüşsün gibi hissedersin. Birinin gözlerinin içine bakarsın ve sanki onu tanıyormuşsun hissine kapılırsın.

Gece gökyüzünün altında durursun ve tamamen mantık dışı bir anlığına, bir yerlere dair bir özlem duyarsın; ama o yerin neresi olduğunu bilemezsin.

Belki de insan olmanın o tuhaf yanı budur. Hafıza her zaman bilgi olarak geri dönmez. Bazen bir his, bir çekim, açıklayamadığın bir biliş hali ya da peşini bırakmayan bir soru olarak gelir.

Neden buradayım?

Neden tüm bunlar bana tanıdık geliyor?

Neden içimdeki bir şey, kendi hikâyemden daha eskiymiş gibi hissettiriyor?

Ve belki de uyanış, dışarıda saklı bir sırrı keşfetmek değildir. Belki de o, bunca zamandır sessizce içinde taşıdığın bir şeyi hatırlamaktır: İsmin, geçmişin, başına gelenler ve yıllarca savunup durduğun o benlikten çok daha fazlası olduğunu fark etmektir.

Çünkü parmakla gösterip "ben" dediğin her şey değişir. Yüzün değişir. Bedenin değişir. İnançların değişir. Arkadaşların değişir. Hayallerin değişir. Hatta beş yıl önceki halin bile sana bir yabancı gibi gelebilir. Yine de, tüm bu süreç boyunca varlığını koruyan bir parçan hep orada olmuştur. İzlemek, deneyimlemek, hatırlamak; gürültü patırtı olmadan, sadece beklemek.

Ve belki de bu yüzden bazı anlar farklı hissettirir. Bir gün batımı neden sizi olduğunuz yerde durdurur? Tek bir cümle neden tüm hayatınızı değiştirebilir? Tanımadığınız biri neden size tuhaf bir şekilde tanıdık gelebilir? Neden bazen, sıradan bir günün ortasında, aniden başka bir yerde olmanız gerekiyormuş gibi hissedersiniz?

Belki de kaybolmuş değilsinizdir. Belki içinizdeki bir şey sadece hatırlıyordur. Ve belki de bu hayat, dönüşmeniz gereken o kişiyi bulmaktan ibaret değildir. Belki de mesele, eskiden olduğunuz o kişiyi hatırlamaktır.

Dünyaya karşı bir rol oynamaya başlamadan önceki halinizi.

O yüzden acele etmeyin. Her şeyin mükemmel olmasını beklemeyin. Tüm hayatınızı, nihayet yaşamaya izinli olacağınız o ana hazırlanarak harcamayın.

Çünkü bir gün, dönüp tüm bunlara bakacaksınız. İnsanlara. Mekânlara. Hatalara. Kahkahalara. Kalp kırıklıklarına.

Önemli olduğunu hiç düşünmediğiniz o sıradan Salı öğleden sonralarına. Ve fark edeceksiniz: Asıl anlar onlardı. Asıl hayat buydu. Bekleyip durduğunuz o gelecek değil.

Olmanız gerektiğini sandığınız o benlik değil. Bu. Tam da şu anki haliniz.

Belki de hatırlayabileceğiniz en önemli şey şudur: Buraya asla başka biri olmaya gelmediniz. Buraya, siz olmanın nasıl bir his olduğunu deneyimlemeye geldiniz.

-Vivi Vo-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder