6 Mayıs 2017

LYRAN' LILAR - KEDİGİLLER



Lyran’lılar – Kedigiller.


Aşağıdaki bilgiler, Evim olan Lyra Galaksi’sinden (Şilyak Takımyıldızı) Lyra ve Vega yıldız sistemlerinden gelen diğer Kedigil’ler tarafından verilen bilgilerden topladıklarımın bir bileşimi - yavaş yavaş birbirimizle bağlantı kurmaya başladık, Şu anda dünyadaki sayımız çok yüksek olmasada, önümüzdeki günlerde daha fazla sayıya ulaşacağız, bu arada bizleri daha iyi tanıma ve varlığımızın bilincinde olma imkanınız olacak. Kurtuluşunuz ve Yükseliş süreciniz konusunda size yardımcı olmak için buradayız:
Lyralılar, uzun süredir var olan bir insan türüdür, Dünya tarihi başlamadan önce. Lyra yıldız sistemi ile bağlantısı olan değişik gezegenden gelmekteyiz. Görünümümüz İnsana (Dünya) benzer, bize sokakta rastladığınızda, bizi diğer insanlardan ayırt edemezsiniz.  Aslında Dünya’ya uygun humanoid cinse benzeyen insan görünümünün yaratılmasından (tohumlanmasından) bizler sorumluyuz.  Bizler belki Dünya İnsanından biraz daha uzun boyluyuz ve cildimiz sizinki kadar koyu değil. Aramızdaki olan tüm fark sadece bu kadar. Pleiadeslili olduğumuzu söyleyenler var, bu aslında doğru değil. Onların kuzenleri olduğumuz söylenebilir, ancak tam Pleiadesli değiliz. Dünyadaki ve diğer Gezegenlerdeki Tohumlama işlemlerinde uzun süre birlikte çalıştık, bu göz önünde bulundurulduğunda Pleiadeslilerle oldukça çok ortak yönlerimiz var.  Aslında çoğumuz Pleiadesli olarak çok enkarne olduk. 



Şu anda, Dünyanın bulunduğu var oluş düzeyinden daha üst bir düzeyde varlığımızı sürdürüyoruz. Aslında biz bir ırk olarak bulunduğumuz yere oldukça yakın zamanlarda ulaştık. Bu Dünyaya duyduğumuz yoğun ilginin sebeplerinden biri, çünkü şu anda Yeryüzünün kendi yükseliş süreci başlamış durumda. Aynı nedenle Yeryüzüne ve Yeryüzündeki topluma yardım etmek amacı ile Dünyaya şu anda birçok Lyranlı enkarne olmakta. Tecrübemizden dolayı bizler size yardımcı olup yol göstermek için buradayız. Bir anlamda, Dünya İnsanları için Ebeveyn rolünü üstlendik, büyüyüp olgunlaşmanızı izliyoruz.
Dünyada yaşayan Lyranlıları tanımanın birkaç ipucu vardır. Bu ipuçları daha fazla fiziksel yapıdan ziyade, morfojenik formumuz sizden çok farklı olmadığından, kişilikte saklıdır. . (Bu özellikler genel olarak dikkate alınmalı-Naci) Kişinin görev duygusu olacaktır. Üzerine Parmak basıp da kesin olarak emin olmasalarda burada, şu anda bulunmalarının belirli nedenleri vardır. Yıldızlara karşı bir ilgisi olacaktır, belkide astronomi ile ilgilenmesinin sebebi budur, veya bilim kurguya eğilimi olacak, sık sık bilim kurgu filimlerini izleyecek. Belkide Paranormal alanlara ilgi duyacak. Bu kitapların ve filmlerin altında yatan gerçeğin ne olduğunu fark edecek. Belkide seyrettiğinin veya okuduğunun bir parçası olduğunu fark edecek. İnsan vucudunda olan Lyran ruhları insanın çok daha fazla şeyler yapabileceğini bilirler ve insan potansiyeli hakkında söylenen yalanların da farkındalardır.
Aynı zamanda oteritenin altında yatanı sezebilirler. İnsanlar size, düşüncelerinize, yargılamalarınıza ve kararlarınıza güvenebilirler. Yüksek bir oteriter durumda olmamanıza rağmen yine de insanlar sizin oteritenize saygı gösterirler.  Zaman zaman oteriteye karşı olan hoşgörüsüzlük, daha doğrusu oterite yetkililerine karşı duyulan nefretler olabilir.
Belki bu tip bir insanlarda bir sertlik ve ciddiyet vardır....  "aptallara niye  memnuniyetle katlanayım" sözünü doğrulayacak tutumları olacaktır. Bu anlamda pek neşeli görünmeyebilirler, daha sakin ve çekingendirler ve konuşmaktan çok gözlem yapmaya eğilimlidirler.
Bir tür yalnızlık eğilimindedirler. Ailelerinin ve arkadaşların olmadığı bir yalnızlıktan ziyade, kendi kendilerine daha rahat, tatmin olmaları için her zaman başka insanlar ile birlikte olmaya ihtiyaç duymamaktalar.
Kedigiller, Evrenimizdeki ilk iki ana ırktan biridir. KURUCUların daveti üzerine bu Evrene geldiler. Evrensel Oyununu başarıyla tamamlayıp Evrenlerinden mezun olan 45 kişilik bir grup Kedigiler, aynı oyunu kurup nezaret etmek için bu Evrene gelmeye gönüllü oldu.
Kedigiller, 3,5 ile 4,5 metre boyunda iki ayağı üzerinde duran bir ırk. Onların derileri bir çeşit yumuşak kısa tüyle kaplıdır ve kürkleri olmamasına rağmen yeleleri vardır, erkekler de dişiler de uzun saçlıdır.
Göz rengi maviden altın rengine değişir ve olgunlaştıkça da maviden altına değişebilir. Altın kahverengiden beyaza da dönüşebilirler.
Kedigillerin mizaçı genelde sıcak, zarif ve entelektüeldir. Olgunlaştıkça daha kasvetli, içe dönük ve nazik bir doğaya sahip olurlar. Yaşlılara bilgeliklerinden, merhametlerinden ve içgörülerinden dolayı  saygı duyulur.
Bir ırk olarak son derece kapalı ve yüksek bir adillik anlayışına sahipler. Dişiler, erkeklerle eşit statüde saygı görüyor ve onurlandırılıyorlar. Dünyada hayvan olarak yaşayan kedigillerde olduğu gibi, hepsi çok meraklı ve başkalarının işleri ile ilgililer.
Evrensel Oyun'un bir parçası olarak KURUCUlar, Kedigil’lere Lyra Takımyıldızın'da yeni bir gezegen verdi. Kedigiller gezegenin adını AVYON olarak değiştirdi. Bu isim İngilizceye tam çeririlemese de  isimin tam telaffuz ve yazılımı oldukça gerçeğe yakındır.
Avyon, dağlar, göller, akarsular ve okyanuslarla cennet gezegeni gibiydi. Bu mavi gezegen, bitki örtüsünün ve yaşam biçimlerinin çeşitliliği ile bugünkü dünyamıza çok benziyordu.
Kedigiller geldiğinde, eterik formdaydılar ve bu nedenle, gezegende yaşayacakları fiziksel bir bedeni geliştirme aşamasından geçtiler. Milyonlarca yıl sonra Aslanı ve diğer Kedileri geliştirdiler ve bu formlara enkarne olmaya başladılar.
Planın bir parçası olarak, orijinal Kedigillerin bir kısmı, enkarne olanlara rehberlik etmek için eterik formda kaldı. Unutmayın, bu 3 boyutlu bir gezegendi ve eterik Kedigiller enkarne olduktan sonra, 3 boyutlu özgür iradenin işleyişinin bir parçası olan unutkanlık perdesi altına düştüler.
Zaman geçtikçe ve sayısız enkarnasyon döngülerinden sonra bu Varlıklar, Kedigiller katogorisine düşen ve aynı gezegende evrimini sürdüren Maymun’a benzeyen iki ayaklı bir memelinin DNA'sı sayesinde, dik yürüdükleri ve eterik bilinçlerini muhafaza eden bir dizi Kedigil ırkı geliştirip, periyotik enkarnasyonları bu formlara yapmaya başladılar.
Maymun benzeri memelinin DNA'sı ile Kedigiller, Kedinin yüz özelliklerinin ve karakteristik özelliklerinin çoğunu koruyarak daha insan benzeri bir vücuda sahip oldu. Bu geçiş belirli bir aşamaya gelindiğinde, Soylu Avyon veya Kraliyet soyu veya Avyon Sarayı olarak bilinen genetik çizgi ortaya çıktı.
Eterik Kedigiller, Gezegene bağımlı kardeşlerinin akıllı olmayan hayvanlara enkarne olma döngüsüne sıkışıp kalmalarını önlemek amacı ile sadece DNA'yı iyileştirmekle kalmayıp, daha yüksek boyutsal ilkeler öğretmek ve eğitmek amacıyla kendileri de enkarne olmaya devam etmekteydiler. Gördüğünüz gibi, Avyon’daki Kedigiller gibi, İnsanlar da Dünya'da aynı yolla evrimleşti. Tek fark, İnsanların hayvan döngüsüne sıkışıp kalmış olmalarıdır.
Zamanla bilinçli Kedigiller, çoğalarak kendi evi olan gezegeni koruma sorumluluğunu üzerine alacak nufusa ulaştılar. Evrimleşmeye devam ettiler ve sonunda uzay yolculuğu ve sonra ışık hızından daha hızlı hareket eden teknoloji geliştirdiler. Bedenlenmemiş olan eterik kardeşleri ise, rehberliklerine devam ettiler.
Aralarından bir çoğu genetikçi oldu (bir Kedigiller uzmanlığı) ve Evrendeki çeşitli gezegenler ve yıldızlar için çeşitli canlı türlerini geliştirmede yardımcı oldular. Aralarından büyük uzay kâşifleri ve çeşitli alanlarda çalışma yapan bilim adamları çıktı.
Gelişmelerindeki bu aşamada, Kedigiller dikkatini borçlu oldukları iki ayaklı memeliye yönelterek, onlara yeni bir ruh verebilecek bir genetik geçiş ve geliştirme programına başladılar ve bu süreçte yeni bir tür yarattı. Üretilen bu ırk İNSANlar olarak bilindi.
Birçok geçiş ve genetik geliştirmeden sonra, Adem İnsan yapıldı (Şu andaki görünümümüze benzer). Kırmızı başlı daha dışa dönük ve enerjik, platin sarısı  daha nazik özellikli ve içe dönük olan iki soy yaratıldı.
Binlerce yıllık dikkatli yapılan Kedigil / İnsan melezlemeleri, saf kan asil Kedigiller ailelerinde de kabul edilir oldu. Plan da budu zaten.

 
Kedigiller ve İnsanlar arasındaki genetik ilişki modern insan tarafından unutulmuş olsa da, Kedigiller, insanların bilinçlerimizde saygı ve sevgimize layık, saygın bir canlı olarak kaldı.
Kedigiller, genetik soyları olan İnsanlar'ın sevecen ve destekleyici koruyucuları olmaya devam ediyor. Evrensel Oyun'un tüm Boyutlarında ve zaman içinde bu rolü sürdürmüşlerdir.
Devin (Kedigil), Avyon'un 9. Boyut Kraliyet Sarayı'nın egemen patronudur ve Anu (İnsan), Avyon'un 5. Boyut Kraliyet Sarayının şu andaki egemen patronudur.
Lyra savaşlarından sonra evimiz olan gezegen, çok sayıda sistemi ele geçiren ve yıkan eski imparatorluğa, Annanuki'ye karşı ayakta duran son gezegendi. Kendi dünyamız, nufusumuzun bir kısmı kurtarılmasına karşın, orada milyarlara ulaşan bir nufuz bırakılarak sonunda yok edildi. Değişik sistemlere dağıtıldık. Pleiades'e götürüldük, sarışın saçlı, nordic görünüşlü pleidialılar lyranlıdırlar, olanların yanı sıra Sirius ve Andromeda ve diğer sistemlere de götürüldük. Buradaki İnsan soylarını oluşturduk. Diğer sistemlerde daha yüksek boyutlarda varlığımızı sürdürmekteyiz. Bizler, şu anda Dünyada görevde olan üst benliklerimizin görünümüyüz.
Yazar; Black Ishtar, 31 EKİM 2011
Çeviren;  Naci Gülşan

3 Mayıs 2017

Karantina altındaki Dünyanın Finali.



Karantina altındaki Dünyanın Finali.

http://2012portal.blogspot.co.uk/ sayfasında bulunan 2014 Mart’ında yazıyı yayınlıyorum. Yazarı COBRA.


“Olay” ve Işık ile, karanlık güçler arasındaki dinamik gerginlik ile ilgili netlik kazandıracak bilgileri yayınlamak artık güvenlidir. Bu bilgi bazı insanlar için şok edici olabilse de, insanların gerçeği bilme zamanı gelmiştir, çünkü yalnızca gerçek bilindiğinde durumlar çözülebilir.
 
Gezegenimizdeki durumu tamamen anlayabilmek için karanlık güçlerin yaratıldığı Galaktik tarihin belirli bir dönemine geri dönmeliyiz. Orion takım yıldızı'nda, galaktik imparatorluklarını kontrol edecekleri ana güç merkezleri olarak Rigel yıldız sistemini seçtiler.

Çok geçmeden, rehin almanın Işık Kuvvetlerine karşı kullanabilen en etkili koz olduğunu keşfettiler çünkü Işık Güçleri kendi bünyesindeki her bir bireyi önemseyip korumaktaydılar ve Karanlık tarafından rehin alınan Işık Varlıklarının zarar görmemesi için eylemlerini bir süre engellemekteydiler.
 
Karanlık kuvvetler rehin alma mekanizmalarını geliştiriyor ve aynı zamanda Galaksi'de büyük tahribat yaratan egemen silah teknolojilerini geliştiriyor, gezegenlerin, uygarlıkların  tümünü yok ediyordu.
 
En etkin rehin alma mekanizmasını geliştirdiler. KAYNAK’tan, Yükseliş Üstatlarına ve Galaktik Konfederasyonuna, Karanlık Güçlerin gizli faaliyetleri ve planları hakkında bilgi vermekten vazgeçmesini talep ettiler, aksi taktirde Galaksinin geniş bir kısmını yok etmekle tehdit ettiler.

O zamandan beri Işık Kuvvetleri, Karanlık Güçlerin belirli faaliyeti hakkında bilgi alamadı. Tüm boyutlarda Işık ve Karanlık’ı ayıran kozmik bir enerji yaratıldı ve buda ikiliğin başlangıcı oldu. Beşinci boyut ve üstünde, Karanlık basitçe “bilginin olmadığı hal” olarak oluştu ve kozmik durumu nasıl çözülebileceğini anlamada eksiklik şeklinde kendini gösterdi. Bundan sonra bazı ırklar karanlık ve ıstırabın hayat tecrübesi için gecenin gündüzü, gündüzün geceyi izlediği gibi, gerekli bir bileşen olduğuna inanmaya başladılar.
 
Bu durum karanlık güçlerin Rigel kalesini,  Işığın giremediği,  Yükselmiş Varlıkların Rigel'de olan biten etkinlikler hakkında bilgi alamadığı, durumları iyileştirmek için Işık ve Sevgi gönderemediği bir yer yaptı. Gizli olarak, karanlık güçler en ölümcül silahını,
strangelet bombasını orada geliştirdi., Garip kuarklar adı verilen ağır kuarkların bir araya gelip kümelenmesi Strangelet bombasını oluşturur.

Bu kümelenmeler aşırı basınç ve sıcaklık altına girdiğinde zincirleme bir reaksiyon başlatarak sıradan maddeyi garip madde haline dönüştürür.

Böyle bir zincirleme reaksiyon durdurulmazsa, sadece bir stangelet bombası bilinen bütün evreni yok edebilir. Şans eseri, Işık Kuvvetleri bir stangelet bombasının hasar yaratacak çapını büyük ölçüde sınırlayan bir teknolojiye sahiptir. Hala bir stangelet bombası, termonükleer bir bombadan çok daha ölümcül bir silahtır.
 
Milyonlarca yıl boyunca Karanlık Güçler, birkaç fiziksel ve çok daha fazla eterik stangelet bombası üretti ve üretilenleri Rigel'de depoladı.

25.000 yıl önce ikinci karantina kalelerini Dünya gezegeninde yarattılar ve kendi strangelet bombalarının bir bölümünü ve diğer egzotik silahları Dünyaya naklettiler. Bu silahların varlığından dolayıdır ki, Nazi soykırımına, Hiroşima ve Nagasaki nükleer patlamalarına, Stalinist düzenlemelere veya Ruanda soykırımına Galaktik Konfederasyon müdahale etemedi. O zaman Galaktik Konfederasyon, Karanlığın elinde ne olduğunu tam olarak bilmiyordu, müdahalenin yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini biliyordu sadece.

Konfederasyon, 1995 yılında ilk hareketi yapmaya hazır oluncaya kadar 20. yüzyıl boyunca İlk Temas’ın önündeki engelleri birer birer kaldırıyorlardı. Bu, o tarihte Dünya'daki en kidemli Archon’lar arasında tehlike uyarısını başlattı ve Karantina altındaki Dünya'yı savunmak için Galaksi'nin tüm Karanlık Güçlerini çağırmaya karar verdiler. Bu durum, 1996 yılı “Kongo Archon istilası” ile sonuçlandı.

Birkaç yıl gibi kısa bir süre için, Karanlık güçler, Sirius yıldız Sistemi haricinde dünyanın çevresinde olan, 1000 ışık yılı çapındaki bir daire içinde bulunan Yıldız Sistemlerinin büyük bir bölümünü kontrol altına almışlardır. 1996'da Pleiades yıldız kümesini bile istila etmeyi başarmışlardı.

İşkal, işgalden önce yüz binlerce yıl huzur içinde yaşamlarını sürdüren Pleiades ırkında büyük bir şok yarattı.
 
Rigelian’lar, az sayıdaki Pleiadesliyi rehin bile aldılar, onlara, Dünya'nın güneybatında, derin askeri yeraltı üslerine götürüp mikroçipler yerleştirdiler.

Galaktik Konfederasyon 1999'da Pleiades'i özgürleştirdi ve Direniş 2001'deki Dulce ve diğer üslerdeki Pleiades esirlerini özgürleştirdi ancak Pleiades ırkının tamamen şoktan kurtulması ve Dünya gezegeninin kurtuluşu için yapılan Galaktik Konfederasyon operasyonlarına tam olarak katılabilmesi için neredeyse on yıl geçti.

1996 ile 1999 yılları arasındaki dönemde, Rigelian Strangelet bombaları ve diğer egzotik silahlar Dünya gezegenine nakledildi. Fiziksel egzotik silahların büyük çoğunluğu Direniş tarafından 2004 yılına kadar ortadan kaldırıldı, ancak çok yakın zamana kadar eterik egzotik silahların büyük bir kısmı hala ortadan kaldırılamamıştır.

Diğer egzotik silahlar arasında, fiziksel şiddet skaler silahlarından söz edeceğim. Hepsi 2004'te kaldırılmış ve Direniş bu tür silahların askeri sanayi kompleksi tarafından bir daha geliştirilmesine izin vermemektedir. Ancak Direniş, barışçıl amaçlarla anti-çekim teknolojisinin geliştirilmesini desteklemektedir.

1999'dan bu yana, Yükselmiş Üstaları, Galaktik Konfederasyon ve Direniş Hareketi, karantina altındaki Dünyada olan egzotik eterik teknolojileri katmanlar halinde aktif olarak ortadan kaldırmaktalar. Bir katman ortadan kaldırıldıktan sonra, KAYNAKtan (Tanrı’dan) diğer katman hakkında bilgi gelmekte. Ardından Konfederasyon ve Direniş personeli bir sonraki eterik tabakayı ortadan kaldırmakta. Bu süreç, birkaç hafta önce sert bir atılım yapılıncaya kadar devam ediyordu.

Sonra, Yükseliş Ustaları, kalan tüm eterik Karanlık Güçler ve teknolojileri hakkında Kaynak’tan bilgi almaya başladılar. Bu, ikilik sisteminin temelini etkili bir şekilde çözdü ve bu gezegendeki en üst tabakadaki  Archon  iktidarının temelini ortadan kaldırdı. Karanlığın Işık'a karşı olan delice garezi yakında çöker ve sonra sadece Işık kalıp tüm acılar sonsuza kadar ortadan kalkacak.

8 Mart 2014 itibariyle, sadece eterik Archon'ların sadece son bir katmanı ve egzotik eterik silahları kalmaktadır. Eterik Reptillerin büyük çoğunluğu yok edilmişti, teknolojilerinin çoğu etkisiz hale getirildi, genelde egzotik eterik silahlarıyla çılgın Archon'ların küçük bir grubu geride kaldı. strangelet bombası veya başka bir şeyleri olup olmadığı güvenlik nedenlerinden ötürü hâlâ gizlendiği için  belirsizdir. Şu anda “Olay”ı engelleyen tek kalan faktör budur. Bu tabakanın kaldırılmasının ne kadar süreceği de aynı nedenlerle belirsizdir.
 
Fiziksel düzlemde, “Olay” için her şey hazırdır. Ayrıca, Dünya'yı kuşatan geniş bir Konfederasyon Uzay Gemileri filosu da var. LEO bölgesinde konumlanan yaklaşık 5 milyar gizlenmiş fiziksel Uzay Gemisi var. Buna ek olarak, Karman hattı arasındaki bölgede yaklaşık 120 milyon gizlenmiş fiziksel Konfederasyon Uzay Gemisi bulunmaktadır.
 

İlk çatlaklar Archon'ların son eterik savunma katmanında göründüğünde, gelişmeler hız kazanacaktır. Aşağıdaki gelişmelerin aynı sırayla olmasa da, hızlı ve art arda ortaya çıkmasını bekleyebiliriz:

Öncelikle, maddi imkânlara, üretim altyapısına ve seri üretime başlamaya ve insanlığa uygun fiyatlı bedava enerji cihazları getirmeye yönelik stratejik plana sahip çok güçlü bir pozitif grupla temas halindeyim. Hızlı üretim yapabilen bedava enerji üretebilecek mucitleri arıyorlar. Eger istenilen özellikleri taşıyorsanız lütfen bize yazın: cobraresistance@gmail.com

Çeviren Naci Gülşan

21 Mart 2017

BENİ ÖZGÜRLEŞTİREN 10 ŞEY



Vaz geçtikten sonra Beni Özgürleştiren 10 Şey   

Biliyorum Yükselişteki gecikme ve enerjilerdeki değişmeler nedeni ile çoğumuz tuhaf bir sıkıntı içindeyiz. Belki biraz rahatlama sağlar diye aşağıdaki yazıyı çevirdim. Umarım yararlı olur.  

  

"Sorunları düzeltmem. Düşüncemi düzeltirim. Ardından sorunlar kendini düzeltir. " ~  Louise Hay

Hayatıma baktığımızda, mükemmelliğin en kötü düşmanım olduğunu anlamaya başladım. Yüksek beklentileri olan bir ortamda yetiştim ve okuldaki her gün başkalarıyla yarışıyormuşum gibi hissettim ve sınıfın en iyisi olmak için savaştım.
On yaşında fizik ve matematik problemlerini çözemediği için aptal olduğuma inandım. Edebiyat, sanat ve yabancı dillerde iyiydim, ancak bu beni şekillendiren Doğu Avrupa kültüründe zekilik işareti değildi.
Çok daha sonra, yetişkin bir kadın olarak kendimi yeterince iyi, yeterince güzel, yeterince akıllı veya yeterince başarılı göremedim. Harika bir adam tarafından sevilmeye değmezdim, yeteneklerimi ve becerilerimi yansıtacak iyi bir maaş almaya değmezdim, iş yerinde cazip bir mevkiye terfi için başvuru yapmaya bile layik değildim.
Bugün hayatım tamamen farklı bir görünümde, ve yeni beni, memnuniyet ve sevinçle kucaklıyorum. Kendimi olduğum gibi seviyorum. Mutlu bir evliliğim var ve dünyada yapmak için doğduğum şeyi yapıyorum.

Peki bu değişim nasıl oldu?

Kendimi, iş yerinde yapılan uzun bir toplantıdan sonra boğulmuş hissediyordum ve stres'ten kurtulmak ve kendimi daha iyi hissetmek için bana yardımcı olacak ilham kaynağı arıyordum. YouTube'da "Gizli Film"i aradığımda, "yanlışlıkla" direk kalbime giren başka bir videoyu açtım: bu da  Louise Hay'in "Hayatını Düzeltebilirsiniz" videosu idi.
Bugün, bunun bir kaza olmadığını biliyorum. Öğretmen, öğrenci hazır olduğunda ortaya çıkıyor -çok doğru!  O filmde algıladıklarımdan çok etkilenmiştim, izlemeyi durduramadım. Louise'i dinlemek sanki bir mucize idi; Her kelime kalbimimin derinliklerine indi. Sonunda kendimi evde hissettim, benim için  mükemmel olan bir yerdeydim: "Kendimi olduğum için seviyorum ve onaylıyorum. Eksizsiz bütünsel bir bireyim ve hayatım beni seviyor. "
Bir sonraki sene, beni değerli, kendini - yansıtmaya ve derin öğrenmeye davet eten uyanmış  insanların - Wayne Dyer, Byron Katie ve Don Miguel Ruiz'in - eserlerini keşfettim. Öğretileri, bana hizmet etmeyen eski düşünce kalıplarını ve kültürel sınırlayıcı inançları bırakmamda yardımcı oldu.
Onlardan öğrendiklerimi uygulayarak çok fazla deneme yanılma yaptıktan sonra, yeni bir özgürlük duygusu buldum. Nasıl mı? İşte böyle:

 

1. Mükemmel olma isteğimi bıraktım.

Ben mükemmel güzel olduğum kadar aynı zamanda dört dörtlük kusurluyum da ve beni ben yapan da bu.
Mükemmellik bir yanılsamadır - var olan bir şey değil. Mükemmel olmak için stres almayı bıraktım ve şimdi hep "yeterince kadar" olmayı hedefliyorum. Hatalarımı, büyümem için gerekli olan fırsatlar olarak kabul etmeyi öğrendim, beni daha akıllı hale getiren gizlenmiş memnuniyettir. Herhangi bir işin üstesinden gelemezsem, bu başarısız biri olduğum anlamına gelmez, çünkü ben yaptığım iş değilim. Bazen kazanırız, bazen öğreniriz. Ama asla kaybetmeyiz.

"Elinden gelenin en iyisi, andan ana değişecek; sağlıklı olduğunda yapabileceklerin hasta olduğunda yapabileceklerinden elbette daha iyi olacaktır, kendi kendinizi eleştirmeden, kendi kendinizi suistimal etmekten ve pişmanlık duymadan her koşulda, en iyisini yapın". ~  Don Miguel Ruiz


2. Her zaman meşgul olmama izin vermedim.

Aceleci olmak bir meziyet değildir. Bedenimi dinlemeyi öğrendim ve artık hiçbir şey yapmadığım zaman kendimi suçlu hissetmiyorum. Bazen vücudumun ve ruhumun pillerini şarj etmem gerektiğini biliyorum ve bunu yaparken kimseye açıklama yapma gereği hissetmiyorum.

Kendim için vaktim yoksa, vakit yaratıyorum. İyi bir film seyretmek, rahatlatıcı müzik dinlemek, iyi bir kitap okumak, şarkı söylemek, doğa ile iletişim kurmak için yürüyüşe çıkmak - kalbimin sarkı söylemesi için herşeyi yaparım.

"Ben insanım, yaptıklarım değilim. Öz değerinizi hayatta ne kadar iyi şeyler yaptığınla eşitlemeyin. Senin yaptıkların sen değilsin. Eğer yaptıklarınsan, yapmadığın zaman... sen bir hiçsin".
~ Dr. Wayne Dyer

3. Öz-eleştirileri bıraktım.

İç konuşmamı önemsiyorum; Kendime lakap takmıyorum ve kendime saygınlık gösterip kendime itibar ediyorum. Kendime asla iyi bir arkadaşıma söylemeyeceğim şeyler söylemeyi bıraktım. Ben yeterince, e
ksizsiz, bütünsel bir bireyim.

Hayatta istediğimizi alamayacağımızı anlamaya başladım. Ne hak ettiğimizi düşünüyorsak onu elde edeceğiz. Bu yüzden kendimize yeterince inanmamız ve kendimizi hayatın sunabileceği en iyi şeylere layık görmeliyiz.

"Sen yıllardır kendini eleştiriyorsun, çaban hiç bir işe yaramadı. Kendini kabul etmeye çalış ve neler olacağını gör." ~ Louise Hay

4. Suçlamayı bıraktım.

Biliyorum ki ne zaman başkasını suçladığımda, kendimi madur hale getiriyorum. Zamanımı, paramı veya sevgimi çaldığı için başkalarını suçlamak haksızdır, çünkü ne kadar ve kime verdiğim konusunda hep seçici oldum. Çünkü hiç kimse bilinçli (ve genellikle bilinçsiz) rızamı almadan bana zarar verip beni üzemez.
Bunun yerine, şimdi hissettiklerimin, hareketlerimin ve düşündüklerimin sorumluluğunu alıyorum. Eylemlerimin sorumlusu benim, geleceğimin şimdiki seçimlerimin bir sonucu olduğunu biliyorum. Ben inandığım ve olmayı istediğim biriyim.

"Tüm suçlamalar zaman kaybıdır. Başkalarında ne kadar çok hata bulursanız bulun, bu sizi değiştirmiyecek. Bir başkasını suçlayarak onu suçlu hissettirmekte başarılı olabilirsiniz, ancak bunu yapmakla sizi mutsuz eden şeyi değiştirmeyi başaramazsınız." ~ Wayne Dyer

5. Yargılamayı bıraktım.

Herkesin kendi yolculuğunda olduğunu ve yapmam gerekenin kendime  odaklanmak olduğunu biliyorum. Ayrıca ne zaman insanları yargılandığımda kendim hakkında beni rahatsız eden bir şeyin farkına varıyorum. Eğer birinin pinti olduğuna inanıyorsam, bunun anlamı ben de pinti olabilirim; Bu sonuca nasıl varabilirim aksi halde?

"Suçu veya yargıyı başkasına yüklemek, deneyiminizi değiştirmede sizi güçsüz bırakır; inançlarınızdan ve yargılarınızdan sorumlu olmak size onları değiştirme gücünü kazandırır" ~ Byron Katie

6. Başkalarının ne hissettikleri, ne istedileri veya ne düşündüklerine dair varsayımlar yapmayı bıraktım.

Ben onlar değilim, bu yüzden ne hissettiklerini ve düşüncelerini öğrenmenin bir yolu yok.
Hayali senaryolar oluşturmayı bıraktım ve aklımın benimle oynamasına izin verdim. Her zaman insanların yaptığı ya da söylediklerinden rahatsız oldum, artık bir gerçeklik - kontrolu yapmanın zamanı geldiğini biliyorum.
Byron Katie'nin yazdığı "İşi" kitabından, beni rahatsız eden düşüncelerimi incelemeyi öğrendim ve kendime sordum: "Bu doğru mu?" Benim varsayımlarımın çoğu muhtemelen doğru değil. Örneğin, birisinin beni sevmediğini düşündüğümde, aslında beni sevmediğini sandığım kişi, gerçekten kötü bir gün geçiriyor olabilir. Belki de sadece utangaçtır. Herkes aynı değildir.
Kişinin ne düşündüğünü bilemediğimin farkında olduğum an, çünkü ben o değilim, aklım netleşiyor ve onunla açık bir kalp ile iletişime geçme imkanı bulabiliyorum.

"Sorgulanmamış varsayımlarımın dünyadaki tüm savaşın ve tüm barışın nedeni olduğunu gördüm." ~ Byron Katie

7. Başkalarıyla yarışmayı bıraktım.

Artık kavga etme isteğimin, ego'mun kendini - doğrulama haykırışından başka bir şey olmadığını biliyorum. Kendimi iyi hissetmem için hiç kimsenin herhangi bir oyunu kaybetmesi gerekmiyor. Uyumu, işbirliğini ve hep kazanmayı severim.
Kendimi başkaları ile karşılaştırmayı bıraktım. Korkudan çok sevgi dolu bir yerden insanlarla bağlantı kurmayı seçiyorum ve bolluğa inanıyorum. Kendim de dahil olmak üzere herkese yetecek her şeyin olduğu bir evrende yaşadığımıza inanmayı tercih ettim.

"Aşk, rekabet'ten ziyade işbirliğidir." ~ Dr. Wayne Dyer

8. Mutluluğu kovalamayı bıraktım.

Artık mutluluğumu hayali bir geleceğe bağlamıyorum, bir gün, bu işe başladığım, şu evi aldığım, o arabaya sahip olduğum, o başarıyı elde ettiğim gün mutlu olacağım sanısından vaz geçtim. Yaşamın küçük zevklerinde mutluluk bulmayı öğrendim ve var olan gerçekliğin şu andaki gerçeklik olduğunu, memnuniyetle ve sevinçle karşılar oldum.
Yaşadığımı hissetmek için hafta sonunu beklemekten vazgeçtim çünkü her gün bir hediye ve her an değerli ve eşit derecede önemlidir.
Dikkatimi stres dolu bir yaşam biçiminden memnuniyet dolu bir yaşam biçimine değiştirdiğim gün herşey değişti. Ben, ben olduğumdan mutluyum ve sahip olduğum her şeyden: sağlıklı bir beden ve zihinden; Sevgi dolu bir aileden; zamanla yaptığım samimi, uzun süreli arkadaşlıklardan; Ve sevdiğim ve inandığım mesleğimden.

"Evren'in memnuniyet halini sevdiğini fark ettim. Ne kadar memnun iseniz o kadar iyi ve güzel şeyler elde ediyorsunuz" ~ Louise Hay

9. Geleceği merak etmeyi bıraktım.

Kontrol etmeye ne kadar çok çalışşam da, hayatta kontrol edemediğim şeyler olduğunu kabul ediyorum. Ne zaman endişelendiğimin farkına vardığımda, kendi kendime "Zaman gösterecek" diyorum.
İstediğim her şeyi her zaman elde edemeyebilirim, ancak biliyorum ki ihtiyacım olan her şeyi elde ediyorum. Yaşam akışına güveniyorum ve her şeyin mükemmel şekilde ortaya çıktığı zeki bir Evrende yaşadığımıza inanmayı tercih ediyorum. Bazen hayatta zamanın bile zamana ihtiyacı vardır.

"Hayat basit. Olan biten her şeyi senin başına gelenlerden ziyade, senin için olanlar olarak algılamalı. Her şey tam da doğru zamanda olur; ne çok erken, ne çok geç. Hoşlanmak zorunda değilsin ... eğer hoşlanırsan daha kolay olur." ~ Byron Katie

10. Başkalarını hoşnut etmeyi bıraktım.

Sevilen ya da kabul edilen olmak için artık dıştan gelen onaya ihtiyaç duymuyorum. Başkalarının ne düşündüğü hakkında endişelenmek zaman kaybıdır. Diğer insanların benim hakkımdaki fikirleri ve bende gördükleri her şey onlarla ilgilidir ve gördükleri kendi lenslerinden süzülenlerdir; Benimle ilgisi sadece koca bir sıfır'dır.
Kendime vermediklerimi, başkalarının bana vermesini beklemekten vaz geçtim: sevgi, dikkat ve ilgi. Kendimi bir bütün - beden, zihin ve ruh - olarak sevmek bencillik değildir. Bardağımı kendi kendini sevme ile dolu tutuyorum ve ihtiyaçlarımın ve kalbimin isteklerini yerine getiriyorum.
Beni çok daha geliştirecek olan seçimlerimi, başkalarını hayal kırıklığına uğratıp uğratmayacağını tasa etmeden yapmayı öğrendim. İnsanlar, benim kim olmam gerektiğini ve ne yapmam gerektiğini kendileri belirleyerek, kendi kendilerini hayal kırıklığına uğratıyorlar.
Yapmak istemediğimiz şeylere hayır demek, öğrenilen bir uygulamanın ve kendine bakmanın bir işaretidir. "Yapmalıyım" gerekliliği var ise, yapmam. İstediğimi hissettiğim şeylere yönelirim. İsteklerim, başkaları tarafından benim üzerime dayatılmasından ziyade, kendi içimden  gelmelidir. Ben her zaman değerli zamanımı nasıl ve kiminle geçireceğim konusunda seçici oldum. Biliyorum, zamanım benim hayatım ve harcadığım zaman asla geri dönmeyecek.
Hayatım benim hakkımdır ve hayatımda kendi seçimlerimi yapma hakkım var. Hayat yaşamak içindir, sadece var olmak için değil, yaşamımı özür dilemeden ve pişmanlık duymaksızın otantik olarak yaşamayı seçtim.

"Başkalarının yaptığı hiçbir şey senin yüzünden değildir. Başkalarının söylediği ve yaptıkları kendi realitelerinin ve kendi hayellerinin bir izdüşümüdür. Başkalarının görüşlerine ve davranışlarına karşı duyarsız olduğunuzda, gereksiz acıların mağduru olmazsın." ~ Don Miguel Ruiz

Sara Fabian

Çeviren Naci Gülşan