24 Mayıs 2020

Artık Niye Ben Işık İşçisi değilim, Bölüm 1





Ön söz: Sanırım, Ruhsal farkındalığın basamaklarında ilerleyen herkes içinde bulunduğumuz düzenin yozlaşmış olduğunda hem fikirdir. Yazar bu düzenin yaratıcısının gerçek yaratıcı ile hiçbir ilişkisinin olmadığını söylemekte. Gerçek Yaratıcının müdahale edemediği sahte bir düzen. Bu yaratıcıya “Yozlaşmış-Yaratıcı” demekte yazar. Ve bu yaratıcıya hizmet eden meleklere de “Ruhsal Yalancı-Melekler” demekte. Gerçek Yaratıcı ile olan bağları kopuk olduğundan bu Varlığa ve Yalancı -Yaratıcı'nın yandaşlarına tapanlar, yaşam enerjilerini kendilerinden daha düşük Boyutlardaki Varlıkların ibadet ve acılarından almaktalar. Aldatmanın olmadığı gerçek Evrende hiç kimse onlara ibadet etmez, ancak Yozlaşmış-Yaratıcı'nın yanıltıcı “alt evreninde” olur bütün bunlar. –N. Gülşan-

Artık Niye Ben Işık İşçisi değilim

Dünya gezegeni ve Evrendeki köşemizin çoğu çok uzun zamandır bir büyünün altında, tüm yaratımın Sonsuz Kaynağı ile bağlantılı olup olmadığımız konusunda zihnimizde şüphe uyandıran bir büyü. Büyü, kendimizi yalnız, savunmasız ve izole hissetmemize neden oluyor - Cennetsel Diyarlardan acımasız, birbirini yiyen dünyaya atıldık. Bu büyü saf hayal ürünü ve çok büyük aldatmacadır, ancak bizi ve diğer dünyaları derinden etkiledi.
Bu holografik büyünün içindeki içsellik, ikilik ve kutuplaşmanın yaşamın doğal yönleri olduğu ve dualitenin bir tarafına ya da diğer tarafına hizmet etmek gerektiği fikridir. Bu zarif, basit çift baskı o kadar belirgin hale geldi ki, ortaya çıkan daha büyük holografik büyüyü gözden kaçırdık. Gerçekten de, hologramın görünümünü hep birlikte kaybettik ve bunun gerçekliğin toplamı olduğuna inanmaya başladık.

Karanlık  (Sahte) Işığa Karşı - Evren Yaratıcısının İkiliği

Mümkün olan en geniş ruh yelpazesini yakalamak ve kontrol etmek için, Yozlaşmış-Yaratıcı, ajanlarını görünüşte karşıt iki takıma böldü: Karanlık'a karşı (sahte) Işık.
Herkes bir aziz olamaz, Onun büyüsü altında olduğu sürece, Yaratıcının içinde günahkarlar da yer olmalı. Yaratıcı için önemli olan,  nerede olursan ol, Yaratıcıya veya ajanlarından birine, yani Işık ve Karanlık'a, ibadet etmemizdir.
Bu kozmik, çok boyutlu dramada hiç şüphesiz duyacağınız birçok isim var: Lucifer, Jehova, Beelzebub, Baş Melek Michael, Şeytan (Lucifer'den farklı dostum), Ashtar, düzinelerce Baş (Cin) melekler, sözde yükselmiş “ustalar” ve diğer çeşitli kanallardaki varlıklar.
Bu varlıkların bazıları karanlık için, bazıları (sahte) ışık için çalışırken, sonuçta hepsi onları kontrol eden Yaratıcı için çalışıyorlar. Bu, aslında, arkon (cin)'ların büyük sırrıdır: Onlar sadece “kötü, şeytani Varlıklar” değil, aynı zamanda melek ve yükselmiş üstatlar gibi davrananlardır da…

Bütün Bu Kontrolün Amacı Nedir?

Yozlaşmış-Yaratıcı, yavaşça ölmekte olan, yapay olarak uyarılmış bir ayrılma bilincinin düzensizliğe doğru giden bir sistemidir ve sistemin varlığını korumak, enkarne olan ruhlardan toplanan enerjiye bağlıdır. Mümkün olan en yüksek miktarda ruh enerjisini hasat etmek için, büyüsü altında olan bir dünyada enkarne olan her şeyin, Yozlaşmış-Yaratıcının enerjisini karşılamak ve bir “ruh pili” olarak hizmet etmesini sağlamak için Karanlık-Işık ikilemi yarattı. “İyi” ruhlar (sahte) ışık peşinden koşacak ve “kötü” ruhlar karanlık peşinden koşacaklardı, ama hepsi aynı sisteme hizmet ettiklerini bilmeyeceklerdi.
Dualite oyununda Karanlık ve Aydınlık yollardaki katılımcılar için başlatılan ilginç, yükselerek ulaşabilinecek varoluş "yoğunluk"ları (Boyutlar) ortaya çıktı. Bu yoğunluklarda hareket eden Varlıklarda bir başarı elde etme hissi oluştu. Aslında yapılan yolculuk sadece Yozlaşmış-Yaratıcısının yanılsama labirenti içinde olmakta. Hiyerarşinin daha yüksek seviyelerindeki oyuncular, "kendi kendine hizmet" eden bir sistemde olduklarını biliyorlar, ancak bu oyunda iyi durumdalar, çünkü sahip oldukları gücü kullanıyorlar ve hiyerarşinin aşağı katmanlarında olan Varlıkların yaptığı ibadetlerden enerji alıyorlar.

“Ruhsal Hiyerarşi” hakkında?

Kanal yolu ile ilişki kuran varlıkların çoğu, “baş melekler”, “yükselmiş üstatlar” ve “pozitif Uzaylı”lar (sahte) ışık tabanlı “Ruhsal-Hiyerarşi” ile bağlantılı olduklarını iddia edecektir. Bu kanal mesajları beş para etmez ve her gün artarak geliyor. Kirli küçük bir sır; bu Varlıklar yozlaşmış-Yaratıcıya minnettar ve herhangi bir resmi dini yapı ile ilişkilendirilmek istemeyen insanlar üzerinde psikolojik bir savaş yürütmektedir.
Diğer bir deyişle, “yeni-çağ”; bu öğretilere “inananların” ruh enerjisini “yükselmiş” öğretmenlere yönlendirmek için tasarlanmış çok boyutlu bir psikolojik operasyondur.
Sırlarından bir diğeri, “hiyerarşilerinde” sözde “yükselmiş üstatlar”ın çoğunun asla bir insan enkarnasyonu yaşamadığıdır. Bunlar ibadet enerjisini toplamak için oyun oynayan inanılmaz aldatıcı Varlıklardır.  Aldatmanın olmadığı gerçek Evrende hiç kimse onlara ibadet etmez, ancak Yozlaşmış-Yaratıcının yanıltıcı “alt evreninde”, iyi kalpli insanları kandırarak onların sevgi, bağlılık ve övgü enerjilerini alabildiler.
“Baş (Arkon) melekler” ise aşağı yukarı aynı kategorideler. Tüm yaratılışın Sonsuz Kaynağı ile uyumlu değiller, daha ziyade yaratıcı olarak poz veren daha önemsiz Varlıklardır: Yozlaşmış-Yaratıcı. Bu yüzden onlar melek değiller. Bu Varlıkların gerçekten aldatıcı doğasının onuruna onlara yeni, daha doğru bir unvan verdim: Ruhsal Yalancı-Melekler.

Karanlık Taraf Sahte Işığın İyi Görünmesini Sağlıyor

İki takım da ikna edici bir şekilde oynamalı ve karanlık takım öldürmek, tecavüz etmek, işkence yapmak ve yanına kar kalacak her türlü ahlaksız şeyi yapmaya hazır hain pislik rolünü gerçekten benimsedi.
Karanlık taraf inanılmaz derecede iğrenç tasarlanmıştır, böylece “iyi ruhlar”ın çoğunluğu, kutuplaşmanın diğer ucuna, sahte ışığın ataerkil dinlerinden birinin “sevgi dolu” kucağına ya da yeni- çağ dinlerine kaçacaktır, “Kanallar” ve “ustalar”sistemi ile birlikte.
Dünya, Yozlaşmış-Yaratıcı tarafından tam kontrol edilemeyen zor bir gezegen oldu. İnsanlar bir zamanlar Sonsuz Kaynak ve tüm yaşamla olan bağlantılarının çok farkındaydılar ve bu farkındalık, bu gezegendeki Karanlığın tüm saltanatı boyunca ruhsal bireyler tarafından korundu. Bu farkındalık Karanlık güçler tarafından “bizden sökülüp alınamayacağından”, insanların ruhsal doğasını seçmek için bir plan oluşturuldu.
Birincisi, ataerkil dinler oluştu ve mümkün olduğunca çok insana dayatıldı. Büyük dinlerden birine bağlı olmayan herkes, 50'li, 60'lı, ve 70'li yıllarda “yeni-çağ hareketi”nin temelini oluşturan “Teosofist hareket”in doğduğu son yüzyıla kadar, tarihin büyük bir bölümünde dışlanmıştı. Yeni- çağ hareketi, ataerkil dinin ikiyüzlülüğünden uzaklaşan birçok insanı çektiği için ivme kazanmaya devam etti.
Yozlaşmış-Yaratıcı, insanların yaşadığı iç karışıklıkların her birine “kolay bir cevap” veriyor gibi görünüyor. Eğer din bir bireyi bastırıp susturamıyorsa, yeni-çağ hareketi gündeme gelecektir. Yozlaşmış-Yaratıcının kontrol ettiği “bir taraf seçtiğimiz sürece” Yozlaşmış-Yaratıcı için her şey yolunda demektir. Bu yüzden her iki tarafa dahil olmayıp bu durumun aşıp, durumun ötesine hep birlikte ulaşmamız gerekiyor.

Kanal Yolu İle Bilgi Alanlar Aldatılıyor
Eğer dinin “kitlelerin afyonu” olduğu söylenebilirse, o zaman iletilen mesajlar “hoşnutsuz azınlığın mantıksız veya istenmeyen iyimserliği" olacaktır. Ruhsal Yalancı-Melekler'den gelen her kanal mesajı, kullanılan abartılı konuşmayı ve hikayenin konusunu kaldırdığınızda aslında aynıdır.

İşte birkaç satırda toplayabileceğimiz her modern kanal mesajı:

“Sevgililer, Ruhsal Yalancı-Melekler içinde hepimiz tarafından çok seviliyorsunuz. Sizinle yeniden bir araya gelmeyi özlüyoruz, çünkü uzun zamandır kayıp aileniziz. Güçlü kalın ve ışığınıza tutunun, çünkü varlığımızı yakında size göstereceğiz. Beklemeye (ve de acı çekmeye?) ve gelip sizi bu durumdan kurtarmamızı umut etmeye devam edin. Dünyaya geldiğimizde, yeryüzünde sizin için altın (kafes?) çağ oluşturacağız.”
Eskiden “Archon Melek Michael,” “Aziz Germain” vb. den gelen bu mide bulandırıcı yanlış bilgi verme, onların farkındalığının dışında, kanalları ele geçiren Karanlığın müdahalesinin bir sonucu olduğunu düşünürdüm. Daha önce “Gerçekten Bu Kanalda Kim Var” başlığı altında yazdığım yazıda o zaman anlamadığım şey, “gerçek pozitif varlıklar” dan gelen aktarımların karanlık tarafından engellenip bozulmadığı, mesajların Ruhsal Yalancı-Melekler'in “sahte ışık” Varlıklarından geldiğini anladım.

“Işık İşçileri” Adamakıllı Kullanıldılar

1998'de enerji temizleme alanına ilk girdiğimde, henüz icat edilmiş olan “ışık işçisi” terimini hiç duymamıştım. İlk olarak 2000'lerin başında duyuldu ve o zaman bana garip geldi. Şimdi nedenini anlıyorum: çünkü aslında Ruhsal Yalancı-Melek olan "Işık" bizi SAHTE Yalancı-Yaratıcının ikilemi için çalıştırmaya gayret ediyor.
Görüyorsunuz, şu anda “İlahi Ajanlar” dediğim Varlıkların Sahte-Yaratıcının yolsuzluklarını tamamen ortadan kaldırmak için büyük bir çabaları var. Bu gerçekleştiğinde, Sahte-Yaratıcı yoluyla güç kazanan tüm Varlıklar çalınan gücü kaybedecek ve aldatmacalardan oluşan propagandaları ile yüzleşmek zorunda kalacaklar. Hiçbiri bunun olmasını istemiyor, bu yüzden zekâlarında tüm çabayı zayıflatmak için parlak bir plan tasarladılar.
Plan basitti: Enkarne olan tüm İlahi Ajanlara, genellikle rüya durumunda ama bazen “ET kaçırma” senaryosu sırasında yaklaşın ve onlara görevlerini yerine getirmek için “(sahte) ışık için çalışmak” ve ruhsal Yalancı-Meleklerden emir almak gerektiğini söyleyin.
Bu plan İNANILMAZ şekilde iyi çalıştı, çünkü İlahi Ajanlar Dünyada yaşamakta zorlandılar. Buradaki toplumlar çok çarpık, ruhsallık saptırılmış ve istismar edilmiş, titreşim yoğunluğu ağır, hafızalarımız çoğunlukla silinmiş ve normal şartlarda burada olmamalıyız diye düşündüler. Dolayısı ile ışık ve sevgi'den doğan her hangi bir Varlık (sahte ışık bile olsa), İlahi bir Ajan'a gerçekten ilahi Varlıklar ile temas kurmuş hissini verebilir.
6 yaşındayken son derece canlı bir rüya deneyiminde ortaya çıkan sahte ışık tarafından işe alınmamı hala hatırlıyorum. Beni, onlar için çalışarak İlahi Ajan olarak görevimi yerine getirdiğime ikna ettiler. Çok, uzun zaman alsa da, onların ne mal olduğunu bir gün anlayacağımı her zaman bildiklerini düşünüyorum.


Hiç Yatağa Girdiğinizden Daha Yorgun Uyandınız mı?

Işık işçisi olarak işe alınan pek çok İlahi Ajanlar, yatağa gittiklerinden daha yorgun uyandıklarını ve “hayallerinin” savaşlarla dolu olduğunu söylerler. Bu “rüya görevleri” sırasında, ruhsal Yalancı-Melekler, kontrol ettikleri enerjiyi ellerinden geldiğince iyice sıkıp alırlar. Karanlıkla savaşmak için görevlere gittiğinizin anılarıyla uyanabilirsiniz, ancak sonuç olarak bedeniniz, zihniniz ve ruhunuz, (sahte) ışık Varlıklar tarafından hasat edilen enerjiden dolayı tükenir.

Birkaç ay önce, Varlıkların kim olduğu veya kim olduğunu iddia edildiğinin önemi olmayan, zihnimdeki çıkarlarıma uymayan tüm Varlıklarla yapılan TÜM anlaşmaları iptal ettim. Basit bir şey gibi geliyor, ama bir şekilde gözden kaçırmıştım. Süreç boyunca, olumlu olduğunu iddia eden varlıklardan direnç hissettim, ama dik durdum ve onlara, Yozlaşmış-Yaratıcı'ya enerji vermek için yapılan güdümlemeyi reddettiğimi söyledim.
Bu bana hem Karanlık takım (saldırgan köpekler) hem de (sahte) Işık takımı (ruhsal Yalancı-Melekler) tarafından hedef alınma ayrıcalığını verdi. (Sahte) ışık takımı gerçekten de "Karanlık" kardeşlerinden daha farklı, daha kurnazca yollarla psişik savaşa giriyorlar. Bu saldırıları saptırmak buna değdi, çünkü dualite savaşlarında taraf tutmadan Yozlaşmış-Yaratıcı'ya son vermek için gerçek görevimle daha uyumlu olduğumu biliyorum.
Yatağa gittiğimde iyi bir gece uykusu alacağımı bilmek de çok güzel çünkü Karanlık'la savaşmak için saçma “görevlere” alınmayacağım. (sahte) Işık Varlıklar kendi "Işık işçileri"ni bu görevlerde kullanmaya oldukça düşkündürler.

Altın (kafes) Çağ Hakkında Olan Şey Neydi?

Yozlaşmış-Yaratıcı için çalışan sahte ışık Varlıkları insan ırkı üzerindeki kontrolünü devam ettirmek istiyorlar. Ruh enerjimiz ve kafesimizde yaşamak için yaptığımız anlaşmalar, Yozlaşmış-Yaratıcıyı ve ona hizmet eden varlıkları güçlendirir. Bizim ruh enerjimizi almayı kolayca bırakmayacaklardır.
Şu anda özgürlüğümüz için mücadele ediyoruz. Ruhsal Yalancı-Melekler bizi mevcut, son derece rahatsız edici kafesimizden biraz daha geniş (rahat) bir varoluş durumuna, ancak sıkı bir şekilde kontrol edebilecekleri bir duruma taşımak istiyor.
Mevcut durumumuzu tanımlamak için bir mecaz, küçük, karanlık, kötü kokulu bir tavuk kümesinin içine kapatılmış bir tavuk sürüsü gibiyiz. Yetiştiricilerimiz, bizi kümesin dışına çıkarmaya ve biraz daha özgür hissedebileceğimiz daha geniş bir çitle çevrili alana aktarmaya hazırlanıyorlar, ama yine de kontrolleri altında olacağız. Özgür olduğumuzu hissetmemizi sağlarken enerjimiz ile beslemeye devam etmek bir tür çiftçi taktiğidir. Bizi tutsak edenlere cömertliklerinden dolayı teşekkürü borç biliriz.  
“Ruhsal” Yalancı-Melekler, kendi kendimizi güçlendirerek onların kontrol sisteminden dışarı çıkmamızı istemezler. Bu yüzden kanal yolu ile gelen mesajlarda, kurnazca insanları güçsüzleştirirken, gerçekten insanlara güçlendirici bir çözüm sunuyormuş gibi görünürler. “İyi adamların” gelip bizi kurtarmasını beklediğimiz sürece, ne kalben bize kimin önem verdiğini fark ederiz, ne de kendi problemlerimizi kendimiz çözebiliriz.


Etkilenmiş İkilem İçin Çözümler
Peki kişi bu ikilik örnekleminden nasıl çıkar? İlk adım, "Kendi kendini temizleme Sistemi" protokollerini kullanmak ve size fayda sağlamayan Varlıklarla yaptığınız tüm sözleşmeleri iptal etmektir. Ardından, gerçekliği "kutuplaşma" çerçevesi içinde gören tüm anlaşmaları iptal edin. Sözleşmeleri her iptal ettiğinizde, alınan enerjinizi de geri aldığınızdan emin olun. Ardından, anlamsız kutup çatışmaları tarafından caydırılmadan, Yozlaşmış-Yaratıcının kontrol örneklemini aşma taahhüdünüzü onaylayın.
Ayrıca, zorluk, sınırlama, kötü ilişkiler, sağlık sorunları, finansal sorunlar, aile problemleri ve hayatınızdan enerji alan herhangi bir şey için yapılan tüm anlaşmaların iptalini içeren kısa günlük uygulama öneririm. Bu sahte gerçeklik matrisi içinde bilinçsizce üstlendiğimiz anlaşmaların sayısı ve miktarı gerçekten şaşırtıcıdır. Cezaevinizin görünmez barlarını işaret eden ince ve bariz anlaşmalara dikkat ettiğinizde, iptal edilecek anlaşma kıtlığı olmadığını göreceksiniz.
Bu işlemi gerçekleştirdikten sonra, sahte ışık Varlıklar ile olan “temas”ınız azalabilir, bu değişikliğe alışana kadar kendinizi biraz yalnız hissedebilirsiniz. Bu zamanda kendi Yüksek Benliğiniz, Dünya'nın çekirdeği ve Galaksi çekirdeği ile olan bağlantınızı güçlendirebilirsiniz. Uyum sağladıkça, daha iyi bir uyku uyuyacak ve pozitiflikle gizlenmiş aldatmaları daha kolay görebileceğinizi fark edebilirsiniz.
Eğer bir Varlık sizinle temas kurarsa, sadece dualiteyi aşmış ve Yozlaşmış-Yaratıcı'nın dışında olan Varlıklarla iletişim kurmak istediğinizi söyleyebilirsiniz. Sizinle iletişime geçmeye çalışan Varlıkları test edin. Onları tereddüt etmeden, direk sorgulayın: “Yozlaşmış-Yaratıcı'nın bir parçası mısınız?” Gerçek Evrende, Yozlaşmış-Yaratıcı'nın dışında var olan Gerçek İlahi-Işığın-Varlıkları sorularınızı memnuniyetle cevaplayacaktır. Herhangi bir dil kullanmadan sadece “ruh telepatisi” olarak adlandırdığım telepati ile iletişim kurduklarını unutmayın.

İletişim Türü Önemli Bir Göstergedir

Yozlaşmış-Yaratıcı'nın dışında var olan Gerçek İlahi-Işığın-Kuvvetleri sol beyin, sağ beyin dinamikleri ve Yozlaşmış-Yaratıcı'nın alt evreni ve Karanlık ışık kutupları ile bağlantılı değildir. Bu, kafanızda konuşan bir ses gibi değildir! Daha ziyade, duyguları, orjinal ifadeleri ve doğrudan ruhunuzla konuşan son derece saf bir ışık kalitesini yayan “ruh telepatisi” kullanırlar.
Gerçek İlahi-Işık Varlık ile (sahte Işık) Ruhsal Yalancı-Melek Varlıklarından birinin arasındaki fark, birincinin ışığının sıcak, saran, saf ve koşulsuz sevgi dolu olması, ikincisinin ışığının serin, rahatsız edici bir şekilde delen, baskın ve genellikle aşırı eril olmasıdır. Ruhsal Yalancı-Melekler, erkeklerin egemen olduğu bir gruptur ve güç yapısındaki dişilerin bile çok erkeksi bir enerjisi vardır. Bu erkek egemenliği, elbette, Ruhsal Yalancı-Meleklerin yetki verdiği dini yapıların hepsinin otoriter bir erkek tanrıya sahip olduğundan bahsetmekte ama her şeyi kapsayan, kadınsı bir Yaratıcıdan bahsetmemektedir.
Yozlaşmış-Yaratıcı'nın sahte ışık Varlıkları ile Sonsuz Kaynak'la birlikte olan Gerçek İlahi-Işığın Varlıkları arasındaki bir diğer önemli fark, İlahi-Işığın hiçbir şekilde kontrol, manipülatif, otoriter veya yargılayıcı olmamasıdır. Sonsuz Kaynak size bir gündem getirmeyecektir, ancak seçtiğiniz görevde Yozlaşmış-Yaratıcı'nın çökertilmesine yardımcı olmak için sizi destekleyecektir. Sınırsız Kaynak veya bu Yozlaşmış-Yaratıcı dışında faaliyet gösteren Gerçek İlahi-Işık Varlıkları tarafından size “marş emri” verilmeyecektir. Sizi rüya zamanınızda sonsuz, enerji tüketen görevlere göndermeyecekler ve sahte Işıklı Ruhsal Yalancı-Melek sahtekarların aksine, ruh enerjinizin kaybına neden olacak bir şey yapmanızı istemeyecekler.
Gerçek İlahi-Işığın Varlıkları destekleyici, sevgi dolu, büyütücüdür ve sizi bir birey olarak önemserler. Siz onlar için sadece bir makinedeki dişli değilsiniz, çünkü karmaşık bir şekilde birbirine bağlı bir yaratılışın hayati derecede önemli bir yönü olduğunuzun bilincindeler. İçeriden çökertmeye yardımcı olmak için, Yozlaşmış-Yaratıcı'nın “berbat sistemine” gönüllü enkarne olanlarımıza azami saygı duyuyorlar. Gerçekten de, onu parçalara ayırmak için Yozlaşmış-Yaratıcı'nın düzeninin içerisinde ve dışında çalışan İlahi Temsilciler olmalıdır.

Ayırt Etme Çok Önemli

Şüpheciliğinizi büyük ölçüde artırmanızı ve anlayışınıza ince ayar yapmanızı tavsiye ediyorum. Sezgi ve mantığınızı öğrendiğiniz bilgilere uygulayın ve kendinize “burada gündem nedir?” diye sorun. Bu gezegende gerçekten çok büyük, çok boyutlu bir “komplo” var ve bizi bir kutupluluk tayf'ınadan diğerine iterek gücümüzü bizden alıyorlar. Sizi “bir taraf seçmeye” teşvik eden herkes, her iki tarafın da Yozlaşmış-Yaratıcı tarafından kontrol edilen aynı madalyonun iki yüzü olduğu gerçeğine uyanmamıştır.
Bu fikirleri size yakın olanlarla tartışmanızı ve geçmişte sahte ışık tarafından manipüle edilmiş olma ihtimallerine yoğunlaşmanızı öneririm. Utanılacak bir şey değildir - sahte Işık Varlıkları inanılmaz derecede yetenekli yalancılar ve manipülatörler dir.
Bunu okuyan birçoğunuz zaten halihazırda bir İlahi Ajan olmayı seçerek ve Yozlaşmış-Yaratıcı kontrol sistemini çökertmek için enkarne oldunuz. Seçiminizi zaten yaptınız ve şimdi bireysel görevinizi yerine getirmeniz gerekiyor. Bunu yapmak için, sahte Işık “Ruhsal” Yalancı-Melekler ile tüm bağları koparmak gerek, gerekirse enerji ve gücü yeniden kazanmak için kendinize biraz zaman ayırın ve İlahi İçsel Benliğinizinden özellikle ne yapmanız gerektiğini açıklamasını isteyin.  İlahi İçsel Benliğinizin ve Sonsuz Kaynağınızın gerçek ışığında güçlü durun. 
Sevgimle,
Cameron Day, 23 Agustos, 2013
Çeviri: Naci Gülşan              Bir sonraki post yazının 2. Bölümü. 

11 Nisan 2020

GENLER YAŞAMI KONTROL ETMEZ, YAŞAMI KONTROL EDEN BİZLERİZ




Yaşamımızı belirleyen genler değil, bizleriz. 





Dr. Bruce H. Lipton, PhD, Amerikalı Gelişimsel biyolog. 

1967’de Kök hücreler üzerinde çalışıyordum. O dönemlerde kök hücreleri pek az insan biliyordu. Genetiği aynı olan kastan, kemikten ve yağ hücrelerinden alınan kök hücrelerini 3 ayrı farklı kültür sıvılarının olduğu 3 ayrı deney kabına koydum. Yaptığım genetiği aynı olan kök hücrelerini farklı ortamlara koymak. Deneyin sonucunda aynı genetik bilgisine sahip hücrelerin farklı geliştiğini gözlemledim. Kendi kendime, dur biraz, okulda genlerin çevre şartlarını kontrol ettiğini öğretiyorum, deneyde çevre şartlarının genleri kontrol ettiğini görüyorum dedim. 1967’de sonucu yüksek sesle ne kadar haykırdıysam da geleneksel akademik anlayışına ters düştüğü için kimse beni dinlemedi. Ya ben aptalım ya da bulduğumu anlayamıyorlardı diye düşündüm. 1990’na kadar bilim bulduğum sonuçları tanımadı. Daha sonra bunu “Epigenetics” olarak isimlendirdiler. Epigenetic kontrol dediğimde, Epi üstünde demek, Epigenetic genlerin ötesindeki, genlerin dışındaki kontrol anlamında. Onlardan 23 yıl önce bu gerçeğin farkındaydım. Sonra sistemden ayrıldım, derse girmeyi bıraktım. Daha sonra Karayib’lerde öğretime tekrar geri döndüm.
Geleneksel eğitim sistemi, genlerin yaşamınızı kontrol ettiğini, karakterleri genlerinin tayin ettiğini, hatta genlerin kendi kendilerine uyanıp uyuduklarını, genleri bizler seçmediğini söyler.  İnsanlar genlerin kurbanı olmaya programlanmışlar. Gerçek ise bizler tam anlamı ile Yaratıcıyız, soylarından gelen genlerin kurbanı olduklarını düşündüklerinden, insanlar bu durumdan habersiz, ne yapayım bende böyle bir gen var onun için hastayım diyerek, kendilerini çaresiz, stres altında, depresyonda hissediyorlardı.

Angelina Jolie örneğinde olduğu gibi, annesi ve anneannesi göğüs kanserinden öldü. O da bu sonucu yaşamamak için göğüslerini kestirdi. Ancak göğüs kanserine sebep olan aynı gen aynı zamanda idrar kesesi kanseri, rahim kanserine de sebep olur. Angelina genlerin yaşamı kontrol ettiğine, annesinden gelen hastalıklı genleri taşıdığına dolayısı ile soyunun kurbanı olduğuna inandığından dolayı bu yolu seçti. Angelina basit bir gerçeği gözden kaçırdı, bana gösterebileceğiniz, kendi halinde, kansere yol açan bir tane bile gen yoktur. Angelina sözde problemi yaratan geleneksel adlandırılan BRCA1 kanser geni taşıyordu. Gerçek ise bu geni taşıyan kadınları sadece %50’sinde kanser görülüyor. Sonuç olarak sadece geni taşımak kansere sebep olmuyor, yaşamla uyum içinde olmamak ve geni taşımak kansere yol açıyor. Genler içinde bulunduğu ortamdan bağımsız olarak, kendi kendilerine hareket ederek sağlık sorunları yaratmıyorlar, dolayısı ile genlerin kurbanı nasıl olabilirsin? Senin bilincin ve bilinçaltın genleri harekete geçiriyor. Bilgi eksikliği güçsüzlüktür! Kim olduğumuzdan ve bedenimizin gerçekten nasıl çalıştığının bilgisinden mahrum bırakıldık. Dünyaya geliyorsunuz ve bebekliğinizden başlanarak programlanıyorsunuz, eğer yaşamınızın başlarında kurban olduğunuz programlanırsa, tüm yaşam boyu kurban olduğunuzu düşünüyorsunuz, çünkü kontrolde olan siz değilsiniz. Geleneksel görüşe göre sen kurbansın, kabul gören çalışmalarıma göre sen yaşamını yönlendiren ustasın, düşüncelerini, inançlarını, algılarını, dolayısı ile içinde bulunduğun ortamı değiştirebilirsin. Böylelikle tam olarak genlerini kontrol edebilirsin. Benim araştırmalarım geleneksel olarak kabul edilen genler yaşamı kontrol eder teorisinin aksini kanıtlamıştır.     

Bütün arkadaşlarım bana öyle ise bize nasıl kontrolde olacağımızı göster dedi. Ben de dâhil hiç kimse nasıl yapılacağını bilmiyordu. Daha sonraki çalışmalarında ortamdaki bilginin genlerle nasıl iletişim kurduğunu inceledim. Çalışmalarım beni hücre zarına yönlendirdi, doğal olarak dışarısı ile içerisi arasında hücre zarı var, hücre zarı aşılarak hücreye girileceğinden, zarı incelediğimde çok basit bir yapı gördüm sanki Oreo bisküvisi gibi iki koyu katman içinde bir beyaz katman. Zar sıvı kristaldir, içinde protein olmayan zar iletken değildir, sodyum, potasyum gibi proteinler eklerseniz tam iletken olur, böylelikle hücre içini hücre dışına bağlayan kanallar oluşur. Bu kanallardan her bilgi geçemez,  çok az bilgi geçebilir, dolayısı ile yarı iletken bir ortam oluşmuş olur. Sinyal alan ve sinyal veren iki ana protein görev yapar. Kapı işlevini görürler. 1985’te Macintosh bilgisayarımın önüne oturup bunları yazarken birden bu bilgileri bir yerlerde gördüğümü hatırladım. Bu bilgilerin benzerlerinin ilk aldığım bilgisayarın kullanma kılavuzunda olduğunu fark ettim. Basit bir kılavuz, açıp okuduğumda, cip’in kristal ve alıcı vericilerin bulunduğu (kapılar) yarı iletken bir yapıda olduğunu okudum. Ayrıntıları okudukça hücrenin karbon temelli cip olduğunu, çevreden toplanan bilgileri alıcıların yüzeyine daktilo edip hücrenin veri tabanı görevini gören hücre çekirdeğine gönderdiğini anladım.
      
Daha önce öğrettiğimiz, sizin programınız sizin yaşamınızdır, genetiğiniz sizin yaşamınızdır idi. Epigenetic öğretimi, bütün genler çevre şartlarına karşı tepkilerinin doğrultusunda değişebilir. Genlerine hapsedilmiş durumda değilsin, zar bir çip, çekirdek ise sabit disk ne yazıp okuduğuna bağlı olarak yaşamın değişir. Hücre programlanabilir bir çip’tir. Farklı çevre şartlarında farklı dışa vurum gösterir. Bunu anladığında bütün biyoloji anlayışı değişmekte. Ne tür bir fonksiyon elde edeceğin hücre zarına yazdığına bağlı.
  
Yaptığım deneyde görüldüğü gibi, genlerin içinde bulunduğu ortamın kimyası hücrenin kaderini tespit eder. Aynaya baktığında insanın sadece bir tane varlık olduğunu görürüz, bu bir ilizyon, çünkü insan vücudu 50 trilyon hücreden oluşur, hücreler de yaşayan varlık, vücuttaki bütün hücreler programlanabilir, bütün bu hücrelerin oluşturduğu bedenin kimyası kan hücrelerinin kimyası tarafından düzenlenir. Beden de deri ile çevrelenmiş bir deney tabağı gibi düşünüldüğünde kanda deney tabağı içindeki genleri kontrol eden kültürlenmiş sıvı. Peki, kanın kimyası nasıl ayarlanıyor, nereden geliyor? Beyinden. Beyin kafanızdaki düşünceleri çevirerek kan’ın kimyasına aktarır. Sevgiyi düşündüğünüzde beyin kanın kimyasını değiştirecek dopamine salgılar, buda sevdiğinize sizi daha çekici yapar, büyüme hormonu salgılanır, sizin canlılığınızı artırır. Eğer stresli bir durumla karşılaştığınızda kan’a stres kimyası verilir.

Kuantum fiziğin gezegende en geçerli bilim dalı olduğunu “Cosmic Code” adlı kitaptan öğrenmiştim. Kuantum fiziğin ilk kuralı, yaşam deneyiminizi oluşturan bilinç’tir. Kan’ın kimyasını oluşturan bilinciniz, aynı zamanda bilincinizin ifadesi oluyor. Bu ifade sizin yaşam deneyiminiz oluyor. Yaşam eşittir bilinç.

 Hastalıklarımızın ancak %1 bozuk genlerden kaynaklanıyor. %90’nın fazla kısmı stresten kaynaklanıyor. Geri kalanlarda kanın kimyasına bağlı olan hastalıklar. Hastalıklar evet sizin düşüncelerinizden kaynaklanıyor. Kesinlikle, düşüncelerinizi değiştirirseniz yaşamınızı değiştirirsiniz. Hemen şunu anlıyorsunuz, ben kurban değilim, ben yaratıcıyım!

Yaşam nasıl işliyor? Öncelikle bizlerin yapısı proteinden oluşmakta. Genler protein yapımı için tasarlanmıştır. Proteinin karakteri sizin bünyenizin karakteridir. Protein fiziksel bir yapıdır, fakat çevreden gelen belirli sinyaller proteine bağlanarak proteinin şeklini değiştirmekte, kendi etrafında döndürmekte. Niye bu önemli, şekil değiştirmek harekettir, hareket yaşamın geldiği yerdir. Proteinler yaşamla ilgilidir fakat yaşamın kendisi değildir. İnsan öldüğünde protein olan beden hala burada olmasına rağmen içinde yaşam yoktur. Protein artı sinyal birlikte yaşamı oluşturur. Proteinin şekil değiştirmesi terleme, hazım, kas hareketlerinin sonucunda oluşan atılımı gibi işleri yapar. Yaşam nedir? Protein mekanizmasının sinyal ile birlikte proteinin davranışını yönetmektir yaşam. Etan (Ethane) molekülünün kendi etrafındaki hareketini anlamak yaşamı oluşturan temel hakkında bilgi edinmek demektir. Etan’nın hareketi yaşam başlangıcında oluşan hareketin aynısıdır. Etan’nın hareketlerinin nasıl kontrol edildiğini anlamaya çalışan bilimin adı Newton fiziği, Evreni enerji ve madde olarak bölerek, maddeden yapılan maddeden yapılmış olanla iletişime girer, enerji ve madde birbirini etkilemez, dolayısı ile fiziksel olan insan bünyesi sadece fiziksel olan şeylerden etkilenir, kimyasal ilaçlar gibi, bizler bu programlamaya tabi tutulduk. Fakat Etan molekülün hareketi Newton fiziğinin mekanizmasının önerdiği gibi hareket etmediği, kuantum enerjisinin mekanizmasını kullandığı görüldü. Dolayısı ile enerjinin alanı proteinin hareketini ve ışığı üretmekte. Newton fiziği farmasötikal sektörün temelidir. Bu sektör, fiziksel kimyasallar ile senin bedenini dengeleyeceğim der. Sinyal olarak kullanılır kimyasallar. Fakat tercih edilen bu değil, enerji alanından gelen, bilinçten, düşünceden, ekolojik alandan gelen sinyaldir. Bu sinyaller kimyasallardan yüzlerce kat daha etkili sinyallerdir.

Tıp fakültelerinden önce herkesin kullandığı şifa teknikleriydi. Enerjiyi kullanarak şifa bulma, eller ile şifa verme, ruhsal şifa teknikleri kullanılmaktaydı. Amerikan medikal derneğinin açıklamasına göre, ilaç kullanımı Amerika’da ölüm sebepleri arasında 3. sırada yer almakta. İngilizler de aynı sonuca 20 yıl sonra vardılar. 1925’te kuantum fizik devreye girerek, fiziksel gerçeklik enerjinin yanılsamasıdır dedi. Her şey enerji olduğuna göre, enerjiyi enerji ile düzenlemek gerek. Bu tür tedavi yönteminde hiçbir şey satın almak zorunda değilsin, tedaviyi kendin yapabilirsin, dolayısı ile ilaç şirketleri bu durumdan memnun olmamakta. Bu yoldaki bütün bilgiler baskılanmıştır.

Beyin bir bilgisayar, bu gerçek, beynin gelişmesinde ilk ihtiyaç işletim sistemidir.  İşletim sistemi olan bir bilgisayarı açabilirim ve bu bilgisayardan bir şeyler yapmasını isterim, resim yapmasını, yazmasını falan. Bir şeyler yapabilmesi için önce programları yüklemek gerekir. İnsandaki “beyini bilgisayar”ın ilk 7 yılı bilincin yüksek beyin vibrasyonlarında çalışmaz, alfa sakin bilinç veya daha aktif olan Beta gibi. İlk 7 yılda beyin bunlara ulaşamaz. Daha çok Teta vibrasyonunda çalışır ki buda bilinçaltıdır, hipnoz düzeyidir. Peki, programı nereden alır, video kamerası gibi Teta seviyesinde diğer insanları izler, dışarıdan bilinçaltına indirir. İlk 7 yıl programları indirmekle geçer. Bu programlar senin istediklerinden ya da dilediklerinden oluşmaz, yüklediğimiz programların %70’i yetkisizleştirme ve kendi kendini baltalamaktan ibaret. “Bilinçaltı” program olurken, “bilinç” oluşturan, yaratandır. Bilinçten hareket ettiğinde dümende oturan senin isteklerin, dileklerindir, arabayı istediğin her hangi bir yöne yöneltebilirsin. Fakat düşündüğün an, dümeni bırakıp içe dönmen gerekir, düşünce dışarı bakmak yerine bilincini içe yönlendirir. Düşünce içeride oluşur. Jonathan, Cumartesi günü ne yapıyorsun sorusunu cevaplandırmak için, eğer cevap önünde yazılı değilse cevabı nereden bulacaksın? Düşünerek bulacaksın. Arabayı sürerken her düşündüğünde, dümeni bırakıp içeriye yönelirsen kaza yaparsın değil mi? Ama böyle olmuyor, Bilinçaltı otomatik olarak dümene geçiyor yani programlar arabayı sürüyor. Arabayı bilinçli olarak sürdüğümüzü sansak bile aslında arabayı bilinçaltı, başkalarından öğrenilen ve bilinçaltını etkileyen diğer programlar kullanmakta. Eğer program kendi kendini baltalamak ile ilgili ise, kendi kendinizi baltalıyorsunuz.

Kısaca; burada, bilinçaltının yönetimi en önemli rolü oluşturuyor. Günü %95’şini düşünerek geçiriyor, yani davranışlarımızın %95’şi bilinçaltındaki yüklenmiş programlar tarafından yönetiliyor. Bu programlar başka insanlardan geliyor. Yakın arkadaşınızın ailesini de iyi tanıdığınız bir durumda, yakın arkadaşının babası gibi davrandığını gördüğünde, arkadaşına baban gibi davranıyorsun dediğinde, arkadaşın bunu nerden çıkardın, davranışlarımın babamın davranışları ile hiçbir ilgisi yok diyerek kabul etmediğini görürsün. Bu durumu diğerleri de görse bile arkadaşının ısrarla kabul etmediğini göreceksiniz. Can alıcı nokta burada; herkesin onun davranışlarının babasının davranışlarına benzediğini görmesine rağmen, arkadaşın durumu görememekte. Çünkü bilinçaltının yaptığını, bilinç kavrayamamakta. Bilinçaltı negatif programla yüklü olduğunda, başına gelen olumsuzluklar sırasında, işin içinde olmana rağmen, düşündüğünden dolayı, dikkatini düşüncelere yönelttiğinden dolayı otomatik pilot dümene geçmekte, bunu sonucunda doğal olarak kurban olduğumuzu düşünmekteyiz. Mesela, ben başarılı olmak istiyorum, benim dışımdaki şeyler bunu engelliyor demeye başlarız. Çünkü hepimiz babasına benzeyen arkadaşınız gibiyiz, herkes günün %95’de ilk 7 yıl içinde yüklenen programlarımız doğrultusunda davranıyoruz. Bilincimizin meşgul olmasından dolayı bilinçaltının dümene geçerek yüklü olan programı gerçekleştiğini göremiyoruz. Kuantum fizik, bilinç sizin yaşam deneyimini yaratır der. Epigenetic’te evet sizin olmadığınız zaman, siz düşünürken bilinciniz bu davranışları yaratıyor ve biz bunu algılayamıyoruz dolayısı ile kurban olduğumuzu sanıyoruz der. (bunları anlamayarak, duruma müdahale etmeyerek) Aslında gerçekten bütün her şeyi bizler yaratmaktayız.  

Gebeliğin son üç ayında programlama başlıyor. Programları değiştirmeye başlamadan önce programların ne olduklarını bilmek lazım. Yaşamlarımız programlarımızın çıktısıdır. Hayatınızdaki birçok şey, siz hiçbir şey yapmadan programların kendiliğinden çalışması sonucu var. İstediklerin, arzuların programlar doğrultusunda olmadığından onları gerçekleştirmek için, çok çalışman, terlemen, çok gayret göstermen, acı çekmen gerekir. Neden çok çalışman gerek çünkü istediklerin programların tarafından desteklenmiyor. Sonra başlıyorsunuz, buna ulaşamam, bunu yapamam, bunu hak etmiyorum, o kadar zeki ve becerikli değilim demeye. İlk yapacağınız, yaşamınızı incelemek. Hangisini değiştirmek istediğinize karar vermek. Mesela, evlenmek istiyorsunuz, eğer bu konuda güçlük var ise temelde senin programların evlenmeni desteklemiyor, bundan dolayı güçlükle karşılaşıyorsun. Önce kineziyolojideki inanç tekniği olan “kendimi seviyorum” etki-testini (muscle testing) geçmelisin. İnsanlığın %85’i “kendimi seviyorum” testinden geçemez.  Eğer kendini sevmiyorsan başkaları seni nasıl sevecek. Biri sana seni seviyorum dediğinde sen ben sevilecek biri değilim dersen bu tutumun ilişkiye girecek olanı senden uzaklaştırır, engeller ve tabi ki sen evlenmekte zorluk yaşarsın. 

Bilinçaltını değiştirebilecek 3 şey vardır. Bunlar bilinçten tamamen farklıdır. Bilinç beynin %10 dur, alnının hemen gerisindedir. Bireysel kimliğini, eşsiz karakterini, senin ruhunu oluşturur. Diğer %90 da bilinçaltını oluşturur, bu sabit sürücünün programlarının olduğu veri tabanını oluşturur. Bilincin yaratıcı olduğunu söyledim, balayı deneyimini yaşamak istiyorum, Dünyada cennetteymişim gibi yaşamak istiyorum, iyi bir iş istiyorum, iyi kadın-erkek ilişkileri istiyorum, sağlıklı bünye istiyorum, bütün bunları istiyorum. İsteklerimiz, tutkularımız bilincimizi oluşturuyor. Bilinçaltımız alışkanlığımız, kayıt ve yapılan kayıtı çalmaktan ibaret. Programlar iyi ve kötü olabilir fakat bilinci iyi veya kötü olarak tanımlamak yanlıştır. Ne zaman yürümeyi öğrendiniz, muhtemelen 2 yaş civarları, hala yürüyorsun değil mi? Çünkü yürümek alışkanlık haline geldi, yüz yaşına bile gelsen hala yürümeyi unutmazsın. Alışkanlıklar iyi olduğunda yararlıdır, kötü alışkanlıklar ise zarar verir. Yaratıcı olan bilinç, kitap okur, video seyreder, konferanslara gider, konuştuklarımızı dinler. Bütün bunlar bilincimizi değiştirir, bilinçaltımızı değil. Bilinç bütün bunları anlar ama bilinçli hareketlerimiz ancak tüm bilincimizin %5’şini oluşturur. “Çok kitap okuyorum, çok şey öğreniyorum, birçok şeyi iyi bilmeme rağmen hala yaşamın değişmiyor”  dediğimiz olmuştur. Bilinçli davranışlarında seni çok akıllı bulabilirler, ama yaşamın hala berbat olabilir, çünkü başkaları tarafından programlanmış alışkanlık bilincini kullanarak yaşamını sürdürüyorsun. Alışkanlık bilincinin indirdiği programların %70’i negatif, güçsüz bırakan inançlar ile ilgilidir, eğer bu kayıtları çalıştırıp aktif hale getirirsen,  kaybedersin.

Yeni programlar yüklemek zorundayız. Ben sevilecek biriyim, ben sağlıklıyım, iyi bir işim var gibi yaşamınızda ne istiyorsanız bilinçaltına bunları yerleştirmelisiniz. Bilinçaltını 3 öğrenme yöntemi vardır. 1. si; başlangıçtaki ilk 7 yıl, Teta dalga boyundasın, hipnoz durumundasın. Bu dalga boyunda tekrar programlar yükleyebilirsin, bunun için terapiste gitmene gerek yok, bunu kendin de yapabilirsin. Beyinin en düşük vibrasyonu Delta, uyku bilinç düzeyi, sonraki Teta, hipnoz ve hayal bilinç düzeyi, bir sonrası Alfa, sakinlik bilinç düzeyi, Beta, odaklanma bilinç düzeyi ve Gama, yüksek işleyiş bilinç durumu. Yattığımız bilinç düzeyi olan Alfa düzeyinden uykuya geçtiğimizde Teta bilinç düzeyine geçeriz, işte bu anda programlama mümkün olmakta. Alfa düzeyinde kulaklıkları takıp ne isteğinize bağlı olarak seçtiğiniz kayıtı dinlerseniz, Teta düzeyine girer girmez, kayıttaki bilgi direk bilinçaltına kaydolur.

7 yaşından sonra hala programlama devam etmekte, nasıl mı, tekrar ederek. Pratik yaparak, alışkanlıklarla, tekrar ede ede. Müzik aleti çalmak, bilincimize göre iyi bir fikir, pratik yapa yapa bilinçaltını programlayarak öğreniyoruz, müzik aletini elimize alarak notalara bakmadan rahatlıkla çalabiliriz, çünkü kendimizi programladık. Alışkanlık haline getirerek yapıyoruz.

Bir şeyleri değiştirmek istiyorsak, istediğimiz şeye sanki sahip gibi davranmalıyız, yapana kadar yapıyormuş gibi davranmak. Mutsuz biri isen, bu mutsuzluğun içinde, ben mutluyum, ben mutluyum diye tekrarlamalısın, ta ki gerçekten mutlu olana kadar. Kendi kendine tekrarlayarak, alışkanlık haline getirerek kendi programını değiştiriyorsun. Bir gün uyandığında artık tekrar etmene gerek olmadığını göreceksin, çünkü mutlusun. Tekrarlama, alışkanlık haline getirme,  program değiştirmenin 2. Yöntemi.

Son yöntem ise, insanlık kendi kendini yok etme durumuyla karşı karşıya, davranışlarımızı hemen değiştirmek zorundayız. Bu ivediliğin ışığında inancını değiştirmenin yeni yolu enerji psikolojisi’dir. Süper öğrenme, belki sizde görmüşsünüzdür, bazıları kitabı başparmağı ile satır satır takip ederek çok hızlı okuyor. Biz de bu süper öğrenme tekniği gibi enerji psikolojisini kullanarak bütün yaşamınız boyunca inandıklarınızı dakikalar içinde tekrar yazarak değiştirebilirsiniz. Yukarıda bahsettiğim diğer 2 yöntem zaman gerektirir. Oysa 3. Yöntemi kullanarak 10-15 dakika içinde programınızı tekrar yazabilirsiniz. İnançlarımızı mutlaka değiştirmeliyiz, inançlarımız bizi güçsüz yapıyor. Yaşamımıza baktığımızda bazı şeylerin eksik olduğunu görürüz, bir şeylerin eksik olmasından ziyade, bize ait olan, bizde yüklü olan çalışan programımızın bizim isteklerimizi desteklememesidir.  Kısıtlı bilinç ile kısıtlı bir yaşam yaratıp yaşıyoruz. Dolayısı ile değişme zamanı geldi. Telomer (kromozom ucu)’in ne olduğunu biliyorsunuzdur. DNA’nın ucuna eklenmiş iplikçiklerdir. Enzimler DNA’yı kopyalarken, yukarıdan uca doğru inerek kopyalarlar, ancak DNA’nın sonuna geldiğinden üzerende olduğu kısımı kopyalayamamaktalar. Her kopyalama işleminde DNA’nın bir kısmı kopyalanamamakta, her kopyada genlerin bir kısmı eksik kopyalanmakta. Yaşlanma, depresyon ve hastalıklar böylelikle ortaya çıkmakta. Dolayısı ile Telomerin uzunluğu yaşamımızın uzunluğu ile ilgili olduğu görüldü. 1960’ta Leonard Hayflick, Telomerin uzunluğunu hesaplayarak, her kopyalamada ne kadar Telomer kaybedildiğini bulmaya çalışmıştı. Hücre eksik kopyalamaya başlamadan önce yaklaşık 50 kere bölünür. Hesaplamalar sonucu birey yaklaşık 90 yaşına kadar yaşar.



10 – 12 yıl önce Elizabeth Blackburn adında bir bayan Telomerase adı altında bir enzime tanık olur. Telomerase Telomeri uzatmakta, bu ilginç buluşun ışığında, Telomerin boyu istenildiği kadar uzatılabilmekte bu ise sınırsız yaşam demektir. Her hücre bölünmesinde Telomerin boyu uzamakta. Öyleyse niye 90 yaşında genç ölüyoruz, çünkü bizler bilincimizi, stresleri ve programlarımızın içeriğini bilmiyoruz, bütün bunlar enzimin çalışmasını durdurmakta, bundan dolayı yaşamın kısa olmakta. Mutlu olmak, pozitif olmak, daha önemlisi başkalarına hizmet etmek onlara yararlı olmak sonucundaki geri bildirim Telomerase enziminin üretimini tetiklemekte. Bu durum da seni yaşama bağlar, sen daha bitmedin, ölmedin, hala yapacakların, umutların var. Birçok insanın emekli olur olmaz öldüğünü gözlemlemişizdir. Bilincimizde yarattığımız yaşamımı seviyorum modu, Telomerase enziminin üretimini devam ettirmekte.

Az insanın bildiği yeni bir şeyden bahsedeceğim. Eksozomlar (Exosomes), bedenin çalışma sisteminin bir sırrı olan küçük bedenler. Ortalığı temizlemeden sorumlu olduğu düşünülürdü. Aslında bunlar virüslerdir (Tüm virüsler, bakterilerde de olduğu gibi vücuda zararlı değildir). Bizler kendi virüslerimizi yaratmaktayız. Çünkü eksozomlar en yüksek haberleşme yoludur. Virüse posta-kodunu vererek istediğiniz hücreye özel amaçlı gönderebilirsiniz. Biyolojik yapımızda hiçbir şey bu görevi manasıyla yapamaz. Kan her yere gider, belirli bir yere belirli bir şey taşımaz, özel sinirler bile küçük sayıdaki hücrelere haber götürür. Kanser gibi durumlarda haber iletmek için hücreler kendi virüsleri üretirler, bunların adına Eksozomlar denir. Derinlemesine yaşamlarımızı değiştiren Eksozomlar bilimcimizle direk bağlantılı olarak üretilirler, bilincimize uygun üretilirler. Oldukça yeni bir bilgi bu, hala virüs olarak adlandırılmamaktadırlar. İnsan Genom projesinde, vücudumuzu yapan genom programının oranı konuşuldu. Genomun sadece %3’ü vücudumuzu oluşturduğu söylendi. Oysa bizim virüs genlerimizi yapan Genomların oranı % 5 ile 8’dir. Görüldüğü gibi Virüs genleri ne kadar önemli. Niye bu kadar önemli bu virüsler? Biyolojimizi kontrol eden virüsleri biz üretiyoruz, bunu tam anlarsak, kendi biyolojimizi kontrol eden Eksozomların sentezini yapan ustalar olduğumuzun farkına varırız. Zaten öyleyiz ama negatif düşüncelerimizin, inançlarımızın ve davranışlarımızın direk bu üretimi etkileyip şekillendirdiğinin bilincinde değiliz. Bilincimizden gönderdiğimiz sinyaller ile hücreler kendi biyolojilerini ayarlıyorlar. Eksozomlar yaşantımızı kontrol ederler, bunları öğrenmeye başlamalıyız. –Bruce Lipton PhD-
Çeviren: Naci Gülşan        


5 - 10 yılı önce karar verilen siyasi partinin, başbakanın, cumhurbaşkanının nasıl olupta seçildiği şimdi daha iyi anlaşılıyor. Bunu nasıl başarıyorlar diye merak ederdim. Bilinçaltımızı etkileyen reklamlarla, kampanyalarla ve bunları tekrar ederek istedikleri yönde hareket etmemiz sağlanıyor. Seçimler sembolik, “bak bizi siz seçtiniz” demeleri için yapılmakta, onlar açısından bu durum Evren yasalarına uygun,  sanki özgür irademizle onları biz seçiyormuşuz gibi göstermekteler, hür irademize saygı duyuyorlarmış gibi görünmekteler. Oysa kimin kazanacağı hali hazırda belirlenmiş.

Yaşamımın büyük bir bölümü Vedik bilgisi içinde geçti. Yüzlerce yıl süren geleneksel öğretilerde, öğretinin bugünkü Guru’suna hizmet edecek ruhların 1000 yaşam öncesinden kararlaştırıldığından bahsedilmekte. Programlanma ürkütücü bir boyutta. Kanımca yukarıda bahsedilen biyolojik programlamanın dışında, ruhlarımızda da DNA ya benzer bir depolama var. Bundan pek bahsedilmemekte, an azından henüz ben rastlamadım. Yoksa değişik Gezegenlerde, değişik Boyutlarda kazandığımız deneyimleri nasıl hatırlayacağız.

Söylemek istediğim; İmgeler, sayılar, gizemli geometri, yayın organları ile yapılan propagandalar, elektromagnetik sinyaller ile, duyduğumuz ve duyamadığımız sesler ile…. gece gündüz programlanmaktayız. Böylelikle bizler reenkarnasyonlarımız boyunca hep köle olarak yaşamaktayız. Artık DUR deme zamanı!

1 Kasım 2019

BİZİ ESİR EDENLERİN GERÇEK GÜNDEMİ NEDİR?





BİZİ ESİR EDENLERİN GERÇEK GÜNDEMİ NEDİR?

Asla onları Arkonlar olarak adlandırma. Onlar Parazit.
“Günün sonunda bizi yönlendirmeye çalışan, günlük olarak gördüğümüz Kabal faaliyetleri nerede?” Basitçe “onlar” gezegende yaşayan herkesin kontrolünü elinde tutmak istiyor.
Bazılarının HAK olarak talep ettikleri; sadece gezegeni korumak adına, fazla nüfusu engellemek için Dünya'daki insanların yüzde 90'ını öldürmek istiyorlar.

Kesin inancım, bu fikirlerin sadece gerçeklerden uzak olduğunun yanı sıra  - GERÇEK AMAÇ ın yüzey tozunu bile almadığıdır.

İktidardaki KABAL'ın gerçek hedefleri çok daha "karanlık" - ve çoğu insanın düşünebildiğinden daha kötü.

Asıl gündem bizi doğrudan Archon-Anunnaki ve Draco Reptilian-Control Matrix'in batağına götürüyor!

YENİ DÜNYA DÜZENİ'nin “destekçisi” olarak çalışan veya çok çalışmakta olan aydınlanmamış “uşakların” çoğunda gerçekten  “kime” çalıştığı kavramı yoktur!

“Yönetim” in üst kademelerinde ya da hem Dünya Hükümeti pozisyonlarında hem de Askerlik'teki yüksek mevkilerde olanların hepsi mükemmel güç ve otorite pozisyonlarında bile olsa, yine de HEDEFİN NE OLDUĞU HAKKINDA HİÇBİR FİKİRLERİ YOK. Bu KARA BÜYÜ'nün, ve hatta daha da kötüsü, bütün bu Gizli Karanlığın bizi sürüklediği yer hakkında hiçbir şey bilmemekteler!

Bunlar hiçbir şekilde aptal insanlar değil! Listede, bulunduğum görevlere yerleştirilen, Zaman Yolculuğu - Işınlanma, Yerçekimine Karşı Hareketli Uzay Aracı - Ay'da, Mars'ta bulunan Süper Gelişmiş Antik Teknolojiler üzerinde uzmanlaşmış kadın ve erkek teknisyenlerimiz var, ve evet Dünya'da bile!

Dünya-Dışı Varlıklar, Ekstra-Boyutsallar ve alternatif Zaman Çizgileri - ve Uzayın tüm Paralel Evrenleri - ve dahası ONLAR BİLE, tüm bu "gizliliğin" nereye sürüklediğini ve bunların ne olduğunu tam olarak "bilmiyor", niye çapraşık bölmeler, örtülerin altında kalacak şekilde çok dikkatlice tasarlandı?

Peki neden yardım ediyorlar?

Hepsi ALDATMA! Yukarıdan aşağıya, her katmanda, YALAN HER SEVİYEDE FARKLI!
Sonuç olarak - ve dünya çapında bir yolsuzluk sistemi aracılığıyla, aşağıdakiler dahil:
Rüşvet, şantaj, cinayet, uyuşturucu satışı, dünya çapında silah satışları, bilinç kontrolü, sex ticareti, pedofililer ve hatta sonuçta diğer frekans seviyelerinde yaşayan daha çok gerçek bedeni olmayan varlıkları beslemek için kullanılan küçük çocukların Şeytani Ritüelistik Kan Akıtma Törenleri bile görüş alanımızın hemen dışında - bu tuhaf Dünya Dışı Kontrol Matrix’in orta düzeydeki “yönetimi” haline gelen ve dehşete kapılmış milyonlarca “uşak” var - ve bunlar tuhaf Dünya Dışı Kontrol Matrix’in orta düzey "yönetimi" haline geldi. Sadece söylenenleri yaparken, nereye sürüklendikleri hakkında GERÇEK HİÇ BİR FİKRİ olmadan ağır aksak ilerlemekteler, çünkü onlar bile sadece hırıltı!

Dünyanın en üst liderlerinden sadece bir avuç kadarı durumun dünya dışı ile ilgili olduğunu bilmekte!
Bu, tüm orta seviye yönetimine söylenen bir şey değil. Başka ırklara yardım ederken, bir şekilde kendi türlerine karşı ihanet etmek isteyenler için, "şeytani Güç" devreye girmekte.

Yalan her seviyede farklı! En tepedekiler bile, dünya dışı Varlıklar tarafından söylenenlerin doğru olduğunu düşünüyor! Herkes yalan söyler ama onlar değil!

Şeytana ibadet eden bir grup Luciferliler, Tapınakçılar, Masonlar ve Malta Şövalyeleri gibi Askerî ve hatta eski Çağdaki Gizli Toplumlara, en yüksek düzeydeki Hükümete - Vatikan'a sızmayı nasıl başardı? YALAN gerçeklerden neredeyse ayırt edilemeyecek kadar büyük olmalı!

Askeri Liderler - Bankacılar - Şirket CEO'su - Din Adamları - Medya Yöneticileri - Üst Hâkimler - Üst Hukuk İnfaz ve Üst düzeydeki Avukatlar - Hollywood Yapımcıları ve Aktörler - NSA / NRO / CIA / FBI / DHS / KGB / FSB / MOSSAD / MI-5 & 6 gibi patırtı çıkaran kurumlara ve gerçek kişilere, neyin planlandığının bir kısmı “söylenmiş” olsaydı, planın kendilerine düşen kısmını gerçekleştirebilirler miydi?

Onlara BÜTÜN gündem anlatılsaydı - ONLAR BİLE, işin içinde olmak istemezlerdi!

İşte “GERÇEK SON” oyununda “Uç Nokta Notları” - ve son olarak tüm noktalar birleştirildi - ki kimsenin görünüşte DÜNYADA şu ana kadar gerçekleşen, TASARLANMIŞ kaotik ve bağlantısız şeyler ile bağlantı kurabildiği görünmedi!

Grup olarak “BİZ”, şu anda “sentetik” olarak yaratılmış bir Manyetik Hologram içinde yaşıyoruz! Bu eski yapı, oldukça yakın zamana kadar çoğu insanın haberi olmadığı bir GÜNDEME hizmet ediyordu!

İlk Yaratıcı'dan bağlarını kesmiş bir "UZAYLI YÖNETİCİ" olmalı ya da belki bazı insanlar bu ilintiyi KAYNAK olarak adlandırabilir.

Yapay olarak oluşturulmuş bir “yapı” olarak, 3 Boyutlu “gerçekliğimiz” aslında, TV Filminde görülüp tarif edilen MATRIX'e birkaç farklılık dışında oldukça benzer.

Bu hologram, hem ALDATMA hem de BİLİNÇ KONTROL’lünde Üstat olan, hem dünya  (Kara Doğaüstü Büyücüler) hem de dünya dışı Sürüngen ve İnsan Melezleri tarafından "görüntülenmekte".
Uzun zaman önce, “3-B” de yaşarken içinde bulunduğumuz Orijinal, Organik ve İlahi İnsan Vücud Formu - (Dünya İnsanları olarak), Sürüngen kökenli KALİTESİ BOZULMUŞ bir genetiğe sahip olan fiziksel beden olarak yapılıp VERİLDİ!

DNA Genetik Kodumuzun birçok ipliği, “bizi”, daima ölümsüz ve ebedi ruhlar olarak bağlı olduğumuz Büyük Kozmik zekâdan ayırmak için, tek birincil ipliklerden tamamen ayırtıldı.

Bunu yaptılar, böylece “tam bir grup” olarak MIND CONTROL programlarını kabul edecek duruma getirildik ve bu başarılınca, bizi hem kendimize hem de gezegenimize çok aktif, oldukça yıkıcı şekilde davranmaya zorladılar.

Bu yapmak GEREKLİ idi, çünkü çok kontrollü ve yanıltıcı bir “gerçeklik” elde etmek için çok düşük titreşimsel davranışlarda bulunmamız gerekli idi! aksi takdirde istedikleri olmazdı.

Bunun nedeni, “gerçekliğimiz” olarak adlandırdığımız şey, kolektif olarak yaratıldı ve "değiştirilebilir" veya "biçimlendirilebilir" günden güne büyülü (manyetik) ve aldatıcı bir ortam olmasıdır. Günlük gözlem ve kontrol yapılmazsa, ölçek YÜKSEK VİBRASYONA doğru harekete geçer.

Gezegenin her yerinde günlük olarak gerçekleşen zihin kontrolü ve düşük titreşimli davranışları görmemizin sebebi budur!

Dünya Çapında Kontrol edilen Medya aracılığıyla, “sürekli” NEGATİF Bir Haber Akışı TV'ye, Radyo'ya, Magazinlere, Gazetelere dikkatlice dağıtılmakta. Frekanslar, semboller veya gizemli geometri kullanılarak insan beyninin içine sokarak uyarmaktalar. Gerçekliğimizi kontrol etmeleri için ÇOK önemli olan VABRASYON BAZLI PROGRAM’a yönelik algılarımızı hipnotik olarak biçimlendirmenin bir yolu bu.

Bu, pek çok nedenden dolayı önemlidir çünkü tüm düşüncelerimizi, tüm sözlerimizi ve bütün eylemlerimizi içeren BİZİM ORTAK DAVRANIŞIMIZDIR. Burada Yeryüzünde birbirimizle etkileşime girdiğimizde kelimenin tam anlamı ile MAGNETİK HAPİSANEYİ yaratma ve sürdürebilmeleri için onlara "yardımcı" oluyoruz. Hepimiz bu hapishanede yaşıyoruz ve ne kadar görünmez olursa olsunlar tam anlamıyla varlıklarını etrafımızda sürdürmekteler.

Bu GİZLİ, ESOTERİK VE ANTİK BİLGİNİN dikkatli kullanımı ve manipülasyonu, peş peşe sıralı Yeryüzü Ağı - veya gezegenin kenar yüzeyini oluşturan "ley hatları" ve Gezegenimizin altmış mil üstündeki kopyalanmış ağ, hepsi “son derece manyetik” ve sembolik olarak "işlevsel" frekans düzenleyicileridir. Gerçeğin görsel holografik sunumunu yaratmak için insanların “iletilen veya aktarılan enerjilerine” ihtiyaç vardır.

Bunun önemini hafife almayın!

Odaklı düşüncelerimizi, sözlerimizi ve eylemlerimizi içeren bilincimiz, doğrudan bu ley hatlarının üstüne ve ana kavşak noktalarına yerleştirilen tüm devlet, askeri ve dini yapıların uygun şekilde yapılandırılmış kutsal geometrisi “etkileyip yönlendirmekte”. Sistemin üzerinde bulunan ana kesişim noktaları "ele geçirilmiş", büyük hasara uğratılıp peş peşe sıralı şebekeye tekrar geri kazandırılmıştır. Dönüşüme alet olan insan enerjilerini kontrol etmek, yeniden yönlendirmek ve nihayetinde kullanmak için, TASARIMLANMIŞ BİR GERÇEK yaratılmaya zorlamaktalar.  

Bu, manyetik şebekelerin kullanımını “yozlaştırmadan”, devamlı "zorla negatif" enerji ile şebekeyi geri beslemeden amaçlarına ulaşmaları mümkün değildi.

Bir kez daha söylüyorum, bunun önemi yeterince vurgulanamaz! Tüm kontrolü ele geçirme operasyonlarında ANAHTARDIR!

Bu kontrollü hapishane Matrixi, İLK YARATICI'nın sonunda "HAYIR" deyip işe karışana kadar iyi çalışıp devam etti!

Bu çok yüksek frekansın (tabii ki karanlık varlıkların) hem Dünya'ya hem de burada enkarne olanlara yaptıkları ONUN Kozmik Yasasına aykırıdır.

Bazıları kelimenin tam anlamıyla Milyarlarca yıl önce Dünya’ya geldi ve sonsuz reenkarnasyon döngülerinden dolayı buraya hapsoldu.

Gerçekten, milyarlarca yıl önce burada enkarne olan ve bu sentetik “frekans hapishane"sinin içinde uzun süre sıkışıp kalmış ya da “kapana kısılmış” talihsiz varlıklar, kim olduklarını unutmuşlar!

Artık Ana Yaratıcı'nın ebedi ruhları olduklarının, ya da Dünya üzerinde tekrar tekrar doğduklarının ve şu anda MATRIX'den beslenen yüksek Boyutlu varlıkların yalnızca karanlık rüyasına “hizmet eden” temelsiz birer yaşam olduklarının farkında bile değiller.

ANA YARATICI sonunda artık yeter dediğinde, ışıktan yana olanlarla, KARANLIK OLANLARI destekleyenler arasında bir DESTANSI SAVAŞ başlatıldı.

Ana Yaratıcı'yı destekleyenler "öfkeliler". Özgür İradenin Evrensel oyunundaki bu belirli varlıklar ve “oyuncular”, GERİ ÇEKİLMELİLER ve hileli yollar ile bizi onlar "SEÇİYOR" diyerek mahkum tuttukları talihsiz ruhları serbest bırakmalılar”!

Bu karanlık varlıklar, uzun zaman önce, ANA YARATICI'dan kopma kararını vermişti - böylece hiçbir değişiklik yapma zorunda kalmadan arzularına uygun bir şekilde yaşayabilirlerdi!

Son zamanlara hızlı geri sarma!

İLK Yaratıcı’ın buna bir son verme kararı nedeniyle, GALAKSİ MERKEZİ şimdi dalgalar ve çok yüksek frekanslı ışık dalgaları gönderiyor, bunun yanı sıra yüksek boyutlu / dönüşümlü “IŞIK FOTONLARI” da gönderiyor. Dalgaların amacı kelimenin tam anlamıyla sadece kötü huylu insan formundaki hasar görmüş DNA iplikçikleri ile “yeniden bağlantı kurmak için değil” aynı zamanda, insanların Archon-Anunnaki-Draco'nun bulunduğu çok kontrollü frekans seviyelerini tam anlamıyla ATLAMASINI sağlamaktır.

Bu daha sonra bize sürekli olarak erişmelerini ve bilincimizi gıda kaynağı olarak kullanılmasını engeller.

BU EYLEMİN SONUCU OLARAK SAVAŞ KONTROLDEN ÇIKMAYA BAŞLADI - ve “BİZ” şu anda bulunduğumuz yere geldik.

Geçtiğimiz 70 ila 100 yıl boyunca - Arkon'u destekleyerek birlikte çalışanlar - Annunaki - Draco Gündemi (hem insan hem de insan olmayan) genetik olarak YENİ İNSAN BEDENİ FORMU markasını oluşturmak için çok çalışıyor (perde arkasında). Dünya yüzeyinde daha fazla kontrol altında yaşayabilecek BEDEN FORMU oluşturmak isteniyor.

Bu “genetik araştırma” zaten gizlilikte, derin yeraltı laboratuarlarında ve dünyanın sunduğu en iyi genetik bilim adamlarından bazılarını kendi bilim adamları ile birlikte çalışarak yapıldı!

Bu bilim insanlarının çoğuna, üzerinde çalıştıkları şeyin gerçeği asla söylenmedi. Bazılarına bunun Griler için yeni bir beden olduğu ama aslında insan ruhları için yeni ve daha iyi bir hapishane olacağı söylenmedi.

SERBEST İRADE! KARANLIĞIN bu planının tümüne engel teşkil eder..

Zamanında yedekleme...

Ana Yaratıcı dahil olduktan ve gerekeni söylendiğinde, derhal, O bir ÖZGÜR İRADE Evreni konusundaki fermanını değiştirdiğini iddia eden Karanlık tarafından zorlandı.

Karanlık, gerçekten bir ÖZGÜR İRADE Evreni imajını devam ettirdi. Sonra ikisinin de bağlantısını kesme hakkına sahip oldu ve istemedikleri yerlerde geçmişi sürdürmediler.

Ve daha taze, yeni gelen ruhlardan oluşan beslenecekleri sonsuz bir ürün ya da enerji kaynağına sahip oldukları için, yaptıkları hakkında ne karar verildiğine bakılmaksızın, onları durdurabilecek hiçbir şey olmadığını düşündüler.

HER BİR RUHA HER ZAMAN, HER KONUDA BİR SEÇİM VERİLMESİ koşulu ile bu noktada, istedikleri her şeyi yapabilecekleri söylendi. (seçim ve demokrasi üzerine yapılan vurgu bundan dolayı)
Şimdi artık onların ikilemini görebilirsiniz!

İstediklerini yapabilecekleri, ancak enerjileri ile beslendikleri sayısız ruhun karanlık güce katılıp katılmayacaklarına dair her zaman bir “seçim” verilmesi gerektiği söylendi!

Çok yüksek seviyedeki Karanlık Frekanslı Varlıkların istekleri ile uyuşmazlığını çözdüler, çünkü sonunda planlarını sonlandırabilirdi, KENDİLERİNİN ÖZGÜR İRADESİNE HİÇ KİMSE KATILMAYABİLİRDİ!

Böylece, bu potansiyel olarak istenmeyen sonuca “karşı koymak” için - entelektüel seviyesi düşürülmüş insan vücudu formunun ilk versiyonu yaratıldı ve Dünya'ya yerleştirildi.

Dünya'nın “manyetik şebekeleri” gasp edildi ve sahte, sentetik bir gerçeklik üretmeye başlandı. Böylece, Dünya'yı saran son derece düşük titreşimler ve insanlar üzerinde kullanılan sonsuz BİLİNÇ KONTROLÜ nedeniyle serbest bir “seçim” yapılsa bile, insan ruhları daima karanlık yolu seçeceklerdir.

SORUN ÇÖZÜLDÜ!

İLK YARATICI, ilgili problemleri çözmek için Karanlık Enerji Varlıklarının ortaya koyduğu, her bir ruha verilen ÖZGÜR İRADE'nin azaltılması olan “çözüm”den MUTLU OLMADI!

O bu Karanlık Varlıkların kendisine dönmesini istediğinden, onlara bir şans daha verdi ve onlara HER ZAMAN, hapishanelerinde (Dünyada) yakaladıkları insan ruhlarına, dünyada ne yapacaklarını önceden söylemeleri gerektiğini söyledi ki insanlar da hilesiz bir seçim yapabilsin.

Bunu yapmak istemeyen, işbirliğine zorlanan Karanlık Varlıklar, “semboller” ve çift ve hatta üçlü anlamları olan kelimelerden oluşan dilleri kullanmaya başladılar ve sonra geriye doğru olan kelimeleri, ileriye ya da tam tersini yaparak, hatta arap saçına çevirip bu kelimeleri belirsiz yerlere koyarak ve de bunu yapmak istedikleri herhangi bir eylemden yıllarca önce yaparak, İLK YARATICI'nın bu gezegende olan herkese önceden verilen talimatını yerine getirdiklerini iddia ettiler.

İLK YARATICI yine başını salladı!

Buradaki asıl gülünecek şey, kelimenin tam anlamıyla, dünyada yaşayan milyonlarca “yetişkin” erkek ve kadının şu anda bu negatif Varlıklara tam hizmet ediyor ve bunu bilmiyor olmasıdır.

Para, şöhret, statü ve ödül ile gündemi yaratıp oyunu devam ettiriyorlar! Bunlar iş kıyafeti giymişler ve Hükümet - Eğitim - İş - Din - Askeri - Medya - Bilim - Hollywood salonlarında çalışıyorlar.

Ve eğer kamusal yaşamdalarsa, piramit sembolünü - veya "TÜM GÖREN GÖZ" olarak adlandırılan "teşhir etmek" gibi aptalca şeyler yapıyorlar ya da televizyonda dillerini piramit sembolüne sokup çok sayıda gizli el sıkışmalarını kullanıyorlar ya da KARANLIK’ın hizmetinde olduklarını göstermek için semboller kullanıyorlar! Bunu KARANLIĞIN GERÇEKTEN NE İSTEDİĞİNİ BİLMEDEN yapıyorlar!

Şimdiki zamana dönersek...

KARANLIK'a hizmet edenlerin insan bilim adamlarını kendilerine yardım etmeleri için kullanmalarının nedeni, bu işi kendi başlarına yapamadıkları için DEĞİLDİR - İLK YARATICI'ya ve Yüksek Evrensel ve Kozmik Konseylere, DÜNYA İNSAN VARLIKLARININ kendileri bu planda “suç ortağı” ve bu nedenle de duruma tamamen RAZI olduklarını göstermek istemelerindendir!
Çok yüksek KOZMİK VARLIKLAR tarafından sürekli gözden geçirilmekte olan planlarıyla “sıvışmayı” umuyorlarsa, kapının gözetleme deliğini tıkamalılar.
Karanlık için en büyük sorun şudur:
“Eski” genetik olarak kalitesi bozulmuş İNSAN VÜCUDU - her yerde gördüğünüz, yeryüzünde yürüdüğünüz, hepimizin içine enkarne olduğu şey - bilincimizi çok düşük titreşim seviyesine indirmek için ARTIK ONLARIN AMACI DOĞRULTUSUNDA ÇALIŞMIYOR; grup olarak BİZLERİ esir eden zincirlerimizi kırıyoruz, kelimenin tam anlamıyla esaretten kurtuluyoruz! İLK YARATICININ amacı da budur.

CABAL HER NASILSA KOLAY BIRAKMIYOR!

Tamamen yeni, hatta daha da tutarsız bir insan vücudu formunu veya hala hapishane matrisinin içinde tutulan tüm “ruhlara” uygun insan bedeni elbisesi “yaratmaya” karar verdiler.

Bu beden kıyafeti sadece şu anda sahip olduğumuzdan çok daha kötü duruma indirgenmesi ile kalmayacak, daha da kontrol edilebilir olacak.

Makine parçaları ve makine teknolojisi tamamen Yapay Zeka BİLGİSAYARIN KONTROLÜ altında kalacak bedene yerleştirilecek, bu durumda enkarne olan zavallı ruhun Özgür İradesi hemen hemen hiç olmayacak, sadece kontrolde olanların isteklerini yerine getirecek.
Şimdi bunu biliyorsunuz - bunu Evrensel Konseylerin ve İlk Yaratıcı'nın onaylamasını nasıl ümit edebilirler?

İDDİALARI; TAM OLARAK, DÜNYA İNSANLARININ KENDİ ÖZGÜR İRADELERİ DOĞRULTUSUNDA İSTEDİKLERİ BU! - KÖLE OLMAK.

ONLAR SESSİZ ONAY ALDIKLARI İÇİN YAPIYORLAR BÜTÜN BUNLARI - ÇÜNKÜ İNSANLAR HAYIR Diyemiyorlar!

Diyorlar ki:

Günlük ellerinden alınan bütün özgürlükler, diğer türlerin de çoğunluğu tarafından “onaylanıyor”! İnsanların hükümetten giderek daha fazla “koruma” istediğini söylüyorlar! İnsanların korktuğunu söylüyorlar ve bu nedenle kendilerini güvende hissetmek için bu kısıtlamaları istiyorlar!
Yeni yaratılan insan vücudu elbisesi, KORKMUŞ olan ruh için tam olarak en güvenli yer olacak! O ruhla bu olanak sağlanacak, çünkü onların istedikleri bu!

Özgürlük istemiyorlar, güvenlik istiyorlar! Bu güzel "sentetik gerçeklik" hapishanesinde Güvenlik istiyorlar!

Şu anda:

Karanlık şu anda gezegene her gün Gökyüzüne Kimyasallar püskürterek yeni “Yeryüzü-oluşturuyor” - ve aynı zamanda her yere toksik NÜKLEER ATIK DÖKÜMÜ yaparak ve ayrıca dünyayı güya DAHA İYİ Frekans Erimi'ne çıkarmak için, bu ortamda eylemde bulunacak YENİ hibrit bedenler için iklim kalitesinde değişiklik yaparak çevreyi değiştiriyor.

Hatırla, Dünya aslında bir FREKANS! Frekans çok yüksekse - yeni hibrit bedenler uzun yaşamayacak veya iyi işlev göremeyecekler. Çok düşük ve oldukça toksik bir titreşim içinde yaşamak için özel olarak tasarlanmalılar!

Bunun çok uzak bir plan olduğunu düşünenler için - bu daha önce de yapıldı!

GRİ'ler, mükemmel bir örnektir.  Ruhları genetik olarak manipüle edilmiş bedenlere “zorlanarak” sokulan gerçek canlılardır ve daha sonra bu kontrol edilebilir canlılar, Draco’lar tarafından kullanıldı. Gri'lerin hiçbir gerçek özgür iradeleri yoktur - ve tüm Evrende Draco’nun bir hizmetçi ırkı olarak kabul edilir.

CABAL'ın sadece en yüksek üyeleri tarafından bilinen GERÇEK “plan”, KALİTESİ BOZULMUŞ ESKİ BEDENLERDEN KURTULMAK (Dünya nüfusunun yüzde 90'ını öldürerek) ve bu nedenle artık onlar için işe yaramayan, eski “elbiseyi” ortadan kaldırmaktır!

Ardından - “yeni” beden elbiseyi - zaten yaratılmış olan ve yeraltı laboratuarlarında bekleyen - insan 3.0 elbiseyi - ve çoğu insanın bile kavrayamayacağı bir süreçte - Dünya'nın yerçekiminden kurtulamayan ruhları, kelimenin tam anlamıyla “zorla” - yeniden doğuş döngüsüne ve bu yeni yaratılmış daha çok makine benzeri bedenlere döndürmek.

Sorun tekrar çözüldü.

Bu gerçekleşirse - bu ÖZGÜR İRADE EVRENİNDE (İLK YARATICI BİLE), gün geçtikçe daha belirgin hale gelen, kendi çıkarlarını korumayan ruhlara yardım edemez!

Savaşın sebebi budur - ve tüm SEVGİLİ RUHLARIN bu zamanda buraya enkarne olması VE bu nedenle çok olumlu ve sevgi dolu eylemlere çağrılmasının nedeni!

Bu manyetik hologram üzerinde en büyük etkiye / sonuca sahip olan; eylem - eylem - eylem - düşüncede – sözde. Yapılması gereken başlı başına bir iştir!
Sonsuz enerjilerin Dünya şebekesine geri zorlanmasını yeniden ayarlayan, her günkü pozitif, ışıkla dolu olan eylemdir.

Evet - SEVGİ OLAN EN BÜYÜK GÜÇTÜR! KİŞİSEL OLARAK BUNU BİRÇOK KEZ YAZDIM! Ve SEVGİYİ KULLANMAK, buraya gelmiş olanların ve şu an gelenlerin "plan" nıydı.
Gerçekten, Harry'nin arkadaşlarına VOLDEMORT'un nihayet “onlar” ın “HORCRUXES” avladığını ve tam anlamıyla onları yok ettiğini ”keşfettiğini" söylediği HARRY POTTER FİLMİ ”nin bir parçası!

KABAL, milyonlarca ışık odaklı varlığın şu anda burada, DÜNYA'da bulunduğunu ve onlara karşı SEVGİ VİBRASYONU'nu kullandığını keşfetti - Onların KAFALARI DUMANLI ŞU AN! Şu anda onlardan olmayan herkese SAVAŞ İLAN ETTİLER!   
        
Yüksek frekanslı karanlık ruhlar ki bunlar AMİRLER olarak bilinir, HİÇ İLERLEME İSTİYORLAR!

İlk Yaratıcının ruh-gelişim planında İLERLEMEK İSTEMİYORlar!

Elde ettikleri şeylerle mutlular - ve kendilerini İLK YARATICI’nın "Evrensel Sisteminin Enerji Desteği"nden çıkardılar.

Beslenmeleri için gerekli olan ENERJİYİ/AKIMI elde etmek için AKÜ HAMMADDESİ'ne ihtiyaçları var. Başkalarından elde edilecek olan bu hammadde onları  YARATICI''dan ve O'nun kurallarından kopmuş olarak sonsuza kadar yaşatacak.

Unutma ki bu bir Özgür irade Evreni. İLK YARATICI şöyle dedi - “onlar” (karanlık olanlar) şimdi tam olarak oldukları yerde kalmak istediklerini ve bu isteklerin de onların özgür iradesi doğrultusunda olduğunu HİÇ BİR ZAMAN İLERLEME KAYDETMEK ZORUNDA OLMADIKLARINI iddia etmekteler!

Bu Evrendeki ÖZGÜR İRADE'nin kuralları mutlaktır - ancak çoğu insanın düşündüğü gibi ÇALIŞMAMAKTA. Evet, burada öğrenilecek dersler var, ancak çoğu insanın düşündüğü şekilde yapılandırılmıyorlar.

Her şey hayatınızın her anında yaptığınız “seçimler” ile ilgili! Ama bundan çok daha fazlası. Sadece BURADA NE YAPMA SEÇİMİNİZ HAKKINDA değil! Aynı zamanda, BURADA NE YAPMAMA SEÇİMİNİZ hakkında da aynı zamanda.

Toplam titreşim derecesinin sadece yüzde 50'si günlük seçtiklerde ne yapmak zorunda olduğunuzla ilgili! Diğer yüzde 50 (mükemmel ve toplam bakiyenin elde edilebilmesi için), NELERİ SEÇMEDİĞİNİZLE ilgili!

Arkadaşlarım PARANIN DİĞER YANINDA VAR- ve gerçekten durumu gösteren iki taraf var.
Bu yüzden her gün harfi harfine tekrarlıyorum,  HEY diyorum herkese - VİBRASYONEL ÖZGÜRLÜKLER için her bir ruhun yardım tarifindeki hayati malzemelerin yarısı kayıp!

Şu anda, gözünüzün önünde, bu gezegende görsel olarak oluşmakta olanlara EĞER SERBESTÇE KONUŞMAZ VE KAYITLARA GEÇMEZSENİZ, ÖZGÜR İRADENİN ÇOK ÖNEMLİ KURALI ŞÖYLE DER;  BİR FİKİR İFADE ETMEDEN, SESSİZ KALDIĞINIZDA DURUMU DESTEKLEMİŞ OLURSUNUZ!

Aktif olarak HAYIR demiyorsanız - o zaman EVET dediğiniz kurallara göre “VARSAYILABİLİR”!
BU KURALIN TEK ÇÖZÜMÜ: GEÇMİŞTEKİ YOGİLERİN YAPTIĞI GİBİ YAPABİLİRSİNİZ, bir Mağaraya girip bütün gün boyunca meditasyon yapabilirsiniz. Manyetik Hologram olan yanıltıcı Dünya'ya katılmadığınız için kabul etmemiş olursunuz!

Böylelikle günlük kabul etmeme eylemi ile tam anlamı ile kendinizi sistemin dışına çıkarmış olursunuz.

Yogiler “sessizce izin verme” kuralını agele edip nihayetinde hologramdan bu şekilde kurtuldular! Çok az ruh bu şekilde kurtulabildi!

Başka bir yol da, RUH OLARAK SENİN BÜTÜN SORUMLULUKLARINI üzerine alabilecek, KURTULMUŞ olan birisine sahip olmaktır - bu çok nadirdir - HEMEN HEMEN HİÇ OLMAMIŞTIR. 

Bu şiddetli ve dramatik adımları atmamış olanlar ve sistemi her gün yaşamlarında hala KULLANAN kişiler, karşı çıkmadıkça SESSİZCE KABUL ETMİŞ OLUR.

Veya bir Rıza Dışı Beyanı kullanarak sessiz rıza önlenebilir.

Her gün Google ve Facebook beğenileri tarafından size verilen "çevrimiçi" sözleşmelere bakın! Şimdi nasıl olduğunu size gösteriyorlar - çünkü buna mecburlar!

Yazılımlarında ve çevrimiçi programlarında yeni bir değişiklik ortaya çıktığında, tüm değişiklikleri otomatik olarak “onaylatıyor”!

İstedikleri her şeye sizi otomatik olarak “dahil” ediyorlar!,

Bu bir kaza değil!

FİZİKSEL OLARAK, DÜĞMELERE BASMAK VEYA YENİ DEĞİŞİKLİKLERİ KABUL ETMEME GİBİ ŞEYLERİ YAPMADIĞINIZ SÜRECE OTOMATİK OLARAK ONLARIN İSTEKLERİNİ KABUL EDİP DÂHİL EDİLİYORSUNUZ.

Bu tesadüfen mi oluyor? HAYIR - Bilmeniz gerekenleri gösteriyorlar çünkü Kozmik Yasa ile bunu yapmaya mecburlar.
Size çok net bir şekilde gösteriyorlar: eğer ONLARIN FİKİRLER SİSTEMİNDEN ÇIKMAZSANIZ - Kendi kuralları ve yasaları uyarınca - ONLARA DÂHİL OLUYORSUNUZ - VE SUÇ ORTAĞI OLUYORSUNUZ!

EVET Bu oyunda KURALLAR VAR - yalnızca onlarca yıldır duyduğunuz kurallar değil.
Dünyadaki her mahkeme “sistemi” tam size tarif ettiğim şekilde çalışıyor ve neredeyse 100 yıldır bunu yapıyor. BU bir KAZA mı? Hayır!

Bu makalede söylediklerime katılıp katılmadığınızı umursamıyorum - gerçek şu ki polis tarafından bir mahkeme salonuna sürüklenirseniz, oraya girdiğiniz andan itibaren otomatik olarak sistemlerine dahil olursunuz - EĞER GERÇEK VE CESARETLİ ADIM ATIP SİSTEMDEN ÇIKMAZSANIZ!
Ben ve diğerleri, bunu tekrar tekrar söyledik! Veri ve bilgiler, herkesin görmesi için ORTALIKTA.
Kendi sistemlerine dahil olmakla - GERÇEK SONUÇLAR, SİZİN YAŞAMINIZDA OLACAK! Bununla ilgili olarak, bugüne kadar mahkeme salonunda bulunmuş olan hiç kimse savunma yapamaz.
Yani asıl soru şudur: NEDEN?

Daha yüksek seviyelerde farklı olduğunu düşünüyor musunuz? Yüksek seviyeler nerelerdir? Orada kaç kişi vardı ve kaç kişi onları gördü? Ancak oraya vardığınızda daha yüksek seviyelerde neler olduğunu anlayacak mısınız?

Kendiniz geçici olarak “diğer tarafta” az veya çok rahat ediyor (veya edecek) olsanız bile, CABAL işe karıştığında, enkarne olmanız için bir tür beden bulacak?
Matrix’in gitmesi gerekiyor! Matrix yok edilebilir!

Bizleri esir tutan Şebekelere gönderilen, değiştirilmesi gereken karanlık enerjidir. Bunu sadece toplu olarak yapabiliriz, büyük bir grup olarak!

Cabal'ın bize yapmaya çalıştığı her şeye rıza göstermeyerek, onlara güç kaybettirebiliriz.

Her ruhla çalışan büyük SEVGİ Varlıkları vardır. Matrix'i kırmak için günlük eylem gereklidir!
Şimdi bir seferde ve herkes için yapmanın ZAMANI!

humansarefree.com
Ç: Naci Gülşan