16 Nisan 2015

GALAKSİ TARİHİ 5



Galaksi Tarihi 5

LW: 5. Bölüme hoş geldiniz...Altantis te kaldık... Atlantis’in bir kaç yükseliş ve batışından bahsediyorduk.
AB: Üç yükseliş, üç gerileme. Yoğun enerji ile hafif enerji arasında gidip gelerek her iki bilinç durumunu yaşadılar. Az yoğun enerjiden çok yoğun enerjiye girildiğinde, bilinç zayıfladı ve Dünya geriledi. Bu gerileme anında Yeryüzü içindeki boşlukta olan Dünya Ağı – Agarta – kuruldu. Daha önce Dünya’da 3 zaman dilimi olduğundan bahsetmiştim – Agartalılar üst ve alt zaman dilimindeler. Dünya’nın iç kısımının gardiyanlarıdırlar. Özgür Dünya’nın direniş gücüdürler. Bunun anlamı ise; buraya gelebilmek için, şu anada burada olabilmek için, binlece yaşam önceden yaşamını planlayıp 2011 ile 2014 arasında yaratılacak olan gerçeklikte, yardımcı yaratan görevini üstlenmektir.  Agarta ağı Atlantis’in son yükselişinde kuruldu. Lemuria’lıların ne tür zorluklardan geçtiklerini anladılar; niye kurbağa sıçraması yaptıklarını anladılar, malesef sonunda kazanamayacaklarını anladılar. Elerinden gelen; sahip olduğu teknolojiyi kullanarak sistemde kısılıp kalmış halkına yardım etmek ve yeni gelecek olanlara da ‘hayır buraya gelemezsin, gelirsen sen de kısılıp burada tıkılıp kalırsın’ demekten başka bir şey değildi. Gelecek olan Varlıklara burada yaşayamazsınız demek Altantis’in en büyük kederi oldu. Agarta Ağı kurularak, havada asılı şehirlerini zamanın içinde kurbağa sıçraması yaptırarak Dünya’nın içine taşıyıp, buraya (Dünyaya) gelmek isteyenleri, 5. Boyut’a veya 6. Boyut’a davet ederek, en azından Rüya Aleminde bile olsa Ruh-Akrabaları ile buluşturma başarıldı. Dolayısı ile Agarta Ağı Rüya-Alemini savunmak için kuruldu. Varlıkların zaman içinde kayboldukları yer.... Akaşik Kayıtları okuma seanslarımdan bir örnek vermek istiyorum; 23 yaşında olan askeri veteriner bir kişinin bedenine 54 yaşında biri yerleştirilmiş, veteriner 13 yaşındayken bedeninden alınıp bir klonun içine konuyor ve bedeninede 300 zaman sıçraması yapmış bir zaman gezgincisinin 54 yaşındaki versiyonu yerleştiriliyor. Sebebi, bu gezginciyi bir sistemin içine kilitlemek, böylelikle hiç kimse bu şahsın amacının ne olduğunu anlayamıyor (etkisiz hale getiriliyor). Agarta Ağının amacı, bu gibi çok çaresiz durumda olanlara yardım etmektir. ‘Ruh Ameliyat Teknolojisini’ getirip uygulayacak olan onlardır. Gerek Pleiadian komutasındaki gemilerde gerekse çekilip içine alındığım ‘Çoklu-Grub bilinci’ gemilerinde bende çok sayıda bu tür operasyonlar yaptım. 2013 Ocak’ın 11’rinde Shasta Dağındaki seminere geldiğimde Ağarta Ağını ve Yeryüzü içindeki boşlukta olan Dünya’dan gelenler ile görüştüm ve benden şu anda yaptığım Galaksi Akaşik Kayıtları okumam istendi, onlara göre ben hali hazırda bunu yapmışım. 
Bu anda buradayım işte, enerjinin olmadığı bu kuantum alanında. Konuya yeni olanlar, konuyu anlamakta güçlük çekenler için: yaptığım Akaşik Kayıtları anında, canlı olarak okumaktır. Teredüd yok. Enerjinin olmadığı alanda durarak, bana (soru ile birlikte) getirilen enerjiyele Ruh Kod’larına dayanarak soruları cevaplıyorum. Sadece burada olmamız gerektiği için, bu Yaz Dönümünde, Stewart Mineral Kaynağı tesislerinde, bizler bir arayadayız. Yeryüzü içindeki boşlukta olan Dünya ve Agarta Ağı hakkında ne sormak istiyorsun? Akaşik Kayıtlar %100 açık, hiç bir sınırlama ve hiç bir sır yok.
LW: Bunu yapabileceğimi duymak çok büyük bir şeref.... Gerçeği bulabilmek için bütün yaşamım boyunca bekledim....şimdi, Agartalılar.... Hangi yoğunluktalar?
AB: Agartalılar Yeryüzü’nün ilk 72 insan Tür’ünden oluşan bir kolajdır (yapboz oyunu gibi).
LW: Hıım... peki...
AB: Çok defa zaman içinde geriye seyehat edip başlangıça döndük, dolayısı ile çok sayıda ilk orijinal insan Cins’i (Tür) mevcut. Başa dönen, her defasında kendi amaçları doğrultusunda insan yarattı. Bu insanlar rüya Aleminin savunucularıdır, Dünyanın merkezine yerleşip Ruh-Uzay-Topluluğunu kurdular. Böylelikle, mevzuniyet zaman akımı içinde olmasa da, Ruhsal eğitim, anlayış ve öğretileri devam etti. İlk 72 orijinal insan Tür’ü Zaman Seyehatleri Savaş’larını simgeler. Agarta Ağının bu savaşlar ile hiç ilgisi yoktur. Atlantis batacağını anladığında, son savunma sürecinin bir parçası olan Piremitleri yapıp, yeryüzüne kontrol odaları koydu. 40 tane yeryüzüne dağılmış kontrol odaları var.  Bunlardan 21’i şu anda Karanlık ve Aydınlık güçlerin elinde ancak, bu gezegenin vibrasyonunu yükseltmek için hepsininin kontroluna ihtiyaç var. Saklı olan 19’zunun yönetimi de Agarta Ağında. 40’kının da ele geçirilip kontrol edilmesini önlemekteler. Bizim mirasımızı korumaktalar, bu miras ile ancak Rüya Aleminde  birlik olabiliriz, fiziksel ve DNA düzeyinde birlik oluruz. Yüksek Boyut sitatüsüne dönüp geriye giderek, mevzuniyet sınıflarıyla dramatik karmaları düzeltip iyileştirmek gerekmekte. 
LW: Yükselen kişiler, başka bir yoğunluğa mı gidiyor?
AB: .. gibi... Agartalılar Ağı içinde rüya görecekler ve Ruhları, Agartalılar hangi şehrine – yoğunluğa - gideceğine karar verecek. Telos, Chaga, Shambahla veya herhangi diğer bir şehir olabilir. Her Ruh’un yoğunluğu ait olduğu Ruhsal Ailenin yoğunluğuna bağlıdır. Agarta’da her şehrin ayrı ayrı yoğunluğu var, bu şehirlere girebilmek için gideceğin şehirle Ruhsal Akraba veya DNA ilişkin olması gerek. Bu şehirlerin herhangine girmen halinde, bulunduğun yerden diğer şehirlere gitmen için herhengi bir kısıtlama yok. İlk girişte mutlaka kodların uygun olması gerekir, dolayısı ile çok iyi korunma var. 15 ÇokBoyutlu varlıklar her zaman İçi Boş Dünya’ya girip, herkezin Ruhsal Rehberi olmak istemişlerdir.  Onlar gasp edip kurdukları sistemlerde şu anda sadecedevletleri control edebiliyorlar.
 LW: Amiral Byrd’ın Agartayı keşfettiğine dair hikayeler söylenmekte…
AB: Evet keşfi yaptı.
LW: Yaptı mı? Peki.... Gerçekten Kuzey Kutubunda ve Güney Kutubunda Agartaya açılan girişler var ?
AB: Gerçekten Kuzey Kutubunda ve Güney Kutubunda vede Yeryüz'nün her tarafına yayılmış girişler vardır. Atlantisin ikinci gerileme döneminin son kısmında ve üçüncü gerilemeden önceki genişleme döneminde yapılmış tünel sistemleri vardır. Yeryüzünün yöresel işkali halinde kaçış için yapılmış bu tüneller..., örneğin tüneli kullanarak Japonya’dan İrlanda’ya bir kaç günde gitmek mümkün. Tünellerin yapım amacı, insan bilincinin Dünya’nın işkali halinde Dünya’yı terk etmeyip Dünya’nın içinde kalabilmesi içindir. ‘Zaman Tünelinin Kapılarıdırlar’ (Portal) aynı zamanda. Tünelden çıkıldığında bir başka yöresel gerçekliğe ulaşılıyor, diğer gerçeklikler bir bir işkal edildiklerinde işkal edilmeyen gerçekliğe göç ediliyor.
LW: Direniş gücünün yeraltı sistemi gibi....
AB: (Başını sallıyarak) Onlar Özgür Dünya’nın Direniş Gücüdür. Ruhun binlerce yaşam sonrasını nasıl planlayacağını öğreten öğretmenlerdir. Eğer bu planlamayı yapamasaydık bugün burada olmazdık. Trilyonlaca insan Özgür Dünya Direnişinin bir parçası olmuştur, çünkü makinanın içine atlamadan önce zaman harcıyarak astral dünyada olan rehberlerimizden çok şey öğrendik. 
LW: Ahh..makina, enkarne makinası mı?....
AB: Evet bir makina....
LW: Arkon'ların işi mi? Sahte zekalar mı makineyi çalıştıran......
AB: Um.. hımmm...(tastikliyerek başını sallıyor)
LW: Woww... peki rehberlerimiz bizi güçlendirmek için başka neler yapıyorlar?
AB: Yaratıcılığı ortaya çıkarıyorlar, böylelikle; kitap yazma yolu ile, şiir ile, müzik ile, kültürel eylemler ile  şiddetli olmayan ‘Açığa Çıkma’ gerçekleşiyor. Aynı zamanda ‘gerçeklik Hareketi’ içinde olan kişiler yolu ile şiddetli ‘Açığa Çıkma’yı da gerçekleştiriyorlar. Amaçları, Bağımsız Özgür İrademizi kazanıp nasıl kullanacağımızı bize öğretmek.....Büyük sorumluluk, Çok büyük ve önemli bir sorumluluk. Aynı zamanda Dünya’nın merkezinde olan ‘Birlik Bilinç Gücü’nü de kontrol etmekteler.
LW: Sanırım...Bir yerlerde okuduğuma göre Agarta’nın kralı ve Kraliçesi var.
AB: Bu sanı insan dillerinin sınırlı olmasından dolayıdır. Olan Konseydir, ne zaman enerji açısından yoğun olan ortamdan daha hafif ortama geçtiklerinde, konsey üyeleri değişmekte. Bunun sebebi ise yeni dönemde yeni Ruhlar gelmekte, gelen bu yeni Ruhların kodlarına uygun konsey üyeleri göreve getirilmekte. Eski konsey üyeleri görevine politik alanda sürdürmekteler. Politik dediğimde iki partinin oluşturduğu sistem anlaşılmasın, hiç bir partinin olmadığı bir sistemden bahsediyorum. Anlaşıldı mı?
LW: Evettt.. (gülüyor)
AB:Bizlerin dogma’larına benzer dogmaları yok.
LW: Dolayısı ile çoğumuzun Ruh Akrabaları oralarda yaşamakta, bizim için çalışıyorlar.......
AB: Doğru. Onları rüyalarımızda görmekteyiz...
LW: Şu anda gördüğümüz rüyalarımızda mı!.....
AB: Doğru. Dışarıda biraz önce gördük........
LW: Evet.., evet biraz önce gördük, biraz önce dışarıda gördük, şaşırtıcı.., hayret verici!  Bizi güçlü kılma adına Agartalılar bizim neyi bilmemizi istiyorlar?
AB: Tarafsız olarak, sadece Akaşik Kayıtlarda ne varsa sadece onları söyleyebilirim. Fakat Yeryüzü içindeki boşlukta olan Dünya'daki toplumların çoğu ile ilişkim var, Pleiadian ve Ashtar komutasındaki gemilerle ilişkim olduğu gibi; onların bizlerin bilmesini istediği en önemli şey, Bağımsız Özgür İradenin herşeyden önemli olduğunu anlamamızdır. Zaman zaman değişik varlıklar gemilerine gelerek  ‘bunun şu anda, şimdi yapılmasını istiyoruz’ demekteler. Onların cevabı ise; sizin Bağımsız Özgür İradenize karışamayız. Bizler de kendimiz yapmalıyız... Kendi Bağımsız Özgür İrademize sahip çıkmalıyız ve ‘HAYIR, BİZ BÖYLE YAŞAMAK İSTEMİYORUZ’ demeliyiz. Bu onların bizlere verdiği mesaj. İzleyenlere bunu başka nasıl izah edebiliriz, gerçeklik senin özgür iradendir...... budur senin gerçekliğin! ‘Yeryüzü içindeki boşlukta olan Dünya’ bir gerçeklik, oraya gitmenin yolu, yaptığı tercihleri anlayabilen Bağımsız Özgür İradeye sahip olmaktan geçer. Orada yaşayanlarla ilişkiye geçmek istersen, onlar senin ‘Ruh-Akraba’larındır, görünüşlerinden ve renklerinden anında onları tanıyacaksın. Eğer gördüğün parlak ışığın gücüne dayanamayıp hüzünlenip ağlarsan, ışığı yayan ışık varlığa dur de, kendi Bağımsız Özgür İraden doğrultusunda kuralları sen koy ve ondan bu kurallara uymasını iste. Onların da yapacağı sana ‘mutluluk dolu ışık enerji’sini verip senin iyileşmeni sağlamak olacaktır. Böylelikle sınırları sen tayin edebilecek, iletişimde telapati yolunu kullanabileceksin.
LW: Evrimleşmemizin bir parçası, görünüşe göre telapatik iletişimi kullanılır hale getirmek ki buda Rüya Zamanlarımızla ilgili bir durum....
AB: Kesinlikle. Rüya Zamanları telapati ağını oluşturur. Zaten Canlı Türü olarak bizlerin her zaman Rüya Zamanlarında olmamız gerekir.
LW: Ahhh...Başlangıç (inception) filminde olduğu gibi....Rüyanın içindeki rüyanın rüyası.
AB: Birden fazla olan parçalarını böyle yaratabilirsin, çünkü bizler ÇokBoyutlu varlıklarız, yarattığın parçalarına da Bağımsız Özgür İrade verebilirsin böylelikler başka yerlere giderek yaşamı daha hızlı deneyimleyebilirler. Yeryüzü içindeki boşlukta oaln Dünya ağında, Yeryüzü içindeki boşlukta olan Dünya şebekesinde ve şehirlerde yaşayanlar Avatar’dırlar vede düzünelerce, binlerce bölünmüş parçaları, Dünya’daki karantinayı yapan 5.283 Tür’ün bir kısmını oluşturur. Dolayısı ile fiziksel parçaları yeryüzünde olan tüm insanlar ile ilişki içinde, karantinayı güçlendirerek sistemin(sömürünün) sonunu getirmek için çalışmaktalar. Ve bizim, her ikimizin senin ve benim, parçalarımız da orada görev yapmakta. Çok uzun yıllar önce bizler parçalarımıza, gelecekteki gelecek olan Tür’ler ile ilişkiye geçmeleri için Bağımsız Özgür İrade verdik. Dostluk bağı kurduk.  Güvenin hakim olduğu Avatarların bulunduğu merkezden gelen, Bağımsız Özgür İradesi olan Varlıkların görevi yapacaklarından emindik.
LW: Hala devam eden uzun bir hikaye, sorunun en önemli noktasındayız, öyle değil mi?
AB: Haziranın 21’ rinde Chris Hales ile bir program yapıp 21’ rinde ne olacağı hakkında konuştum. 21’ri başka bir korku günü, tabi bunun bir sebebi var. 21 Aralık 6 ay önceydi. 21 Aralık, son 28.000 yılda gördüğümüz, birleşik rüya Aleminin ilk kıvılcımının olduğu gündü....İlk kıvılcım. Galaksi Kışı’ndan Galaksi Bahar’ına ordan Galaksi Yaz’ına geçer gibi, Galaksi Yaz’ı ve İnsan Yaz’ı aynı hizaya geliyor ve Onlarda (bizi sömürenler) korku temelli propagandalarını ‘OLAY’ın başladığı günü seçerek hedef almaları tesadüf değil. ‘Olay’ hali hazırda yaşanıyor; Sadece Medyanın haber yapacağı son duruma, doruğa  ulaşmadı. Söylediğim gibi; çocuklar ortak gördükleri rüyaları konuşacak, ortak deneyimlediğimiz deneyimlerimiz olacak, bunlarla ilgili korku propagandaları olacak, borsanın gerilemesini sebebi var...... – borsadaki 300 puanın kaybı hiç önemli değil – olan sadece korku yaratma, bir oyun.      
LW: Evet......
AB: Borsdaya Trilyolarca dolar pompalayarak, aynı gün içinde borsa 700 puan geriye götürülebilir... Evet, yapılabilir...
LW: Hıı..... hileli oyun.
AB: Tammamen.  %100 hile, amaç korku yaratmak – korku bilinç için ölüm demektir. Korku sınırlamadır. Beklenti ise korkudan sonraki adımdır. İnsanoğlu beklenti içinde yaşayamaz. ‘Bu anı’ yaşamayı öğrenmeliyiz, rüyalarda bu şekilde yaşarız. Rüyalarımızda, rüyanın gidişatını değiştirip başka bir yöne gitmesini isteme gibi bir beklentimiz olduğunda rüya sona erer.
LW: Doğru. Korkuya doğru bir eyim gösterdiğinde, rüya.....
AB: Sona erer.
LW: Evet... Rüyadan kendi kendini tekmeleyip atarsın.
AB: ‘Yeryüzü içindeki boşlukta olan Dünya’ yüzeyde olan ve senin alt tabakalara inmeni sağlayan bir seri tünellerden oluşur. Dünyanın içi vede kabuk toplumları var; bu toplumlar mezun olma zaman akımının sınırında fakat hala Yeryüzü içindeki boşlukta olan Dünya enerjisi sisteminde bulunmaktalar. Toplumlar Kızılderililerin bahsettiği ‘Karınca İnsanlar’ gibiler.....ve Dünyada yaşayan harika Çekirge Tür'ü Varlıklar bulunmakta, kötü olmayan bu Tür’ler bizleri beslemekteler. Bu varlıklar kalpleri ile hareket edip Rüya Alemini Kraliçeleri yolu ile paylaşırlar (ortak bilince sahipler). Yeryüzü içindeki boşlukta olan Dünya’dan gelip, Dünya yüzeyine göç etmiş, bizim ile birlikte mezun olma zaman akımında bulunup bizler gibi üreyen bir çok Çekirge Tür’ü vardır, böylelikle Dünya içinde olan ve Dünya Ananın bilinci ile direk ilişkili olan kalp enerjisinin Kraliçeleri ile ruhsal ilişkiye girmekteler. Onlardan korkmayın.  
LW: Ben herzaman Peygember Böceklerini önemli ve güzel bulurum. Son derece görkemliler ve onlar ile iletişim katıksız, temiz düşünce gibi...çok güzel.
AB: Evet, katıksız, saf düşünce... çok güzel! Talos: Shasta Dağı Telos’un olduğu yerdir. Telos, Konseyin başkanı olan Adama’nın bulunduğu yerdir. Onunla çok görüşmelerim oldu, Galaksi tarihçisi olarak benim bilmediklerimi O, Onun bilmediklerini de ben bilmekteyim. Shasta Dağına gelipte çektiğim bu vidyoları yapmam istendiğinde, Adama’nın kendine göre gelecek için kahinleri vardı. Benim görevim kehanette bulunmak değil. Görevim Akaşik Kayıtlarda olanları tarafsız okumaktır. Akaşik Kayıtları ise: Zaman Akımı savaşları, Zaman Akımı savaşları, Zaman Akımı savaşları, Bilinç Keşifi, Zaman Akımı savaşları, Bilinç Keşifi .... böyle devam etmekte. Adama bana gelip ’Şu an yaptığımı yapmanı istiyorum’ dediğinde, Tarafsız açıdan bakarak yapılabilecek olanı yaparım dedim. Taraf tutarak her hangi bir toplumu ön plana çıkaramacağımı söylediğimde O da uygun görerek, Telos’un kristalini Crown Şakramın üzerine koydu. Kristal, yoğunlukları ayırarak, Yeryüzü içindeki boşlukta olan Dünya’nın, Kutsal Tarafsızlığın Akaşik Kayıtlarını kullanmasına olanak vererek iletişime geçmesini sağladı. Temel, hepimiz aynı Tür’üz, hepimizin Ruh – Kodlarını tamamlaması gerekir. Ruhsal Akraba bağları ile kısıtlıyız. Baskı ve Kontrol sistemi tam potansiyelimiz için gerekli olan Ruhsal Akrabalarımız ile birleşmemizi engelmekte; Ruh Akrabalarınla bir araya geldiğinde, kimse seni durduramaz! Benim buraya gelip bu kayıtları özgür İrademi kullanarak yaptığımın bilinmesini istemekteler. Galaksi Tarihçisi olmayı ben kendim seçtim ve söylediklerimi söyleyip söylememek Özgür İrademin kararıdır.  
LW: İnsanlar Ruh Akrabalarını nasıl arayıp bulacak...Organik bir süreç gibi görünmekte; içindeki rehberi doğal olarak izlersek akrabalarımız karşımıza çıkar mı?
AB: Evet karşımıza çıkacaklar ve biz de onları hemen tanıyacağız.
LW: Peki, doğru...sanki eski bir arkadaşımıza raslamak gibi; gördüğünde hemen tanıyorsun... biliyorum hepimizin birbirimizle Ruh Akrabalığı var.... söylemek istediğimi, bunun böyle olacağı konusunda aklımda en ufak bir şüphem bile yok.
AB: Kesinlikle. Hiç bir şupemiz yok.
LW: Şu anda Shasta Dağındayız, Telos şehrindeyiz...
AB: Nasıl tarif edeyim bilmiyorum, heyecanlı bir şekilde kendimi aynı anda burada, şurada, orada buluyorum. Şu anda buradayım ama, bir parçam dağın tepesinde Güneş’in batışını izliyor. Ve orada izlediğim Güneş’in batışının enerjisi buraya yansıyor. Bu enerji, benim quantum alanında kalmamı sağlıyor, böylelikle sorularınız için Akaşik Kayıtları açık tutmam mümkün olmakta.
LW: Şimdii.., Yıldız Kapıları hakkında biraz konuşabilirmisiniz?
AB: Hımmm... iyi bir soru! Yıldız Kapıları bizim Rahim Şakralarımız üzerinde. Yıldız Kapısı bir Rahim Şakrasında açılabilir ve olan DNA ilmi ve fiziksel nesne, Güneşimizden geçerek Ruhsal Kodlarımıza uygun herhangi bir Gezegene ışınlanabilir..... Ruhsal Kodumuzu barındıran herhangi bir Güneş Sistemine... Dünyamız bütün Galaksilerin eksiksiz, tam Ruh Kodlarına sahiptir.
LW: Dolayısıyla burada bulunmak çok avantaşlı... yaşamak için nekadar zor ve dehşetli  bir yer olsa bile....
AB: Herkezin pastadaki istediği en güzel dilim. Bundan dolayı bu drama hiç durmadan devam edip bu güne kadar geldi. Daha yaratılmamış Galaksilerin bile Ruh Kodları bizlerde mevcut, bu çılgınca bir durum. Önceki reportaşlarında çok tekrarladığım gibi, bu Dünya’nın Akaşik Kayıtlarının yanı sıra diğer 20.000 Dünya’nın Akaşik Kayıtlarını da okumaktayım.... Galaksi Tarihçisi olabilmek için bütün bu sözü geçen Dünyalarda yaşamış olman gerekmekte, bütün hepsinde gerçek Ruh Akrabaların olması  gerekmekte vede bütün ait olduğun Ruh Sülalelerinin her bir ferdini gerçekten sevmen gerekir. 20.000 Akaşik Kayıtla ilişki kurduğum zaman bana sanki sadece bir Akaşik Kayıtla ilişki kuruyormuşum gibi geliyor... Bende görünüm farkı oluşuyor. İnsanlar daha iyi anlayabilmek için Diller geliştirmişlerdir, verdiğim bazı bilgiler şu anda bizi dinleyen bazı Galaksi Varlıkları rahatsız etmekte, yaptığımız birçok showları bilmediklerini öğrenmek ve bizi incelemek için dinlemekteler. Bu durum beni yüceltmez, ben ‘hiç bir alanda’ değilim, kuantum enerjisini okuyorum çünkü kalbimde alanın oluşmasını sağlıyorum ve akışın tamamlanmasını sağlıyorum. Dolayısı ile 20.000 Akaşik Kayıtların bir olduğu noktada duruyorum. Farklı bakış açılarını anlayıp Karantinayı güçlendiren Varlıklara neyin yardım ettiğini görüyorum. Onlara ve bize daha fazla umut vermek için yapıyorum, bağımsızlığımızı ve Özgür İrademizi kazanmamız, bütün fonksiyonlarımızı eksiksiz kullanabileceğimiz, birlik içinde, tam bir Varlık olabilmemiz için yardımcı oluyorum.   
LW: Evet... Tam bir insan olan hiç kimseyi göremedim.... Bu gezegende darma dagan olmamızdan dolayı oluşan hüzün........Ne yöne bakarsan bak, görmemezlikten gelemezsin, hissedersin, deneyimlersin, bu durumu ortadan kaldırmak gerekir; bunun için bu programı yapıyoruz, bütün bu tür showları bu sebepten dolayı yapıyoruz.....Korku ve Çaresizlikten uzaklaşmak için yapıyoruz....
AB: Ötesine geç, demek istediğim şu; biliyorum bir çok insan anlamakta zorluk çekiyor, bazen aynı kayıtı üç dört defa dinlemek gerekiyor. Seni buraya çekip bu show’u yapmanı sağlayan yaptığım, ağızdan ağıza dolaşan programlardır....
LW: Ohh eveet....
AB: Kademeler halinde konuşuyorum, samimi olarak söylüyorum, katmanlar halinde konuşuyorum çünkü, tamamlanmış arşiv gibi her birinizle ayrı ayrı konuşuyorum, şu anda dinleyen ve gelecekte dinleyecek olan her birinizle ayrı ayrı konuşuyorum, çünkü hepiniz ‘zamanın olmadığı alanda’sınız (düşünün çeviri benim için ne kadar zor olmakta, dolayısı ile anlaşılmazsa üzerinde fazla durmayıp bir sonraki cümleye geçmede fayda var). Bu alana sizlerde Akaşik Kayıtların enrjisini getirmektesiniz; şu andaki saniyeye kadar beni dinlememiş olsanız bile, ‘oynat’ tuşuna bastığınızda benim bunu söylediğimi duyacaksınız. Anlaşıldı mı?
LW: Eveeet. (Gülüyor....)
AB: Bana, bu konuşmaları sadece bu odada olan 3 kişi dinliyor gibi gelse bile, şu anda Milyonlarca birey bu programı dinlemekte.
LW: Zaman farkında olmadan akıp gitti, vidyonun sonuna geldik....
AB: Gerçekten de öyle oldu.
LW: Sonraki vidyoda görüşmek üzere.
Çeviren: Naci Gülşan

31 Mart 2015

GALAKSİ TARİHİ 4



Galaksi Tarihi 4
Lance White: Galaksi tarihimizi tekrar keşfetmeye çalışıyoruz, bir önceki bölümde Galaksi yaratıcısının denetim için yeryüzüne indiğinden bahsediyorduk sanıyorum, ve bu olay da ........
Andrew Bartzis: 2013’ün Mart’ın 20si ile 22ci günü. Genevo’da SERN’ü kullanıp gerçekleri saptırmak istediler, tabi ki oyundan atıldılar. Fotbol maçında olduğu gibi, kırmızı kart gördüler, en... temel kuraları hiçe saydılar; zaten her zaman kurallara uymayıp onları bozarlardı ama bu defa en temel olan kuralları bozdular. ‘Galaktik Yükseliş Makinası’ndan çıkarılıp, ‘Mezun olma zaman -akımı’ndan atılmışlardır. Penaltı her iki tarafa da uygulanmıştır, Karanlık ve Aydınlık taraf hainlik içinde Galaksi Yaratıcı’sının isteğini değiştirmeye kalkıştılar, uzun süreden beri iki ayrı kutubu, Karanlık ve Aydınlığı, Tarafsızlığı hiç dikkate almadan deneyimlediklerinden, kendi amaçlarını yitirdiler.
Lance White: Tabi ki.... isabetli.
Andrew Bartzis: Işık Varlıklar kapı dışı edildiler - Karanlık Varlıklar kapı dışı edildiler. Bu noktada Yaratıcı, ‘İçine-girme kuralı’ olarak bilinen uygulamayı yürürlüğe koydu. Kovulanların bünyelerine yeni ruhlar yerleştirildi, yeni ruhlar eskilerin hali hazırdaki kontratlarını ve içinde bulunduğumuz zaman akışı (çizgisi) fonksiyonlarını da üstlendiler. Böylelikle yönetim sistemindeki ilk değişiklik yapıldı.
Lance White: Ahhh..... wow.
Andrew Bartzis: Yönetim sistemindeki ikinci değişiklik ise; verilen aradan sonra, ‘içine-girme’ yolu ile yerleştirilen ve ‘Oterite ve Kontrol’ sisteminin parçası olan bu yeni ruhlar da tarfsız, politik amacı, ruhsal consepti, dogması olmayan ruhlar ile değiştirilecekler. Bunların temel görevi ise, bilgi ve çözümü görüp, bizlerin... Canlı Türü olarak Ruh-Kod’larını tamamlamak.
Lance White: Ohhh - fevkalade!
Andrew Bartzis: ‘Galaktik Yükseliş Makinası’ nın amacı 2.300 Canlı Tür’ünü herzaman birbirleri ile savaşır halde tutup, drama yaratarak tek Canlı Tür’üne indirgemekti. Başarınca bu Tür’lerin DNA’larını kendi amaçları doğrultusunda kullanacaklar.
LW: Elbette.... anlamlı...
AB: Bundan dolayıdır bütün bu gezegenler Güneş Sistemine yapılandırılmıştır.
LW: Bizim ‘Güneş sistemi’mizde kaç tane Gezegen var?
AB: 66 tane.
LW: 66 tane mi. Neden bize...12 tane deniyor?
AB: Çünkü, bu gerçekliği yazılan kitaplar (öğretilen) yaratıyor. Daha önce söylediğim gibi Yıldızları iyi izleyen Toplumlar var, Sümer’lilerin kayıtlarına baktığımızda, Venüs’ü Mars’ı biliyorlar...herşeyi biliyorlar! Renklerini bile, suyun olup olmadığını dahi biliyorladı. Yıldızları izleyen toplumlar, ‘Uzaktan Deneyimleme’ tekniklerini kullanarak bütün bunları bilmekteydiler.
LW: Hmm.... İlginç. Bilim dünyası insan zekasının yerini alacak teknolojiler üzerinde çalışmalar yapmaktalar, buna ne dersiniz?
AB: Atlantis ve Lemuria’nın batış nedeninin tekrar oluşması. Toplumların başarısızlığının ve batışının nedeni, herzaman teknolojinin bir nesilden diğerine aktarılmasında yatmakta. Toplum, Karanlık, Aydınlık ve Tarafsızlık içinde dengesini bulamamakta. Kendilerine verilen en basit teknoloji ile bile güçlü bir Varlık olabileceğinin farkına bile varamıyacak özgür iradesi olmayan ‘Oterite ve Kontrol Sistemin’ de söz sahibi olan çok büyük sayıda çok düşük vibrasyonlu Varlık’lar var. Zaman seyehati teknolojisinin kullanımında olduğu gibi. Zaman savaşları hakkında bunca zamandan beri konuşmamın nedeni, son 52 Milyon yıldan beri yapılan herşeyin 2011 ile 2014 zaman dilimi için olduğunu vurgulamak içindir. Gerçekten herşey ama herşey bu zaman dilimi için yapılmıştır! Havada asılı şehirlerin yaptığı sıçramalar.....herzaman o nokta için – çalan plak’ı düşün, pikabın iğnesi plak’ın en dışından başlayıp olukların içinde ilerleyerek....... Galaktik Güneş etrafındaki hareketimiz gibi...en son bölüme geldiğimizde, pikabın iğnesi teması kesip yukarı kalkar, kol geri gelir ve tekrar baştan başlar. Bilmem anlaşıldı mı?
LW: Hmm..
AB: Bir askeri bütçemiz var ve bu bütçe altında çok sayıda projeler var..... bunlar karanlık projeler, derin karanlık projeler – zaman yolculuğu yapan Varlıklar bunların yapılacağını hep bilmekteydiler...
LW: Elbette...
AB: Dolayısı ile bu tür projeler, parasal destek bulabilmesi için askeri teşkilatlara dahil edildi. Karanlık teknolojiler üretildi.  Teknolojinin hali hazırda çalıştığını Seneto ve Kongre bile bilmiyordu. Her on yılda gelecekten biri gelip, 1900, 1910, 20, 30, 40’ların başlarında......insanları, mezun olunabilecek zaman- akımında geçmişe ve geleceğe gönderebilecekleri yeterince paranın ve teknolojinin olup olmadığını kontrol eder. Bugün yaptıklarını karşılamak için aldıkları parayı örtbas etmek amacı ile  onbinlerce sahte zaman akımıları yaratmışlardır.
LW: Ahh...kaç tane sahte...pekiala, yaratılan bütün zaman akışları bir noktada çökmeyecek mi?
AB: Bütün zaman- akımları çöktü, 2011 den bu yana bizler sadece bir zaman akımında yaşıyoruz....Ancak yaratma gücü olan bizler yeni zaman akışları da yaratabiliriz. Düşün eğer kolun kesildiyse, yok olan kolunu hala hissedebilirsin, buna ‘hayalet uzuv sendromu’ denir. Eğer 300.000 zaman- akımı olan bir Dünyaya doğduysan ve bir gün bu zaman - akımları aniden ortadan kaybolduğunda, varlıklarının farkında olmasan da onlar hala senin bir parçandır.
LW: Eveet...
AB: Ve onları rüya yolu ile geri getirebilirsin. Gemiler, hava Perileri, Bulut Gemiler tekrar ‘zaman-akımları’ yaratmamızı engellemek için buradalar.
LW: Ahhh... Peki, çok ilginç geliyor. Peki şimdi hala bütün bu kara bütçeler yapılıyor mu?
AB: Evet, paranın çok büyük kara bir yüzü var.... Bakın neler yaşıyoruz şu an.....Borsa düşmekte, karanlık tarftan paralar çekilip 3. Boyut matrix’e yatırılmakta ve kaynakta açıklanmamakta.
LW: Evet, evet.....
AB: Birçok kez tarif ettim, bu olay ‘üç ahbap çavuş’ filmi gibi olacak......etek gelen rüzgar ile havalanıp iç giysiler görünecek – her zaman tekrar ve tekrar edecek, örtbas etmeye çalıştıklarında bu defa şakayı yapan ben olacağım.
LW: Öyleyse bunlar hep görülecek.......
AB: Hali hazırda asıl komik kısmını yaşamadık!
LW: Şu noktaya kadar işin hep angarya kısmını gördük....ve oldukça yoğun (ağır)...göründüğü kadar, en gülünç kısım ilk köşeyi dönünce görülecek.
AB: Evet. Ve dalgalar halinde olacak....ve sonra, bilinç gevşeyecek. Birlik Bilincinden geçerek olacak, ardı ardına gelen kahkaha tufanları gibi gelecek.
LW: Papa istifa etti ve bu görevi üstlencek olan son Papa olacağına dair söylentiler var, Vatikan’nın,  dinlerin ve banka sisteminin ortadan kalkacağı gerçek mi, bu alanlarda neler oluyor?
AB: Onlar da etkilenecekler. Altın’ın sistemde olduğu dönemlerde, parasal değer kullanılarak yapılan değiş tokuş sistemlerindeki değer değişimi Altın’da değerini bulurdu.  Altın değer değişiminin ölçütüydü.  Değerin değişimine konu olan bilinç enerjisi altın’daydı.  Altın bırakılıp ‘fiat’ para sistemine (hükümet kararına bağlı basılan kağıt para) geçildiğinde Bilinç ilk kağıt üzerindeki numaralara sonra sayısal numaralara döndürüldü daha sonra ‘server’ üzerindeki sayılara en sonunda da devasa ‘değişim server’larına döndürerek değer değişimine yapılan sabotaj tamamlanmış oldu. Hiç karşılığı olmadan fiat paraları yaratan server’lar bizlerin tüm enerjilerini kendi mekanizmasında tutar oldu.  
LW: Cidden.....
AB: Ve ruhsal kontralarınız banka sistemleri yolu ile yapıldığından, enerjiniz böyle vergilendiriliyor. Ben hali hazırda banka, devlet ve medya sistemleri için onları inkar edip geçersiz kılacak bildirimler hazırladım (bu bildirimlerin sesli okunmasını öneriyor). Banka konusuna gelince, binlerce yıl önce sabotaj yapılan aile krestlerine (armalara) dayanır (gerçek kişilerin ruhları çalınarak yapılan sabotaj). Bu insanlar Oterite ve Kontrol sisteminini çok uzun süre uyguladıklarından özgür iradelerini kaybetmişlerdir; sadece buyruk altında olup, bütün yaptıkları verilen emirleri yerine getirmek olmuş. Rothschild ve İngiliz Kraliçesi seviyesinde duruma bakıldığında; Bunların Oterite ve Kontrol sisteminde kalmak için, özgür iradeleri olduklarından söz edebiliriz. Kontrakları kırmak için gerekli olan hür iradeleri yoktur. Çünkü Dünyada kontrataları temsilx eden, kontratları elinde tutan onlardır.  Sadece ‘İçine-Girme’ yolu kullanılarak bütün kontratlar ele geçirilebilinir. Bunu kim yapabilir? En iyisinin iyisinin iyisi: Sadece Galaksi ‘Baskın Birlikleri’ kendi yaşamalarını riske atıp bu işi yapabilirler.   
LW: Bu olacak planın bir parçası mı? İçine-Girme yöntemini kullanacak olanlar mı.............
AB: İçine-Girme yöntemi yolu ile kontratların yönetim sistemi ele geçirilecek.
LW: ....Soylu aileleri, Rothschild’ları, Popayı.... da kapsıyacak mı?
AB: Papa, Kardinallar...
LW: Kara Papa’yı da.......
AB: Şimdi, şu andaki Papaya gelince, inancıma dayanarak ve Papanın akaşik kayıtlarından okuduğuma dayanarak, Papa Brazilya da olan sahısdan farklı bir kişi değil. Aydınlık veya Karanlık veya Gri kısımlardan her hangi birini seçebileceği kadar özgür irade verilmiş biri. Şu andan yıl sonuna kadar Kilise anlayışını yavaş yavaş değiştirebilme şansı tanınan biri. Kilisenin reforma ihtiyacı var. Kilise her zaman reform içinde olmuştur. Ve yeni durum Kilise’nin sonu da olmayacaktır. Kilisenin bir formu, bir şekli, her hangi bir şekilde devamını sürdürecektir çünkü Kilisenin içinde iyi inançlı, iyi insanlar da bulunmakta.  
LW: Doğru.
AB: Ve sadece geleneksel olarak bulunanlar da var, ve bu geleneksel olanların arasında eğreti ruhlar, gerçekten ruhsal amaçlı olmayıp sadece geleneksel olanlar var. Reformlarda  çözüme kavuşması gereken konular içinde, sübyencilik ve banka konuları var. Aynı zamanda bütün bağımsız hükümetler ve dinlerin hükümet gibi işleyen yapılarında olan yolsuzluk, yakınlarını kayırma konuları da var.
LW: Ohh.....  Kesinlikle!
AB: Dini oterite ve yönetim mahalli kiliselere geri dönecek. Yörel papazlar topluma inançlara uygun servis verebilecek. Şu anda bu servis devlet kurumu gibi , ‘bu şekilde yapacaksın veya seninle ilişkiyi keseriz’ direktifi ve baskısı altında yapılmakta.
LW: Vatikan’ın bunca yıldan beri sakladığı gizli sırlara ne olacak.
AB: Oldukça büyük önemi olan konu. Propağanda için kurulmuş büyük kütüpaneler var. Baskı altında kalmaları halinde, bu tür sahte kayıtların olduğu kütüphaneleri açacaklar. Sorulacak soru ise şu; Papa gerçek kütüpaneyi açacak mı? Veya gerçek kütüphane nerede? Gerçek kütüphane şu andaki gerçekliğin dışında. Dünya dışı teknolojisini şu anda göremediğimiz gibi gerçek kütüphaneyi de görememekteyiz. 5.283 ayrı Cins’ten oluşan ve birlik ve beraberlik içinde çalışan İyi Varlıkların oluşturduğu büyük bir güç, burada, şu anda karantina oluşturmuştur. Karantina, insan DNA’sı ve Dünya insanının ticaretini yapan yerlerin etraflarında gözle görülmeyen savunma sistemleri oluşturarak büyük gemilere ışınlama yolu kullanılarak yapılan ticaretin önüne geçmekte. Bu yolla çok sayıda füze sistemleri çalışamaz hale getirildi, çok sayıda TR3B üçgen şeklindeki gemiler ortadan kaldırıldı, çok sayıda yeraltı merkezleri boşaltılıp olumsuz teknolojiler ortadan kaldırıldı. Karanlık güçler başlarına neler geleceğini bildiklerinden onlar için hayati önemi olan çok sayıda teknolojiler ürettiler, Dünya’daki görünmeyen ileri silah sistemleri bir bir ortadan kaldırılmakta. Gerçek Vatikan kütüphanesi de bir muamma, gerçekliğin dışında, nerede olduğunu sadece Vatikan’daki ruhsal kontratları elinde bulunduranlar bilmekte.   
LW: Wow.....Şu anda gördüğün aynı anda, aniden ortadan kayboluyor!
AB: Fakat başka kütüphaneler de var. Sadece Vatikan değil.... gördüğün gibi bu başka bir pisikolojik oyun. Çinlilerde var, Ruslarda var, Avusturalyalılarda var. Kütüphanelerin var olduğu, o dönemlerde geleceği görenler tarafından kristallerde olana Akaşik kayıtlara yazılmıştır.
LW: Gerçeğin daha sonra ortaya çıkarılması için yazılmış....
AB: Kesinlikle.
LW: Gerçekliğin dışında, ulaşılamaz yerlerde saklansa bile sonunda gerçek hiç bir zaman gizli kalmamakta.
AB: Doğru.
LW: Çünkü Orijinal Akaşik kayıtlar yok edilememekte.
AB: Hayır. Kayıtlarda değişiklik yapılamaz, satırların üzerleri siyah kalemle karalanıp düzenlenmiş nüshası olabilir.
LW: Bu nasıl olur?
AB: Ruh, Akaşik kayıtlarının bazı bölümlerini isteyerek tekrar gözden geçirip rutuş yapabilir, dolayısı ile seni scan yapan sistem senin doğum sürecini görmek istediğinde karalanmış satırlar üzerinde dolaştığından data’nın tuhaf olduğunu görüp anlamakta güçlük çeker. İşlemi yapan yapay zeka olduğundan, hazırlanan rapor ne olduğunu tespit için bir sonraki aşamaya, oradanda daha sonraki aşamaya  gönderilir. Ne olduğunu anlaşılamaz ise, o dönemde çılgınca bir şeyin olduğu kanısına varılır, dolayısı ile işlem burada biter. Akaşik kayıtlardaki bu tür düzenlemeler kamufle amaçlı yapılır. Bazen de senin kayıtlarının bir kısmını saklayabilen varlık senin üzerinde eğemen bir irade kurduğundan dolayı bunu başarabilmiştir. Bu varlık bir noktada senin üzerinde baskın olmuş ve sen bu noktada özgür iradenden vazgeçmişin. İradeni geri kazanman uzun sürdüğünden dolayı kayıtlarının bir parçası silinip reenkarnasyon döngüsüne tıkılıp kalmışın. Bununda anlamı, öldükten sonra sadece birkaç saat astral dünyada kalıp tam olarak tüm yaşamlarını gözden geçirme imkanı bulmadan, kıçına bir tekme vurulup tekrar Yeryüzü'ne geri gönderilmek. Kayıtlarının bir kısmı bu şekilde saklanıldığından dolayı, kontratlarını düzeltme şansın hiç olmamakta.      
LW: Evet anlam kazanmakta....Bundan dolayı çok sayıda insan....
AB: Reenkarnosyana döngüsüne tıkılmış durumda.
LW: Tamamen tıkılmış durumdayız...Ve bu kısır döngü yapay zeka tarafından kontrol edilmekte ve....
AB: Meşhur Cin’ler.....karar verenler... kimin göçmen olacağı, ve kimin bebek olacağı konuları, bu varlıkların yaptığı en önemli iş bu. Yüksek titreşime sahip olan ruhların Dünya’ya gelip gelemeyeceği konusunda karar veren onlar. Fakat Dünya’ya gelmek için arka kapılar da var, ben bu kapıları kullanarak Dünya’da bedenlendim. Sistemlerinin kurallarını yıkarak yeryüzüne geldim. Birçok Ruh da arka kapıları kullanarak gelmekteler. Cinler de durumun farkında, bundan dolayıdır ki 80’lerde İndigo ve Kristal çocukları ortadan kaldırmak istediler; bu kadar çok autistic çocukların olmasının nedeni budur, aşılar geliştirilip bu tür insanlığa hizmet için burada olan çocukların işlevleri engellenmekte. Yüksek frakanslı Ruhların yeryüzüne gelmeleri sistemdeki boşluklardan dolayı engellenemediğinden, Yeryüzü’ne geldikten sonra işlevleri değişik yollar ile engellenmekte.    
LW: Arkon'lar nerede kalırlar?
AB: Astral Alemlerde. Mahkeme sistemi bulunmakta. Göçmenlik sitatülerini belirleyen mahkemeleri var. Arkon'ların ana görevi bundan ibaret.
LW: Doğal enkarnasyon sürecini düzenleyen onlar olmamalı, bu süreç organik olmalıdı...
AB: Düzenleyen Toprak Ana’nın içgüdüleri olması gerekir.
LW: Evet...
AB: Havada asılı şehirlerin Kuzey Kutup’unda bulunan Toprak Ana’ın Rüya-Alemi içindeki etkileşimleri sonucu oluşan karar mekanizması, enkarnasyon sürecini belirler. Ancak orada havada asılı şehirler yok artık.
LW: Kuzey Kutubunda?
AB: Sadece Yeryüzünün bir parça Rüya-Alemi var. Uzun süreden beri düşük vibrasyonlu Ruhları Yeryüzüne yerleştirerek, Yeryüzünün bilinci sınırlandı. Uzayın yoğun (karanlık, düşük) enerjisi olan bölümlerinden geçerken, Yeryüzü’nün durumun oluşmasını engellemek için yapacağı pek bir şey yoktu. Yeryüzü üzerinde yaşam barındırmak zorunda, düşük vibrasyolu olsalar bile üzerinde oluşan yaşamları beslemek zorunda. Karanlık güçler gezegenlerin nasıl büyüdüğünü, nasıl yükselip gerilediğini iyi bildiklerinden Yeryüzü’nün durumunu kendi çıkarları doğrultusunda kullandılar.
LW: Ne kadar süreden beri Arkon'lar Yeryüzü’de bulunmaktalar, 52 Milyon yıl geri gitmekte mi..?
AB: Eh.. 490.000 yıl önce, Galaksi Yükseliş Makinası kurulduğu zaman ki, böylelikle 66 ana dramayı çözüme ulaştırmaları mümkün oldu.  Arkon'lar 383....385.000 yıl önce belirdi – tarafsız kişiler atıldıktan sonra. 15 Varlık Tanrı olduğunu sanan fakat kontrol edilebilen varlıklardan oluşan bir sisteme ihtiyaç gösterdiler.... kontrol edilen varlıklar olmalarına rağmen, kendilerini Tanrı gibi gören bu Arkon'lar yönetildiklerinin farkında olamamaktalar. Arkon'ların büyük bir bölümü yüksek vibrasyona sahip olup Oterite ve Kontrol Sisteminin hakim olduğu başka bir gezegende yakalanıp, teknoloji merkezlerine getirildi, bedenleri yok edildikten sonra vibrasyonları Birlik Bilinci düzeyine kadar aniden yükseltilerek oluşturulan yapay zekanın telkiniyle, kendilerinin Tanrı olduğu bilinçlerine yerleştirildi. Daha sonra enerjiden oluşan küçük toplara yerleştirilerek uzaya atılıp bizim astral Alemine zorla enkarne edildiler.
LW: Wow....
AB: İki yaşına geldiklerinde uyanıp, ben Tanrıyım demeğe başlarlar. Fiziksel yaşamları sürecince kendilerini Tanrı gibi görüp yaşarlar, fiziksel yaşamları sona erdiğinde Astral Dünyaya getirilirler, hala Tanrı olduklarına inanmaya devam ederler, Oterite ve Kontrol Sistemi tarafından Mahkeme sisteminde göreve alınıp, kimin Yeryüzünde bedenlenip bedenlenmeyeceğine karar verirler. Şartlar ve Koşullar altında kontratlarımıza küçük karekterli yazılar ile ekleme burada yapılır. Yeryüzü’ne gelmek için kuyrukta bekleyen Ruhlar var, gerçekten çok uzun bir kuyruk, 52 Arkon’dan oluşmuş kurul kontratları okuyup, şartlar ve koşulları eklemekle görevli. Senin kimi aradığına bakmaktalar; anneni mi, babanı mı, kızlarını mı, ilk okul öğretmeni mi, ilk aşkını mı, ilk boşandığın kişiyi mi, 11. boşandığın kişi mi .......  ve sizin kontratlarınıza küçük karakterli yazılar ile yazılmış kötü alışkanlıklar eklenmekte, dolayısıla alışkanlıklarınla meşkul olmaktan dolayı bağımsızlığını aklının ucuna dahi gelmemekte.
LW: Gerçekten; öyle ise, sizi kalıplar içine yerleştirip bağımlılıklar verip düşkün hale getiriyorlar....
AB: Kötü ilişkiler v.b...
LW: Kötü ebeveyn, sübyancılık, ...v.b.
AB: Evet.
LW: Tamam, peki ne tür varlıklar bu Arkon'lar?
AB: Büyük bir kısmı 5. Boyut, diller kullanılarak bazı şeyleri tam tarif etmek pek mümkün olmuyor, Göçmenlik mahkemesinde görev yapan 52 Arkon’un dışındakilerin çok büyük kısmı 4. Yoğunlukta, 5. Yoğunlukta veya 7. Boyuttalar. Oldukça Güçlüler. Ancak zorla, yapay olarak bu seviyelere getirildiler, bu seviyelerde sürekli kalamazlar. Arkon'lar ateşin sönmesi gibi gerçekten yavaş yavaş enerjilerini kaybedip sönmekteler, dolayısı ile görevdekiler sık sık değiştirilmekteler.   
LW: Açıkcası, Arkon'lar 15 Varlığın altında bulunmaktalar....
AB: Doğru.
LW: Oyunu götüren onlar..
AB: Seçilip oyuna sokuldular, yönetilmekteler. ‘Kovan Bilinç’liler, tanrı olduklarını bilinçlerine yerleştiren 15 Varlık tarfından yönetilmekteler - ancak tanrıların bile vicdanı vardır...(bunların yok), kulaklarına söylenilen bu küçük fısıltı, bilinçlerine yerleşmiş......
LW: İyi Arkon'lar var mı?
AB: İyi Arkon'lar var. Saflarını değiştirmiş olanlar.... ah, bir çoğu göçmenlik mahkemesinden alınıp görevlerine son verilmiştir, ne var ki arka kapıları gösterenler bunlardır, ‘bu işi daha fazla götüremeyeceğim, benim yaşadığım gezegen milyonlarca yıl önce özgürlüğüne kavuştu ve hala geri dönemiyorum’ diyenlerde bunlardır. Tamam onlar da durumumuzdan sorumlu ama çok büyük çoğunluğunu affetmemiz gerekir, bunu mutlaka yapmalıyız, Affetmeler hali hazırda çok büyük ölçülerde oldu zaten. Ama bazılarıda var ki affedilmeleri mümkün değil..
LW: Mesela?
AB: 15 ÇokBoyutlu Varlıklar ve bazı sadık hizmetkarları ve onların altlarında olan heybetli yaratıcılar. Biliyormusun, bu Varlıkların üstesinden gelmek pek kolay olmayacak. Onları tutuklama zamanı geldiğinde mahkemeler kullanılacak, mahkemeler hali hazırda yozlaşmış durumda. Bu mahkemeler kullanılmamalı, dava Ruhsal Mahkemelerde görülmeli... Bu mahkemeleri ‘Adaletin Ruhsal Mahkemeleri’ olarak atlandırıyorum. Bu mahkemede, herkezin anlaması için bütün tarih tarafsızlık içinde sesli okunacak: Bu varlık bunu bunu yaptı, bu varlık 5.000 yıl boyunca sübyenciliği yapan kişi denmeli, dinleyen herkeze, aman Tanrım! dedirtecek kadar açık ve tarafsız mahkemeler. 
LW: uhh, uhh.... Doğru.
AB: Adaletin Ruhsal Mahkemelerinde görülen davalar sonucunda suçlular, Galaksinin Merkez Güneş’ine geri dönüşüm için götürülecek. Astraea! Antik Adalet Tanrıçası.
LW: Orası 2. Ölümün olduğu yer mi?
AB: Evet. Ruhsal Geri Dönüşüm (Kaynak’a dönüş).
LW: Yani sen tekrar diriltilebilirsin.....Milyonlarca sene Tanrı rolünü oynayan kimse yok edilip tekrar Kaynak’a malzeme olabiliyor. Bu da 2. ölüm oluyor and bu da neden, ihtimalen........
AB: Korku.
LW: Evet bu olabilir.
AB: Ve bu korku bazı Arkon'ların Tam Karanlık güç olmalarını engelliyor, benim ’Alacakaranlığın Savaşçısı’ satatüsü dediğim...... İyi olmaları halinde bile hala kötü. Her iki tarafta oynuyorlar, bunu amacı ise; aydınlığın ikilemin derinliklerinde olduğunu bilmeleri. Eğer oynamaya devam etmeleri halinde çoğu  ‘İçine-Girilmiş’ yapılar haline gelecekler.
LW: Bunun olmasını mı istiyorlar?
AB: Evet, çünkü durumlarından kurtulmak.....
LW: Rollerini bırakmak istiyorlar, değil mi?
AB: Oyunda olmak istemiyorlar artık.
LW: Belkide bütün herşeyden bıkmış da olabilirler....
AB: Bıtkınlıktan da öte..... yapışıp kaldılar!
LW: Yapışmak......Sanırım ... herbirimiz yapışıp kaldık. Herbirimiz gerçekten takılıp kaldık!
AB: Yapıştık (başı ile onaylayarak). Mevzuniyet sınıfları yok.......
LW: Teknik açısından bakıldığında, sanırım şu an oluşan bütün zamanların en kalabalık mezuniyet sınıfı!
AB: Doğru.
LW: Çok uzun süreden beri mevzun verilmediğine göre...son sınıf öğrencilerin sayısı da yüksek...Döngünün sonuna geldik gibi.
AB: Eveeet....ve buraya gelmek için Ruhlar birikmiş, sırada beklemekte vede mevzuniyetimizden önce Ruh-Akrabaları ile görüşmek istemekteler....
LW: Ahhh... öyle mi....
AB: Bu da işin öteki yanı.
LW: Hıımmmm.
AB: Zaman-Akımları savaşlarına geri dönelim: Atlantis ve Lemuria – tam olarak Lemuria’yı bitirmedik; Kısaca, Lemuria kuruldu.. zaman – akımları arası sıçramalar yapıyor; sanırım bahsetmekte fayda var, Lemuria’nın son gerileme döneminde Lemuria ve Atlantis birbirleri ile savaşa girdiklerinde aynı Cins Varlıklar olduklarının farkına bile varmadılar.
LW: Mnnn...wow.
AB: Tamam? Dolayısı ile son gerileyip batışında, nufusunu geleceğe taşımak istediler, o anda Lemuria – Atlantis savaşı başladı, çünkü tüm kıtayı bulundukları zamanın dışına alıp aynı zaman akımının bir başka yerine yerleştirdiler, bunu yapabilmekteyiler, Tüm kıtanın yeri değişti, yılda birkaç santim değil, aniden kıtanın yeri değişti. Buraya götürmek istiyorum dendi ve götürüldü, götürülen yerdeki gerçeklik te duruma uyum sağladı, çünkü enerji ağına da hakimdiler, dolayısı ile tüm ayarlamaları kolaylıkla yapabilmekteydiler. Atlantis yaşadığı zamanda aniden bir kıtanın belirmesinden hoşlanmadı, kendilerini Zaman-Akımı savaşlarının içinde buldular, politik, sosyal, ruhsal, teknolojik kafa atmalara başladı. Bu tür kafa tutmalar savaş bile sayılamayacak kadar önemsizlerdi. Kıtanın yer değiştirmasi ile Atlantisin yaşadığı zamana gelen Lemuria halkı Atlatis toplumu içinde uyum sağladı, ta ki Atlantis politik zirveye ulaşıncaya kadar. Şimdi, hatırlayalım: ruhsal işkal yozlaşmayı beraberinde getirir, düşük yoğunluktaki insanlar politikada, bilimde ve teknolojide aktif olurlarsa tam doruğa ulaşmak mümkün olmaz. Gelen Lemurialılar gelir gelmez Atlantisliler ile birleştiler ve başka yerlere gitmek için Dünya’dan ayrıldılar, Bu durum Dünya’nın doğal hali, göçmen alıp göçmen vermek. Medeniyetlerin batışlarında esas olan toplumun çok büyük bölümünü batışın etkilerinden uzaklaştırmaktır. Lemuria’nın batışı bilinmekteydi, yine de batışın engellenebileceği konusunda umutlar vardı. Batışı bilen çok sayıda insan Birlik Bilinci Gücünü ve Işınlama sistemlerini kullanarak vede zaman yolculuğu aracı yaratarak havada asılı şehirlerini geleceğe taşıyabildiler. Olumsuz güçlerin enkarnosyonlar yolu ile Dünyayı işkal etmelerini engellemek için yüksek enerjili Lemurialılar Dünya’yı tekrar tohumlama imkanı buldular.
LW: Evet, fakat havada asıl şehirler artık yok dediniz?
AB: Şimdi. Bu şehirlerin Kuzey Kutubunda bulunmaları yasaklandı. Atlantis’in 3 yükselişi ve 3 gerilemesi gibi Lemurnia’da da aynı durum görüldü, Uzayın Aydınlık(hafif) kısmından Karanlık(yoğun) kısmına, sonra Karanlık kısımdan Aydınlık kısma....  geçişlerden dolayı bu durum kaçınılmazdı. Atlantis medeniyetinin zirveye ulaştığı zamanlardaki tüm çabası, Zaman Akımları Savaş’larının sonucundaki istilayı önlemekti. Bu konuda yapılabilenecek her şeyi yaptılar. İlk yükselişinde, binlerce yıl başkalarının kıçını tekmelersen başına gelecek olan şey, içlerinden deliye dönmüş olanlar, aynısını sana yapmak için geri gelecek. Atlantis kitleler halinde saldırgan göçmenler tarafından istilaya uğradı (enkarne ve göçmen olarak). Bir taraftan bu negatif varlıklar, diğer taraftan Lemuria’dan gelenler Atlantis’i güçsüzleştirdi, zamanın bir başka yerinden gelen Lemurialılar, milyonlarca yıldan beri kayıp olan Ruh-Akrabaları ile birleştiler, düşünün bu çok sayıda kayıp Ruhların tümü bu matrikse geliyor. Gelen bu göçmenlerin çoğunun Dünyaları imha edilmiş, harap olmuş, dolayısı ile gelenlerin sağlık durumları iyi olmayıp tedaviye ihtiyaçları vardı. Lemurialılar Atlantislilerle çifleşerek ‘Şifacı’lar oluşturdular. Arcturian’lılar ve Orion’lılar ve de Pleiadian’lılar’dan gelen şifacılar oldu, çünkü milyonlarca değil, milyarlarca şifacıya ihtiyaç vardı.
LW: Vay be......
AB: Bu olay da Galaksi Şifacı Toplumu’nun Dünya’lar arısında paşlaşımını başlattı....Atlantis medeniyetinin ilk doruğa ulaştığında oldu. Atlantisin ilk imha edilme sürecindeki gerçek amaç, zaman akımı düzeyinde ‘gerçeklik kontrolu’ idi. ÇokBoyutlu 15 Varlık, ölümcül Asteroid’leri Yeryüzü'ne yönlendirip şehirlerdeki milyarlarca insanı ve teknolojileri imha ettiler. Hali hazırda Milyonlarca, Milyarlarca insan Yeryüzü’ne göç ettiğinden 15 Varlık, kırılan cam kırıklarını toplayıp, başka bir değişle toplumda temizlik yapıp, toplumu hızlı bir şekilde yenilediler. Amaçları doğrultusunda bunu gerçekliştirdiler, büyük sayılara ulaşan göçmenleri burada kıstırıp sömürmek. Göçmen dalgalarının arkasının kesilmeyeceğini bilmekteydiler, aynı durumu belirli aralıklarda tekrarladılar, Yeni göçmenlerin geldiği zamanlarda büyük felaketler yaratıp hali hazırdaki toplumun büyük bir bölümünü imha ettiler.
LW: Tabi ki bu da çok sayıdaki mecazi hikayelerin gerçek olduğunu gösteriyor, bildiğimiz büyük su baskınları, yangınlar,meteor çarpmaları v.b.
AB: İmha, travma sonrası stresi Ruhta kalıcı olarak bıraktı. Atlantisin batışına dair büyük propagandalar yapmaya başladıklarında, su baskını, Nuh’un felaketi gibi, ruhumuzdaki korkuyu uyandırmaktalar, çünkü hepimiz imhanın olduğu zamanda da buradaydık.
LW: Kısa bir ara verip bıraktığımız yerden başlıyacağız...
AB: Atlantis’ten.
LW: Atlantis’ten... Tam olarak!
AB: Başkent şehirlerden, Yeryüzü içindeki boşlukta olan Dünya ve Agarta ağı'ndan bahsedeceğim.

LW: Mükemmel.....bende bunları sormak istemiştim.
Çeviren Naci Gülşan