Akara
Mantisleri
"Peygamber
devesi" (Praying Mantis) veya "Mantisler" olarak bilinen bu
gizemli dünya dışı varlıklar kimlerdir? Kaçırılma vakalarına dair raporlarda
sıkça karşımıza çıkarlar; pek çok tanık onları, peygamber develerini andıran,
uzun boylu, insansı böcekler olarak tarif eder. Edindiğim bilgilere göre bu
varlıklar kendilerine "Akara" diyorlar. Kökenleri, Dünya'dan yaklaşık
28 milyon ışık yılı uzaklıktaki Sombrero Galaksisi'dir (Messier 104).
Tarihçelerini ve üstlendikleri rolleri daha ayrıntılı bir şekilde ele aldığım
*The Seeders* (Ekenler) ve *A Gift from the Stars* (Yıldızlardan Bir Hediye)
adlı kitaplarımda onlardan bahsediyorum. Akara varlıkları üç temel genetik
soydan oluşur:
• Yeşil Mantisler
• Beyaz Mantisler
• Siyah Mantisler
Her grubun
kendine has özellikleri ve tarihsel bağlantıları vardır.
Yeşil
Mantisler
Yeşil
Mantisler, kaçırılma vakalarında en sık rapor edilen türdür. Uzun, yeşil karın
bölgeleri vardır; bazı bireylerin kanatları da bulunur. Tarih boyunca
genellikle "Gri" (Gray) dünya dışı varlıkların genetik programlarıyla
ilişkilendirilmişlerdir. Büyük gözlerinde, sürüngenlerinkine benzer dar ve
dikey göz bebekleri bulunur; ancak daha nadir görülen bazı türlerinde,
sineklerinkine benzer, yansıtıcı ve bileşik göz yapısı mevcuttur.
Beyaz
Mantisler
Beyaz
Mantislerin de Gri grupların yanı sıra, özellikle Zeta Reticuli ve Nebu
soylarıyla bağlantılı olan bazı Sürüngen (Reptilian) fraksiyonlarıyla birlikte
çalıştıkları rapor edilmiştir. Çeşitli Mantis ırkları arasında en aldatıcı
olanlar bunlardır.
Siyah
Mantisler
Siyah
Mantislerle daha seyrek karşılaşılır. Genellikle diğer iki soya kıyasla
evrimsel açıdan daha gelişmiş oldukları kabul edilir. Edindiğim bilgilere göre,
Mars'a çeşitli böceksi (insectoid) medeniyetlerin getirilmesinden sorumlu olan
ilk "tohumlayıcı" gruplar arasında yer alıyorlardı. Mars'taki her
böceksi varlık Akara soyundan gelmez; başka bir galaksiden gelen ve
"Karınca İnsanlar" (Ant People) olarak adlandırılan Ashai gibi diğer
türler de bu kadim kolonileşme çabalarına katılmışlardır.
-Siyasi
Bağlılığı Olmayan Bilim İnsanları
Akara'larla
ilgili en çok yanlış anlaşılan konulardan biri, onların motivasyonlarıdır.
İnsanlar genellikle onların doğuştan iyi ya da kötü niyetli olduklarını
varsayarlar. Gerçek ise çok daha farklı bir tablo ortaya koyar. Akara'lar, her
şeyden önce bilim insanıdırlar. Başlıca ilgi alanları şunlardır:
• genetik
• bilinç
• boyutlar arası fizik
• ileri teknoloji
Araştırmalarına
devam etmelerine olanak tanıdığı sürece, pek çok farklı medeniyetle iş birliği
yapmaya isteklidirler. İnsanların aksine, durumları bizim iyi ve kötü kavramlarımıza
göre değerlendirmiyor gibi görünürler. Etik çerçeveleri temelden farklıdır. Bu
durum, neden bazılarının "Gri" (Gray) gruplarla çalışırken,
diğerlerinin çok daha farklı medeniyetlerle iş birliği yaptığını açıklar.
Şahsen, Komutan Thor Han yönetimindeki Excelsior (XLR-6 SOL) uzay istasyonunda
görev yapan Meisha adında bir Akara tanıyordum. Onunla ilk karşılaştığımda
dehşete düşmüştüm. Son derece uzun boylu ve heybetliydi; ancak beni en çok
etkileyen şey dış görünüşü değildi. Bilincimle bir bağ kurdu. Bunu yaptığı
anda, daha önce hiç hissetmediğim türden bir deneyim yaşadım. Sanki onun
farkındalığı aynı anda birden fazla gerçekliğe uzanıyordu. Baş döndürücü bir
hisse kapıldım; sonsuz, çok boyutlu bir girdabın içine düşüyormuş gibiydim. Bu,
bugün Akara'ların "boyutlar arası algısı" olarak adlandırdığım şeyi
ilk doğrudan deneyimleyişimdi. Fiziksel bedenleri tek bir noktada bulunsa da,
bilinçleri aynı anda birden fazla gerçekliği algılayabiliyor gibi
görünmektedir.
Akara'lar,
olağanüstü psişik yeteneklere sahiptirler. Buna bir örnek, Tony Rodrigues'in
*Ceres Colony Cavalier* adlı kitabında yer alır; yazar burada Mars'ta bu
varlıklardan biriyle yaşadığı karşılaşmayı anlatır. Anlattığına göre, bu varlık
(Mantid) onun anılarını, alternatif zaman çizgilerini ve bilincinin çeşitli
yönlerini son derece net bir şekilde, anında algılamıştır. Onların algılama
biçimi, alışılagelmiş telepatinin çok ötesine geçmektedir. Akara'lar,
kraliçeler tarafından yönetilen, son derece organize "kovan" tipi
medeniyetler içinde yaşarlar. Bireylerin çoğu, yaşamları boyunca kovan
bilincine bağlı kalırlar. Ancak bazıları kovandan ayrılabilir. Meisha da böyle
bir bireydi. Kovandan ayrıldıktan sonra çok daha bağımsız hale gelmiş olsa da,
doğuştan gelen psikolojisi hâlâ derin bir sadakat bağına ihtiyaç duyuyordu. Bir
kovan kraliçesine bağlı olmak yerine, bu içgüdüsel sadakatini Yüksek Komutan
Denethor'a yöneltmişti. Bu durum, onun neden sürekli olarak onun yanında
kaldığını ve ona karşı yoğun bir koruma duygusu sergilediğini açıklıyor.
-Kaçırılma
Senaryolarındaki Rolleri
Raporlarda,
"Mantid" (peygamberdevesi benzeri) varlıkların kaçırılma
deneyimlerinde yer aldığı sıkça dile getirilir. Anladığım kadarıyla, bu
durumların bilimsel gözlem ve genetik araştırmalar için fırsat yaratması nedeniyle
orada bulunuyorlar. Tekrar belirtmek gerekirse, eylemlerinin altında yatan
nedenin zalimlik olduğuna inanmıyorum. Aksine, işlerine bilimsel bir mesafeyle
yaklaşıyorlar. Temel motivasyonları meraktır. Psikolojileri, bizimkinden
oldukça farklıdır.
-Zihinsel
Yansıtma Ustaları
En dikkat
çekici yeteneklerinden biri, son derece ikna edici zihinsel yansımalar
(projeksiyonlar) yaratabilmeleridir. Bir "Akara", kişinin tamamen
gerçek olduğunu hissedeceği, içine girebileceği psişik bir ortam oluşturabilir.
Kişi, bambaşka bir yerde olduğuna, tamamen farklı koşullar altında başka
insanlarla etkileşime girdiğine inanabilir. Bu illüzyon o kadar inandırıcı
olabilir ki, gerçeklikten ayırt edilemez hale gelir. Bu yetenek aynı zamanda
dış görünüşü gizlemek veya algıyı manipüle etmek için de kullanılabilir.
Mantidlerin boyutlar arası bir bilinçleri vardır; yani çevrelerine, sizin
gerçek ve fiziksel bir gerçeklikmiş gibi deneyimleyeceğiniz holografik bir
illüzyon yansıtabilirler. "Örtme anıları" (gerçek olayların üzerini
örten sahte anılar) yaratma konusunda son derece yeteneklidirler.
"Çok
Özelsin"
İddia edilen
bazı temas deneyimlerinde sürekli karşılaşılan bir kalıp, şu mesajdır:
"Özelsin."
"Seçildin."
"Diğer
herkesten daha gelişmişsin."
"Olağanüstü
güçlere sahipsin."
Bence bu tür
mesajlara her zaman temkinli yaklaşılmalıdır. Bir kişi, benzersiz bir öneme
sahip olduğuna inandırıldığında, yabancı varlıklara güvenmeye veya normalde
sorgulayacağı deneyimlere rıza göstermeye daha meyilli hale gelebilir. Eğer bir
Akara, daha az iyi niyetli gruplarla birlikte çalışıyorsa, bu tür bir
psikolojik manipülasyon; insan algısını ve davranışlarını etkilemek için güçlü
bir araca dönüşebilir. Yaratılan illüzyon tamamen gerçekmiş gibi
hissedilebilir. İşte bu yüzden, ayırt etme yetisi (sağduyu) son derece
önemlidir.
-Doğalarını
Anlamak
Akara'ları
doğuştan kötü varlıklar olarak görmüyorum. Onlar sadece insan değiller. Etik
anlayışları, psikolojileri ve bakış açıları, bizimkinden çok farklı bir şekilde
evrilmiştir. Bireysel değil, kolektif düşünürler. Ahlaktan ziyade bilgiye
öncelik verirler. Eylemlerini anlamak istiyorsak, bu temel farkı kavramak
şarttır.
-Her Şeyin
Üzerinde Bir Ayırt Etme Yetisi
Öğrendiğim
önemli bir ders şudur: Gerçek anlamda gelişmiş medeniyetler, hepimizin aynı
Kaynak Yaratıcı’dan türeyen birer fraktal olduğumuzun bilincine vardıkları
için; egemenliği, kişisel gelişimi ve bireysel sorumluluğu teşvik ederler. Hiç
kimseyi bir başkasının üzerinde konumlandırmazlar. İnsanları, ruhsal açıdan
üstün olduklarına inandırmak için onları pohpohlamazlar. Eğer bir varlık, sizin
özel olarak seçildiğinizi, doğuştan diğerlerinden üstün olduğunuzu veya sahip
olduğunuz bu özel statü nedeniyle yönetmek üzere kaderlendiğinizi iddia
ediyorsa, bu mesajı dikkatle sorgulamak akıllıca olacaktır. Gerçek ruhsal
evrim; alçakgönüllülük, ayırt etme yetisi ve her bilincin kendi yolunda
ilerlediği anlayışı üzerine kuruludur.
Umarım bu
makale, bazı sorularınıza yanıt bulmanıza yardımcı olmuş ve beraberinde pek çok
yeni soruyu da beraberinde getirmiştir. İnsanlık, gerçeklerin açığa çıkması
sürecini yaşamaya devam ederken, insan dışı zekâların muazzam çeşitliliğini
anlamak giderek daha büyük bir önem kazanıyor. İster bizim gibi düşünen
medeniyetlerle, ister psikolojisi bizden kökten farklı olanlarla karşılaşalım;
en güçlü araçlarımız her zaman bilgi, eleştirel düşünme ve ayırt etme yetisi
olacaktır.
-Boyutlar
arası bilinç, biyolojik bilgi ve kadim bir böceksi medeniyetin sömürülmesine
dair olağanüstü bir anlatı
Araştırmalarımda
ele aldığım pek çok dünya dışı medeniyet arasında, "Akara Mantis"ler
oldukça büyüleyici bir yere sahiptir. Böceksi dış görünüşleri, sıra dışı bilinç
yapıları ve gerçekliğin çok boyutlu doğasına dair olağanüstü kavrayışları,
onları çoğu insansı türden ayırır. *A Gift From The Stars* (Yıldızlardan Bir
Hediye) adlı kitabımda, "Akara" (diğer adlarıyla Akari veya Akhara)
olarak bilinen bu kadim böceksi medeniyeti tanıtmıştım; bu varlıklar, Dünya’dan
yaklaşık 28 milyon ışık yılı uzaklıktaki Sombrero Galaksisi’nden (M104)
gelmektedirler. Kitabımda, dış iskeletlerinin rengine göre yeşil, beyaz ve
siyah olmak üzere üç ana türlerini tanımlamıştım. Daha yakın zamanda, *Star
Nation News* röportaj dizim sırasında Kiily-Tokurt Ticaret Elçisi Jezya
tarafından paylaşılan bilgiler, bu varlıklara dair anlayışımıza yeni bir boyut
kattı: Akara’ların "Nebu Hâkimiyeti" (Nebu Dominion) ile olan
ilişkileri ve pek çoğunun köleleştirilmesine yol açan olağanüstü koşullar.
Aşağıdaki metin, Jezya’nın aktardığı bu yeni bilgileri, Akara’lar hakkında daha
önce yayımladığım verilerle bir araya getirmektedir.
-Bilgiyle
Şekillenen Kadim Bir Medeniyet
Akara’lar,
insansı medeniyetlerden temelden farklı bir psikolojiye sahiptirler. Onların
temel motivasyonları entelektüel niteliktedir. Bilgi arayışındadırlar;
Yaratılışın mekanizmalarını inceler ve kendilerini evrende var olan sayısız
yaşam biçimini anlamaya adarlar. Etik çerçeveleri, insanların iyi ve kötü
arasında yaptığı ayrımlarla birebir örtüşmez. Bunun yerine kararları;
çoğunlukla fayda, mantık, bilimsel fırsatlar ve bilgi edinme arayışı gibi
unsurlar tarafından şekillendirilir. Bu ayrım, bazı Akara bireylerinin, insan
standartlarına göre son derece gayriahlaki kabul edilebilecek uygulamalara
sahip medeniyetlerin yürüttüğü genetik deneylere ve melezleme programlarına
neden dahil olduklarını anlamak açısından kritiktir. Ancak bu katılımları, tüm
Akara medeniyetinin aynı tarafta yer aldığı veya aynı bağlılıkları paylaştığı
sonucuna varmamıza yol açmamalıdır. Kimileri Orion kolektifleri ve Gri
gruplarla çalışırken, diğerleri Galaktik Dünyalar Federasyonu ile iş birliği
yapmıştır. Medeniyetleri geleneksel olarak anaerkil yapıda ve kolektif bir
bilinçle örgütlenmiş olarak tanımlanır; ne var ki bu kolektif yapının doğası,
Nebu ile ilişkilendirilen yapay "kovan" yapılarından oldukça farklıdır.
-Akara ve
Çok Boyutlu Bilinç
Akara'ya
atfedilen en dikkat çekici özelliklerden biri, boyutsal gerçeklikle olan
ilişkileridir. *We Will Never Let You Down* (Sizi Asla Yarı Yolda
Bırakmayacağız) adlı eserimde, Galaksi Federasyonu'na ait bir istasyondaki
teknolojik araştırma laboratuvarında Komutan Denethor ile birlikte çalışan,
yaklaşık sekiz fit (yaklaşık 2,4 metre) boyunda, yeşil renkli Meisha adında bir
Akara ile karşılaşmamı anlatmıştım. İlk tepkim, yoğun bir korku hissi olmuştu.
Denethor, Meisha'nın varlığının, onun çok boyutlu bilinciyle bağlantılı olan ve
"doğal bir bozulma alanı" (distortion field) olarak adlandırdığı bir
etki yarattığını açıkladı. Bu durum, mutlaka bir düşmanlık belirtisi değildi;
aksine, onun varlığının olağanüstü doğasından kaynaklanan bir etkidir. Daha
sonraki açıklamalarda, fiziksel olarak birden fazla boyutta bulunmak ile
fiziksel olarak tek bir boyuta demirlemişken bilinci farklı boyutsal
gerçekliklere genişletmek arasındaki farkı ortaya koydum. Bu ayrım önemlidir;
çünkü Akara'nın yetenekleri, bilinç, frekans ve gerçekliğin yapısına dair sıra
dışı kavrayışlarıyla yakından bağlantılı görünmektedir.
-Jezya'nın İfşası: Nebu, Akara'yı Nasıl Köleleştirdi?
Büyükelçi
Jezya ile yaptığım görüşmeler sırasında, Nebu Egemenliği'nin Akara'nın kolektif
bilincine nasıl sızdığını anlattı. Jezya'nın aktardığına göre Nebu, "kovan
zihni" (hive-mind) yapılarının manipülasyonu, asimilasyonu ve kontrolü
konusunda ciddi bir uzmanlık geliştirmişti; bu bilgilerini, Akara'nın kolektif ağına
sızmak ve bu varlıkların büyük bir kısmını kontrol altına almak için
kullandılar. Bu, sadece bireylerin ele geçirilmesi değil, tüm bir bilinç
yapısının başka bir medeniyetin çıkarları doğrultusunda boyunduruk altına
alınması girişimiydi. Nebu'nun amacı, yalnızca bir iş gücü elde etmekten ibaret
değildi; Akara'nın evrene dair sahip olduğu olağanüstü bilgi birikimine de
erişmek istiyorlardı. Ancak Jezya, Nebu'nun öngöremediği temel bir engelden
bahsetti: Çalamadıkları o Bilgi... Akara'nın biriktirdiği bilgiye, yalnızca
kolektif bilinçlerine bağlanarak veya onu kontrol ederek ulaşmak mümkün
değildi. Onların gerçekliği kavrayış biçimleri, fiziksel biyolojik yapılarıyla
derin bir bağ içindeydi. Başka bir deyişle Nebu, Akara'nın kovan ağını kontrol
edebiliyor olsa da, bu ağın içinde barınan bilgiyi yorumlama veya yeniden
üretme yeteneğini kazanamamıştı. Bu ayrım oldukça dikkat çekicidir. Bu,
geleneksel teknolojik araçlarla kolayca indirilemeyen, aktarılamayan veya elde
edilemeyen bir bilgi biçimine işaret eder. Söz konusu bilgi, ona sahip olan
varlıkların biyolojik doğasından ayrılamaz nitelikteydi. Jezya’nın açıkladığı
üzere, bu bilgiye erişebilmek, uygun bir Akara fizyolojisine sahip olmayı
gerektiriyordu. Dolayısıyla Nebu, paradoksal bir durumla karşı karşıyaydı:
Akara’yı köleleştirmiş olmalarına rağmen, onlara bağımlı kalmaya devam ettiler.
Kurdukları tahakküm, arzuladıkları bilgi üzerinde bir hakimiyet sağlamalarına
yetmedi. Bu, belki de Jezya’nın anlattıklarındaki en önemli ifşadır; zira
belirli bilinç ve bilgi biçimlerinin, deneyimlendikleri biyolojik mimariye
temelden bağımlı olabileceği ihtimalini ortaya koyar.
-Nebu Neden "Mantis" (Peygamber Devesi Benzeri) Varlıklara İhtiyaç Duydu?
Bu
tanıklığın doğurduğu sonuçlar, tek bir dünya dışı medeniyetin tarihinin çok
daha ötesine uzanır. Jezya’nın açıklaması, Nebu’nun faaliyetlerinin daha geniş
çerçevesi içinde değerlendirildiğinde, Akara’nın son derece değerli bir kaynak
olduğu görülür. Onların çok boyutlu bilinç, biyolojik sistemler ve Yaratılış’ın
daha derin mekanizmaları konusundaki uzmanlıkları, Nebu’nun kendi kapasitesini
aşan bilimsel programlara katkı sağlayabilirdi. Ancak bir medeniyeti
köleleştirmek, onun zekasını da ele geçirdiğiniz anlamına gelmez. Akara’nın
bilgisi, kolektif bilinçlerinin kontrolünü ele geçirerek öylece
sahiplenilebilecek bir şey değildi. Sonuç olarak Nebu, boyunduruk altına
aldıkları bu varlıklara bağımlı kalmaya devam etti. Bu durum ayrıca,
"Mantis" (peygamber devesi benzeri) formundaki dünya dışı
varlıkların; "Gri" (Gray) varlık kolektiflerini, genetik deneyleri ve
ileri teknolojik ortamları içeren anlatılarda neden yer aldıklarına dair ilginç
bir bakış açısı sunar. Ne var ki bu tür birliktelikler, her bir Mantis
varlığının sürece gönüllü olarak katıldığı anlamına gelmez; zira bazıları baskı
altında ya da Nebu tarafından dayatılan kontrol sistemleri dahilinde hareket
ediyor olabilirlerdi.
-Tüm
Mantisler Aynı Değildir
Tüm
Akara'ları tek bir kategoriye dahil etmekten kaçınmak önemlidir. Onların
medeniyeti; farklı grupları, bağlılıkları ve bilinç seviyelerini kapsar. Meisha
ile olan karşılaşmam, bu ayrımı gözler önüne seriyor. Komutan Denethor'un
aktardığına göre Meisha, bir operasyon sırasında Nebu'ların elinden kurtarılmış
ve sonrasında Denethor'un araştırmalarına yardımcı olmayı seçmişti. Galaktik
Federasyon'un bir bilim departmanında bulunması, Akara bireylerinin Nebu
kontrolü dışında da varlık gösterebildiklerini kanıtlıyordu. Ayrıca bu durum,
onların olağanüstü bilimsel yeteneklerinin, Dominion'unkinden tamamen farklı
amaçlara yönlendirilebileceğini de gösteriyordu. Dolayısıyla Akara'lar; dış
görünüşlerine veya tarihsel ilişkilerine bakılarak otomatik bir şekilde
"iyi" ya da "kötü" olarak sınıflandırılmamalıdır. Her
birinin kendine has koşulları ve motivasyonları göz önünde bulundurulmalıdır.
-Bilince
Dair Farklı Bir Anlayış
Jezya'nın
tanıklığı, oldukça ilgi çekici bir soruyu gündeme getiriyor: İleri düzeyde bir
bilgi, canlı bir organizmaya, teknolojik gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun
başka hiçbir türün erişemeyeceği kadar derin bir biçimde entegre edilebilir mi?
Jezya'nın anlattıklarına bakılırsa, cevap "evet" gibi görünüyor.
Nebu'lar, Akara'ların kolektif bilincine sızabiliyorlardı; ancak bu bilincin en
derin katmanlarındaki bilgilere ulaşmak için gereken biyolojik koşulları yeniden
yaratamıyorlardı. Bu ayrım; zeka, bellek, biyolojik organizasyon ve bilincin,
geleneksel teknolojik modellerin tam olarak açıklayamadığı şekillerde birbirine
bağlı olabileceğini düşündürüyor. Ayrıca bu durum, araştırmalarım boyunca
karşılaştığım önemli bir ilkeyi de destekliyor: Teknolojik üstünlük, bilinç
veya Yaratılış hakkında daha üstün bir kavrayışa sahip olmak anlamına gelmez.
Akara'lar, Nebu'ların ne üretebildiği ne de bütünüyle ele geçirebildiği bir
şeye sahiptiler; Nebu'lar, kurdukları tahakküme rağmen bu bilgiye bağımlı
kalmaya devam ettiler.
Sonuç;
Büyükelçi
Jezya tarafından paylaşılan bilgiler, Akara Mantis'leri ile Nebu Dominion'u
arasındaki tarihsel ilişkiye dair yeni bir bakış açısı sunuyor. Bu bilgiler,
Akara'ları yalnızca dünya dışı bilimsel programlarda yer alan gizemli, böcek
benzeri varlıklar olarak değil; aynı zamanda sahip oldukları olağanüstü bilgi
birikimi nedeniyle sömürü hedefi haline gelmiş bir medeniyet olarak tanımlıyor.
Nebu'lar, kolektif bilinçlerine sızarak Akara'ların birçoğunu köleleştirmeyi
başardılar; ancak en çok arzuladıkları şeye, yani Akara'ların evren kavrayışına
sınırsız erişim sağlama hedefine ulaşamadılar. Kovanı kontrol edebildiler,
fakat onun bilgeliğine asla sahip olamadılar. Bu ayrım, Jezya’nın anlatısının
merkezinde yer alır ve bize, güç sahibi olmak ile bilgi sahibi olmanın her
zaman aynı şey olmadığını hatırlatır. Belki de hepsinden önemlisi, bilincin her
zaman ele geçirilebilen, kopyalanabilen veya kontrol edilebilen bir bilgiye
indirgenemeyeceğini gösterir.
- ELENA
DANAAN -

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder