Alex Collier'ın son yıllarda verdiği konferastan bir bölüm:
Sunabilecekleri bir teknoloji var ve
yardım etmek isteyen birçok ırktan sadece biri Andromedanlar. Ama yine de, özgür
irademiz var. Bu tür bir yardımı davet etmek için bilinçli bir çaba
gösterilmesi gerekiyor. Ancak aynı zamanda, ve de bu onların en büyük
endişelerinden biri, bizden de biraz sorumluluk almamızı istiyorlar.
Bunu yapmak için gezegendeki herkesin katılması
gerekmiyor. Toplumun belirli bir yüzdesi
gerekiyor. Bana söylenenlere göre, bu yüzde %7 ile %12 arasında bir yerde, 100
maymun sendromu denilen şeyi yaratmadan önce, yani bilinçli bir değişim
yaşanmadan önce.
Tüm insanların buna katılmaları bile
gerekmiyor. Aniden bir bilinç değişimi yaşayacaklar. Ve bana söylenenlere göre,
bu yüzdeye çok, çok yaklaşıyoruz, bu bir domino etkisi yaratacak. Ve aniden
insanlar değişiklikler yapmaya başlayacaklar. Belki de nedenini bile bilmiyor
olcaklar ve bu noktada bunun bir önemi yok, yeter ki bazı değişiklikler ve
dönüşümler yaparak, korkuyu bir kenara bıraksınlar ve karşılıklı saygı, sevgi
ve öz sorumluluğu tam olarak benimsesinler. Önemli olan tek şey bu. Bunu
bekliyorlar, çünkü buraya gelip bize bakıcılık yapmak istemiyorlar.
Galaksimizde geçmişte böyle şeyler yaşandığında işe yaramadı. Karşılıklı bir
ilişki, karşılıklı bir anlaşma, karşılıklı sorumluluk olmadan müdahale etmenin,
gezegendeki ırkı güçsüzleştirdiğini keşfettiler. Ve kimse bu hatayı tekrar
yapmak istemiyor.
Şimdi, neden Dünya? Ve sonra her şeyin
benim için nasıl başladığına geçeceğiz. Neden Dünya? Andromedalıların bakış
açısına göre, bu gezegendeki hepimiz, milliyetimiz ve ülkemiz ne olursa olsun,
genetik olarak soyluyuz. Şimdi, bu kavramı bir an düşünün.
Bilim bize bir hata olduğumuzu, aniden
biz haline gelen bir kimyasal havuz olduğumuzu söylüyor. Ayrıca hayvansı bir
ışık formundan evrimleştiğimizi de söylüyorlar. Bize daha birçok farklı şey de söyleniyor.
Tamam mı?
Şu anda, bu sunum için, bunların hiçbiri
aslında önemli değil. Çünkü önemli olan şu anda kim olduğumuz ve şu anda nerede
olduğumuz. İşte çok gelişmiş bir medeniyet Dünya'ya geri dönüyor ve diyor ki, size
kendiniz hakkında söylenen hemen hemen her şeyin saçmalık, yalan olduğunu
bilmenizi istiyoruz.
Aslında siz ruhsal varlıklarsınız ve
genetik olarak soylusunuz. Tamam mı? Bu sunumdan başka hiçbir şey anlamasanız
bile, lütfen sadece bunu anlayın.
Sizinle ilgili affedilmez hiçbir şey
yok. Sizinle ilgili sevgisiz hiçbir şey yok. Sizinle ilgili çok alçakgönüllü davranıp
değerinizi görmemezlikten gelme şansı hiç yok. Siz genetik olarak soylusunuz.
Şimdi yapmanız gereken tek şey bunu
kucaklamak. Bir ruh olarak kim olduğunuzu kucaklamak.
Gücünüzü ve öz sorumluluğunuzu ortaya
koyun. Hali hazıda olduğunuz lider olun. Hepiniz lidersiniz. Ve bu, dünyamızda
olanlar ile uzaylı dünyalarında olanlar arasındaki büyük farklardan biri.
Uzaylı medeniyetlerinde. Her bir insan,
lider olmak üzere yetiştiriliyor ve eğitiliyor. Takipçi yok. Başkan yok. Takip edilen
insanlar yok. Hayır yok.
Andromeda dünyasında, halklarından
herhangi biri, çocuklarından herhangi biri başkan olabilir. Herhangi biri.
Çünkü hepsi aynı bilgiye sahip. Tutarlılık yasası denilen şeyi uyguluyorlar.
Tamam mı? Her çocuk, erkek veya kadın, engelli fark etmeksizin, ebeveynlerinin
bildiği her şeyi öğrenir. Bilim insanlarının bildiği her şeyi. Onlardan hiçbir
şey saklanmaz. Çocuklar, dünyamızda 150 ila 200 yıla denk gelen bir süre okula
giderler ve orada tüm bilimleri öğrenirler. Kültürlerinde, toplumlarında
gerekli olan her şeyi yapmayı öğreniyorlar. Katkıda bulundukları sürece
istedikleri her şeyi yapmayı ve olmayı seçebiliyorlar. O teknoloji, o beceri, o
bağlılık, o topluma yönelik niyet. İhtiyaç duydukları her şey onlara veriliyor.
Hiçbir şey onlardan esirgenmiyor.
Çocuklarına çocuk bakıcısı olsun diye
televizyonu icat etmeyi asla düşünmezler. Bu asla olmaz. Her şey ruhun evrimine,
maneviyata ve ırklarının ilerlemesine yöneliktir. Bu, tutarlılık yasasıdır. Nüfuslarını
aptallaştırmıyorlar, ki bu da gezegenimizde durdurup bırakmamız gereken bir
şey.
Alex Collier
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder